Thesis Search




SEARCH RESULTS

Türkiye-Irak Kürt bölgesel yönetimi ilişkileri (2005'ten günümüze kadar)

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Yüksek Lisans Türkçe 2019 Diğer
Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra Osmanlı Devleti'nin parçalanmasından sonra Irak, İngiltere'nin manda yönetimine girmiştir. Musul ve Kerkük'teki petrol rezervlerinin olması Kuzey Irak'ın önemini arttırmaktaydı. Bu nedenlerden dolayı İngiltere, Kuzey Irak'ta yaşayan Kürtlerin otonomi girişimlerini engelleyerek Irak sınırları içerisinde kalması yönünde politikalar geliştirmiştir. Ancak Kuzey Irak'taki Kürtler, Irak merkezi hükümetine karşı çeşitli ayaklanmalar başlatmıştır. 1920'li yıllarda Şehy Mahmud Berzenci öndeliğinde başlayan ayaklanmalar 1930'lu yıllarda Berzenci'nin tutuklanmasından sonra Şeyh Ahmed Barzani öndeliğinde devam etmiştir. Şeyh Ahmed Barzani'nin etkisizleştirilmesinden sonra bu kez isyanlar Molla Mustafa Barzani önderliğinde; İran ve İsrail ile ilişkiler kurularak sürdürülmüştür. Barzani özellikle İsrail ile yakın ilişkiler kurup Irak'a karşı sürdürdüğü isyanlarda İsrail'den destek almıştır. Ortadoğu'daki İran-Irak rekabeti düşünüldüğünde Barzani'nin bu rekabeti yerinde kullanması İran'dan destek almasına neden olmuştur. Ancak İran'ın Barzani hareketine olan desteği taktik destek olup İran, Barzani hareketini Irak'a karşı baskı aracı olarak kullanmış, Irak'ın taviz vermesinden sonra Barzani hareketine olan desteğini geri çekmiştir. Türkiye 1990'lı yıllara kadar Kuzey Irak'taki Kürtlerle ilişki kurmaktan uzak durmuştur. Hatta Türkiye bu süreçte Kuzey Irak'taki Kürtlere karşı İran ve Irak ile antlaşmalar imzalamış, Kuzey Irak'taki Kürt isyanını bastırmak için girişimlerde bulunmuştur. İran-Irak Savaşı'ndan sonra Irak'ın Kuveyt'i işgalinden sonra Iraklı Kürtler Irak'ın zayıf durumundan istifade ederek yeniden ayaklanmıştır. Irak'ın Kuveyt'ten çıkarılmasından sonra Saddam Hüseyin, yenilginin sebebini güneydeki Şiilerden ve kuzeydeki Kürtlerden aramıştır. Bu nedenle Irak 1991 yılında Kuzey Irak'a operasyon başlatmıştır. Kuzeydeki Kürtler operasyondan dolayı Türkiye ve Irak sınırına doğru göç etmiş, Türkiye'nin sınırlarını açmasıyla Iraklı Kürtler Türkiye'ye sığınmıştır. Türkiye, İran ve Fransa güvenli bölgenin kurulması için BM nezdinde girişimlerde bulunulmuştur. Bu dönemde Özal tarafından Iraklı Kürtlerle ilişkiler kurulmaya başlanmıştır. 2003 yılında ABD'nin Irak'ı işgali Iraklı Kürler için dönüm noktası olmuştur. 2005 yılında hazırlanan Irak Anayasası'nda Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) resmi olarak kabul edilmiş, Irak'ta Arapça'nın yanı sıra Kürtçe'de resmi dil olarak kabul edilmiştir. Irak'ta başlayan yeni dönemde IKBY'nin konumu güçlenmiş ve Iraklı Kürtlerin hakları anayasal güvenceye alınmıştır. Bu nedenle başta İran ve İsrail olmak üzere ABD, Rusya ve Avrupalı devletler IKBY ile yakın ilişkiler kurmaya başlamıştır. 2007 yılından itibaren Türkiye'nin IKBY yönelik politikası değişmeye başlamıştır. Bu dönemde Türkiye'deki askeri vesayetin tasfiye edilmesiyle birlikte hükümetin dış politikada daha rahat hareket etmesi IKBY ile ilişkilerin başlamasına uygun zemini hazırlamıştır. İkili ilişkiler siyasi, ekonomik ve askeri alanla

Türkiye-Kırgızistan dış ticareti ve Kırgızistan ticaret kültürü

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Yüksek Lisans Türkçe 2019 Uluslararası İşletmecilik Bilim Dalı
Türkiye'nin Kırgızistan ile ilişkileri uzun bir geleneğe sahiptir; Kırgızistan'ın bağımsızlığını ilk tanıyan ülke Türkiye Cumhuriyeti olmuştur ve kardeş ülkeler arasındaki ikili ilişkilerin gelişmesi için çok önemli girişimlerde bulunmuştur ve bulunmaya da devam etmektedir. Bunun sonucunda iki ülke arasındaki ilişkiler artarak devam etmektedir. Bu bağlamda yeni kurulmuş olan Avrasya Ekonomik Birliği de gelecekte Türk devletlerinin entegrasyonunda önemli bir köprü olabilecektir. Büyük ortak pazarın Türkiye'den yatırımları bu bölgeye çekeceği beklenebilir. Bunun için Kırgızistan bir taraftan Avrasya Ekonomik Birliği ve Türkiye ile ticari, ekonomik ilişkilerini güçlendirirken, diğer taraftan yolsuzluk ve kriminalizasyon oranını azaltarak, siyasi ve ekonomik istikrarı sağlamalıdır. Ayrıca Yeni İpek Yolu projesi çerçevesinde daha düşük maliyetli ve hızlı taşımacılık olan demiryolu taşımacılığının gelişmesi de ticari ilişkilerin artmasına önemli katkı sağlayabilecektir. Bu tez çalışmasında, Kırgızistan'ın uluslararası ticaretteki iş kültürü, özellikle Türkiye ile arasında ticari ilişkiler ele alınmaktadır. Tezin araştırma bölümünde Kırgızistan'ın ticari kültür özelliklerini inceleyen Türk iş adamlarının ticaret yapmalarına faydalı olacaktır.

Türkiye'nin Çin medyasındaki imajı: 2015 yılından 2017 yılına kadar Çin gazetelerinde çıkan haberler

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Yüksek Lisans Türkçe 2019 Diğer
Bu çalışmada, içerik analizi bir araştırma yöntemi olarak kullanılmıştır. İçerik analizi, metinlerdeki veya metin kümelerindeki belirli sözcüklerin veya kavramların varlığını belirlemek için kullanılan bir araştırma aracıdır. Araştırmacılar, bu kelimelerin ve kavramların varlığını, anlamlarını ve ilişkilerini ölçüp analiz eder, daha sonra metinlerdeki mesajlar, yazarlar, izleyiciler ve hatta bunların bir parçası oldukları kültürler ve zamanlar hakkında çıkarımlar yapmaktadır. Bu araştırma, dilin farklılığı için ayrılan 3 Çin gazetesine odaklanmaktadır. Çince Gazetesi olarak People's Daily, China Youth Daily ve İngilizce Gazetesi olarak China Daily. Bu gazetelerini araştırma yöntemi içerik analizi ile incelenmektedir. Bu araştırma aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti ile Çin Halk Cumhuriyeti arasındaki ikili ilişkiyi incelemektedir. Bu araştırmanın istatistiklerinin gelecekteki göreceli araştırmalara fayda sağlayacağını umulmaktadır. Anahtar Kelimesi: İçerik Analizi, Türkiye Cumhuriyeti, Çin Halk Cumhuriyeti People's Daily, China Youth Daily, China Daily

Türkiye'nin dış politikasında balkanlar: Kosova ve Arnavutluk örneği

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Yüksek Lisans Türkçe 2021 Uluslararası İlişkiler Bilim Dalı
Tarih boyunca Balkanlar, büyük güçler arasında bir çatışma alanı olmuştur. Balkanlar, coğrafî olarak büyük olmamasına rağmen her zaman sorunlu bir bölge olmuştur. Jeopolitiği, tarihi ve kültürüyle Balkanlar, Türk dış politikasında önemli bir rol oynamaktadır. Bu bağlamda Balkanlarla Türkiye'nin ortak geçmişi beş yüz yıldan daha uzun bir tarihe sahiptir. Dünya tarihinde zaman içerisinde büyük devletlerin güç mücadelelerine sahne olan Balkanlar, Türkiye açısından önemli bir coğrafyadır ve kendisi de bu coğrafyanın bir parçasıdır. Dolayısıyla Balkanlar'daki her sorun Türkiye'nin de sorunu olmaktadır. Türk dış politikasının Balkanlar'da yeniden şekillenmesi, Yugoslavya'nın dağılmasıyla başlamıştır. Böylece Türkiye, uluslararası sistemde bölgesel bir aktör olarak Balkanlar'ı yeniden inşa etme sürecine başlamıştır. Balkanlar'da güçlü bir oyuncu konumuna gelen Türkiye, özellikle Kosova ve Arnavutluk'taki siyâsî, ekonomik ve kültürel hegemonyasını genişletmiştir. Tez çalışmasının ana konusunu oluşturan Türkiye'nin Balkanlar'a yönelik dış politikası, Kosova ve Arnavutluk örneği üzerinden uluslararası ilişkiler ve gelişmeler ekseninde incelenmektedir. Tez çalışmasında etnik kimlik açısından hem Arnavutluk hem de - Kosova Arnavut milletine ait olduğu için- Türkiye ile Arnavutlar arasındaki ilişkiler çok vektörlü bir analize tâbi tutulmuştur. Kosova'nın nüfusunun mutlak çoğunluğu (%95) Arnavutlardan oluşmaktadır. Bu bağlamda Kosova ve Arnavutluk iki ayrı devlet olmasına rağmen aynı millet kimliğine sahip olduğu için yakın bir ilişki içerisindedir. Arnavut kökenli vatandaşlar dünyanın farklı birçok ülkesine dağılmış olarak yaşamaktadır. Türkiye Cumhuriyeti, bünyesinde 5 milyondan fazla Arnavut kökenli vatandaş barındırmaktadır. Bu bağlamda bakacak olursak diğer dünya devletlerine dağılmış olan Arnavut kökenli vatandaşların en büyük çoğunluğu Türkiye'de yaşamaktadır. Anahtar Kelimeler: Balkan Bölgesi, Dış Politika, Türkiye, Kosova, Arnavutluk

Türkiye'nin dış politikasının Afrika'daki dönüşümü

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Doktora Türkçe 2020 Diğer
Türkiye ile Afrika arasındaki ilişkilerin 2002'den bu yana ana akım olarak görülmesi bu işbirliğinin siyasi, diplomatik, ekonomik veya insani boyutlarını vurgulamıştır. Türkiye'nin dış politikasının Afrika'daki dönüşümü konulu bu tez ile ilgili, Türkiye'nin Afrika'daki dış politikasının arkasında (henüz ana akım tarafından yeterince vurgulanmayan) büyüyen bir güvenlik boyutu olduğunu savunmaktayım; böylece Türkiye Afrika'da yükselen bir güvenlik aktörü olarak görünmektedir. Bu tez merkezi soruyu cevaplıyor, Türkiye'nin Afrika'daki dış güvenlik politikasının unsurları ya da varlıkları nedir ve bu politika nasıl uygulanmaktadır? İkincil veri ve mülakatlardan (derinlemesine, yarı yapılandırılmış ve açık) önemli bir şekilde yararlanılması, bu tez, güvenlik teorisine hybrid bir yaklaşıma dayanmaktadır. Bir yandan, güvenliği sağlamak için devletlerin nihai görevi olarak Kenneth Waltz'un yapısal gerçekçiliğinin okunmasından yararlanır; öte yandan Kopenhag Okulu'nun güvenleştirme analizlerini ve referans nesnesini geleneksel materyalizmin ötesine genişleten menkul kıymetleştirme teorisi, böylece değerler, fikirler ve kimlik gibi kavramları vurgulamaktadır. Bu metodolojik ve teorik çerçeveye istinaden, bu tezde Türkiye'nin Afrika'daki dış güvenlik politikasının öncelikle uluslararası aktörler ve başta BM ile işbirliği içinde barışı koruma operasyonları etrafında dile getirildiğini savunmaktayım. Bu dış politika aynı zamanda askeri ve stratejik anlaşmalar yoluyla bireysel bir Türk güvenlik teklifinin yanı sıra savunma sanayileri alanındaki işbirliğini de vurgulayarak Türkiye'yi Afrika'da yükselen bir güvenlik oyuncusu olarak tanınmaktadır. Buna ek olarak, Kopenhag Okulu güvenlikleştirme teorisi sayesinde 15 Temmuz 2016 mağlup darbe girişiminden ve Gülénistlere ya da FETÖ ağlarına karşı mücadeleden bu yana Türk eğitim ve kimlik modelinin nasıl ulusal bir güvenlik sorunu haline geldiğini gösteriyor. Bu biçimde FETÖ örgütünün küresel boyutu Afrika'yı Türk ulusal güvenlik meselelerinin operasyon tiyatrosu haline getirmektedir. Sonuçlarımızın ardından bu tez, gelişmekte olan ülkelerde gelişen güçlerin davranışlarının mevcut statükoyu değiştirmede anlaşılmasına önemli bir katkı olarak gözükmektedir, oysaki ilk kez ortaya çıkan yabancı kalkınma yardımlarının bağışçılarına bakılmıştır.

Türkiye'nin elektrik üretim yatırımları optimizasyonunda yenilenebilir enerjinin ekonomik kalkınma ve istihdama etkisi

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Doktora Türkçe 2019 Diğer
Bu tez çalışmasının amacı; Türkiye'nin elektrik üretim yatırım optimizasyonunda, yenilenebilir enerji kaynaklarının ekonomik büyüme üzerindeki etkisinin araştırılmasıdır. Çalışmanın amacına ulaşmak için optimizasyon modelleri geliştirilmiştir. Amaç fonksiyonları olarak Ekonomik büyümeyi simgeleyen Gayri Safi Yurtiçi Hasılasının (GSYİH) maksimizasyonu ve istihdam maksimizasyonu olarak seçilmiştir. Elektrik enerjisinin kaynaklara göre üretiminin maliyet minimizasyonu ve karbondioksit salınım minimizasyonu amaç fonksiyonları karşılaştırma amaçlı çözümlenmiştir. Optimizasyon modelinin karar değişkenleri olarak; kaynaklara göre üretilecek elektrik enerjisi ve kaynaklara göre üretilecek elektrik enerji yatırımları seçilmiştir. Kaynaklara göre üretilmekte olan elektrik enerjisinin GSYİH'sına etki payını bulmak için bazı ekonometri metotları denenmiştir. Optimizasyon çalışması GAMS uygulaması CPLEX çözüm algoritması ile yapılmıştır. Amaç fonksiyonunun değişimine göre alınan ortalama sonuçlar bunu ifade etmekte; Türkiye için en önemli ve en çok destek gösterilmesi gereken enerji kaynağı bu hidrolik enerjidir, ülkenin ekonomisine ve istihdamın artmasına neden olan diğer bir yenilenebilir enerji kaynağı bu rüzgardır, birim fiyatının ucuzluğundan ve ekonomik büyümeye neden olan nükleer enerji kaynağı tüm amaç fonksiyonları için ortalama %8 oranda kendi payını almakta. Anahtar kelimeler: Ekonomik kalkınma, İstihdam, Optimizasyon, GAMS

Türkiye'nin Filistin politikasında dönüşüm: 2002 öncesi ve AK Parti dönemlerine dair bir karşılaştırma

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Doktora Türkçe 2019 Yakınçağ Tarihi Bilim Dalı
Filistin meselesi, bölgenin en etkili meselelerinden biri olarak addedilmektedir; Türkiye, AK Parti'nin iktidarından önceki dönemlerde gözünü başta Filistin Meselesi olmak üzere çoğunlukla Arap ülkelerinden Avrupa ülkelerine çevirmiştir. İsrail'le de stratejik işbirliği yaparak siyasi ve askeri anlaşmalar imzalamıştır. Bununla beraber BM'de bazen İsrail'in lehine oylar vermiş; bazen de aleyhine olmuştur. Bu şekilde politikasını bir süre yürütmüştür. Şunu ifade etmek gerekir ki Ortadoğu'nun siyâsî meseleleriyle kendi politikasını uyumlu bir şekle getiren AK Parti'nin 2002'de iktidara gelmesiyle birlikte süreç yeni bir ivme kazanmıştır. Özellikle Filistin meselesine yönelik bölgesel rolü ve dış politikasının temelleri yeniden şekillenmiştir. Bu süreçle birlikte Ortadoğu ülkeleri içerisinde en çok önem atfedilen ülke Filistin olmuştur. Dolayısıyla özellikle Türkiye'nin sağladığı resmi siyasi tutumlar ve yaptığı ekonomik yardımlar açısından bakıldığında; bölgeye birçok konuda büyük desteği olmuştur. Çalışmamızın amacı, AK Parti öncesi Türkiye'nin Filistin politikasında AK Parti sonrasında ne gibi değişikliklerde bulunduğu ve Filistin'e karşı hassasiyetiyle birlikte İsrail'le nasıl stratejik iş birliği yapabildiğini ortaya çıkarmaktır. Buna ek olarak AK Parti öncesi ve sonrası dönemler arasında karşılaştırma yaparak değişiklikleri ele almak ve o farklılıkların nedenleri ve Filistin meselesi üzerindeki etkilerini araştırmaktır. Ayrıca Türkiye'nin Filistin ile olan ilişkilerini, Filistin meselesine yönelik politikasını ve yaklaşımlarını şekillendiren faktörleri belirtmektir. Üç bölümden oluşan bu tez araştırmasının birinci bölümünde Türkiye'nin Filistin meselesine resmi yaklaşımlarının ne zaman başladığı ve başlarda bulunduğu tutumlarının neler olduğu araştırılmıştır. İkinci bölümünde AK Parti'nin iktidara gelmesinden sonra Türkiye'nin oynadığı rolün hedeflerinin, tutumlarının neler olduğundan ve Filistin ile olan ilişkilerinin farklı alanlarda nasıl ilerlediğinden söz edilmiştir. Bununla birlikte Türkiye'nin Filistin meselesine yönelik; bundan önceki tutumları değerlendirilerek iki döneme dair karşılaştırılması yapılmıştır. Üçüncü bölümü ise Türkiye'nin Filistin meselesine yönelik rolünün belirleyici faktörlerinin, sınırlarının ve karşılaşılan dış ve iç zorlukların neler olduğu ele alınmıştır. Üstelik bu bölümün son kısmında de, Türkiye'nin (AK Parti döneminde) İsrail'le olan ilişkilerinin ve Filistin meselesine etkilerinin de neler olduğu araştırılarak analiz edilmiştir.

Türkiye'nin kamu diplomasisi çerçevesinde Afrika'ya uyguladığı yumuşak güç (2002 ve sonrası)

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Yüksek Lisans Türkçe 2021 Ortadoğu ve Afrika Çalışmaları Bilim Dalı
Türkiye, s?n 10 yılda ek?n?mik ilişkilerinin yanı sıra siyasi ilişkilerini de geliştirerek bölgesel gücünü göstermiştir. Türkiye sahip ?lduğu çeşitli kamu ?e özel kurumlar sayesinde günümüzde Afrika ile ilişkilerine derinlik kazandırmaktadır. Bu çalışmada Türkiye'nin Afrika'ya yönelik faaliyetlerinde izlemekte ?lduğu siyasetin Afrika kıtasına faydaları ?e nasıl daha faydalı ?labileceği değerlendirilecektir. Türkiye'nin Afrika'ya yönelik uygulamakta ?lduğu yumuşak güç p?litikası sadece Afrika'yı keşfetmek ?eya kıtanın ihtiyacı ?lan ek?n?mik yardımlardan ibaret değildir, bu p?litika aynı zamanda Afrika'nın zengin kaynaklarının Afrika ülkelerine uygun şekilde yönetimi k?nusunda, Türkiye'nin yardımcı ?lmaya çalışmasıdır. Bugün Türk akademisyenler, üni?ersiteler ?e medya, akademik anlamda ?e resmi rap?rlarda Afrika'nın önemini kavranmış bulunmakta ?e Türkiye'deki birç?k kurum Afrika araştırma merkezleri kurmuştur. Türkiye'nin yaklaşım stratejisi hem insani yardımın hem de kalkınma yardımlarının birleşimine dayanmaktadır. Yüzyıllarca Batılılar, sömürgecilik sistemini sadece Afrika'nın d?ğal kaynaklarını A?rupa'ya taşımak ?e zenginleşmek için kullanmışlardır. Afrika halkının Türkiye'den beklentileri, Türkiye'nin bu acı üzerinde yürümemesi, Türkiye'nin sahip olduğu kalkınma tecrübelerini paylaşması ?e tekn?l?jisinin transferini sağlamasıdır. Bugün Afrika'nın ihtiyacı ?lan ek?n?mi ?e insani yardım değil, zengin yeraltı kaynaklarının uygun şekilde kullanılmasıdır. Belki Türkiye bu k?nuda yardımcı ?labilir. Türkiye Afrika'da eğitim çalışmaları yaparken her ülkenin kültürüne, dinine, mezhebine, diline ?e etnik hassasiyetlerine s?n derece dikkat etmelidir.

Türkiye'nin kaya gazı potansiyelinin analizi

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Yüksek Lisans Türkçe 2018 Diğer
Geçmiş yıllarda endüstriyel uygulaması ankonvansiyonel hidrokarbon kaynakları, enerji üzerine yapılan köklü değişikliklerde önemli bir rol oynamış ve önemli bir derecede de dünyanın enerjiye olan bakışını değiştirmiştir. Bilindik enerji kaynaklarının kullanımındaki azalma, artan enerji talebini karşılamak için ülkeleri alternatif kaynakları bulma arayaşına yönlendirmiştir. Bunun sonucunda da, dünya doğalgaz kaynaklarının tedariğini artırma amacıyla Kaya Gazı Yeniliğinin devreye girdiğinin farkına varmıştır. Bu yüksek lisans tezinin esas amacı, Türkiye'deki mevcut kaya gazının gelişimini analiz etmektir. Ülke doğal kaynaklarının taşınmasında önemli bir stratejik konuma sahip olduğundan, kaya gazı kullanımındaki gelişmeler olumlu bir şekilde ülkelerin gelişmişlik düzeyini ve haliyle ülkenin de enerji tedariğini etkileyebilmektedir. Yine de kaynakla ilgili yeterli verilerin olmamasından dolayı kaya gazı rezervleri açısından niceliğini ve kaynağın özelliklerini belirleyen net bir veri yok, yabancı kaynakların yaptığı son değerlendirmelerden, ülkedeki çoklu havzalarda kaya gazının olduğu tahmin ediliyor. Kaya gazının olduğu bölgeler, Trakya, Güneydoğu Anadolu, Tuz Gölü, Sivas ve Gurun Havzalarıdır. Tahminler, özellikle Trakya ve Güneydoğu Anadolu'daki havzaların umut verici olduğunu belirtiyor. Trakya'daki Hamitabat ve Mezardere bölgeleri teknik olarak 34'ü riskli Tcf (1 Tcm), 6'sı da işlenebilir Tcf (0,2 Tcm) havzaları içine alıyor. Aksine, Güneydoğu Anadolu'daki Dadaş bölgesi (ülkedeki en yüksek rezerve sahip bölge) 130'u riskli Tcf (3,68 Tcm), 17'si işlenebilir Tcf (0,5 Tcm) havzalardan oluşuyor. Bu tez aynı zamanda farklı ülkelerdeki kaya gazı gelişimini de kuşbakışı olarak gözlemlemektedir. Anahtar Sözcükler: Kaya gazı, enerji, Türkiye, ankonvansiyonel gazı, fracking.

Türkiyenin Orta Doğu ülkeleri ile ticari ilişkilerinin analizi

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Yüksek Lisans Türkçe 2019 Uluslararası Ticaret ve Para Yönetimi Bilim Dalı
Ülkeler bulundukları coğrafi özellikler veya üretim biçimlerindeki farklılıklar dolayısıyla ülkeler farklı ürün ve hizmet üretimi söz konusudur. Farklı olarak üretilen bu ürün ve hizmetlerin satılmasıyla da dış ticaret meydana gelmektedir. Bu anlamda baktığımızda Orta Doğu ülkeleri coğrafi olarak bulundukları konum ve ellerinde bulundurdukları petrol ve doğalgaz benzeri yeraltı kaynakları bakımından dış ticarette mühim bir yerde bulunmaktadırlar. Bu bakımdan Türkiye'nin de bulunduğu konum itibariyle Orta Doğu'ya yakın olması dış ticari ilişkiler açısından çok kritik olmaktadır. Baktığımızda Türkiye'nin Orta Doğu ülkeleriyle yapacağı dış ticaretten oldukça karlı çıkacağı ortadadır. Bu çalışmada Türkiye ile Orta Doğu ülkeleri arasındaki ticari ilişkiler ortaya konulmaya çalışılmıştır. Bu doğrultuda seçilen bazı Orta Doğu ülkeleri ile Türkiye arasındaki ticari ilişkiler incelenmiştir. Türkiye ve Orta Doğu arasındaki ilişkiler açısından dış ticaret oldukça önemlidir. Bilindiği üzere Orta Doğu'nun en yüksek kazancı ve ihracatı olan petrol ve doğal gaz olması ve bununla birlikte Türkiye'nin de petrol ve doğal gazın ithalatçısı konumunda bulunması Türkiye ile Orta Doğu'nun dış ticaretlerinin gelişmesindeki en önemli husustur. Bunun haricinde ise Orta Doğu ülkelerindeki taleplerin sürekli biçimde yükselmesi, Türkiye ihracatı açısından da oldukça önem arz etmektedir.

Türkiye'nin Ortadoğu'daki rolü (2003-2015): Fırsatlar, kazançlar ve zorluklar üzerine bir analizdir

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Yüksek Lisans Türkçe 2020 Diğer
Bu tezin amacı, Türkiye'nin 2003-2015 yılları arasında Ortadoğu'daki rolünü analiz etmektir çünkü Türkiye'nin bu dönemde hangi rolü oynamayı hedeflediğinin açık olmadığı görülmektedir. Bu çalışma, yapılan bibliyografik inceleme ve doküman analizi gibi yardımcı metotlardan yararlanılarak ortaya konulmuş; betimleyici ve tümevarımsal bir çalışmadır. Burada uygulanan metodoloji Türkiye'nin Adalet ve kalkınma Partisi (AKP, Ak Parti) iktidarının meselesini ve hedeflerini daha iyi anlamamızı sağlamaktadır zira AKP iktidarı bölgede ve uluslararası ölçekte farklı bir politika gütmektedir. AKP bölgede Türkiye'ye yer açmak adına bölgesel politikaya aktif olarak katılmayı hedeflediği farklı bir dış politika planıyla iktidara gelmiş ve böylelikle, Türkiye'nin bölgede bugüne dek uyguladığı politika yaklaşımını değiştirerek bölgesel siyasette daha aktif olmaya başlamıştır. Nitekim 2003'ten sonra uluslararası konjonktür, Türkiye'ye bölgede belirleyici bir rol oynamak için birçok fırsat sunmuştur. Bölgedeki Arap Baharı etkileri (2011) ve daha sonra Türkiye'deki başarısız darbe girişimi (2016), Türk diplomasisinin bölgede politika değiştirme yaklaşımına katkıda bulunmuştur. Bu, Türkiye'nin Ortadoğu'daki rolünü belirlemiş ve yeni sert diplomasi yaklaşımı nedeniyle Türkiye'ye bazı zorluklar getirmiştir.

Türkiye'nin Sahra Altı Afrika'sındaki ekonomik çıkarları (2005-2016): Bir stratejik çeşitlenme mi yoksa ittifak değişikliği durumu mu?

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Yüksek Lisans İngilizce 2018 Siyaset ve Sosyal Bilimler Bilim Dalı
Bu tez, Türkiye'nin Sahra Altı Afrika'sındaki stratejik merakının, ekonomik farklılığın anlaşmaya varmasının bir davası olup olamayacağı sorusuna cevap vermektedir. Türkiye ve Sahra Altı Afrika arasındaki ilişki Osmanlı İmparatorluğu dönemine dayanmaktadır. Birçok akademisyen bu konuda tartışma içerisindedir. 1923 yılında Türkiye Cumhuriyeti'nin oluşumundan beri Afrika'da belirgin bir Türk dış politikası izlenmemiştir. Sahara Altı Afrika hiçbir zaman Türkiye'nin ilgi alanında olmamıştı. Türkiye, Avrupa Birliği üyeliği ile ilgili müzakerelerle meşguldü. Orta Doğu'daki bölgesel dengesizlikler ve askeri rejimlerin neden olduğu iç siyasi sistem problemleri, Sahara Altı Afrika'yı Türkiye'nin dış politikasından bir adım daha uzaklaştırdı. Bununla birlikte AKP iktidara geldiğinde Ankara, Afrika eylem planı vasıtasıyla Sahara Altı Afrika ile muhattap olmak konusunda agresif bir hal amıştı. Bu tez bu nedenle Türkiye – Sahara Altı Afrika ekonomik işbirliği süreci hakkında daha fazla ayrıntı içermekte ve aynı zamanda bu işbirliği ile sosyal, ekonomik ve politik açıdan neler elde edildiği konusunu tartışmaktadır. Uygun fırsatlar da, zorluklar da Türkiye – Sahra Altı Afrika işbirliği tarafından deneyimlenmiştir ve sonuç olarak da zorlukların üstesinden gelinmiştir.

Türkiye'nin yenilenebilir enerji politikaları ile AB 2030 enerji stratejilerinin uyumu

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Yüksek Lisans Türkçe 2017 Uluslararası İktisat Bilim Dalı
Nüfus artışı, şehirleşme, sanayileşme ve hükümet politikaları gibi faktörler nedeniyle enerji geçmişe kıyasla daha önemli bir faktör haline gelmiştir. Enerji verilerini incelemek, arz ve tüketim enerjisinin arttırılması, fosil enerji kaynaklarının rolü ve yeni enerjilerin (yenilenebilir enerji gibi) paylaşımına vurgu yapmaktadır. Yenilenebilir enerji kaynaklarının önemi nedeniyle, başarılı bir bölge veya ülke politikalarını gözden geçirmek, diğer ülkeler için bir model olarak görülebilir. Bu tezin amacı, Türkiye'nin yenilenebilir enerji politikalarını (yenilenebilir kaynak potansiyeli yüksek olan bir ülke) AB politikasıyla (bu alanda dünyanın en başarılı kuruluşlardan biri olan) karşılaştırarak değerlendirmektir. Bu nedenle, bu çalışmanın ana hedefi 2030 AB enerji stratejileri üzerinedir. Sonuçlar, Türkiye'nin ana problemlerden birinin yenilenebilir enerji sektöründe uzun vadeli politikalarında olduğunu göstermektedir çünkü bu sektör yatırımcılar için politika istikrarı ve destek politikalarında önemli bir rol oynamaktadır. Ayrıca yenilenebilir enerji kaynakları arasında güneş enerjisi politikaları daha fazla dikkate alınmalı ve bununla beraber rüzgâr enerjisi alanında da kararlı politikalar oluşturulmalıdır. Türkiye, AB politikasıyla karşılaştırıldığında, Türkiye'de çevre dostu bir kaynak olan jeotermal enerjinin payı çok düşükken, çevre tahribatına sebep olan hidro enerjinin ise önemli bir paya sahip olduğu görülmektedir. Yenilenebilir enerji sektöründe ki resmi verilere göre, AB'nin başarılı politikalar sürdürdüğü bir dönemdeyken Türkiye'nin bu alandaki politikasında önemli bir değişiklik yapamadığı gözlemlenmektedir. Türkiye'nin AB'ye kıyasla yenilenebilir enerji statüsünü geliştirilmesi için daha zor bir yolla karşı karşıya kalacağı vurgulanmalıdır. Ancak, yenilenebilir enerji kaynakları açısından yüksek potansiyele sahip bir ülke olarak, yenilenebilir enerji alanında istikrarlı ve uzun vadeli finansal destek yaratmanın yanı sıra politikaları değiştirerek ve reform yaparak konumunu geliştirmesi mümkündür.

Türkiye-Rusya arasındaki mevcut ulaştırma ağının analizi ve çoklu ulaştırma sistemleri alternatiflerinin geliştirilmesi

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Doktora Türkçe 2013 Denizcilik İşletmeleri Yönetimi Bilim Dalı
Dünya ticaretinin büyümesine bağlı olarak ulaştırma ağlarının önemi artmış ve bu da beraberinde daha verimli, sürdürülebilir ve çevre dostu olan çoklu (multimodal) , modlararası (intermodal) ve kombine (combined) taşımacılık gibi ulaştırma sistemlerinin önemini güçlendirmiştir. Son yıllarda karayollarında yaşanan trafik sıkışıklığı, artan kazalar, gürültü, sınır geçişi sorunları, azalan enerji kaynakları ve artan çevresel sorunlar ülkeleri her bir taşıma modunun avantajlarından yararlanarak, optimum taşımacılık hizmetleri yoluyla sürdürülebilir taşımacılık politikalarına yöneltmiştir. Artan rekabet koşullarında müşterilerine daha iyi hizmet vermek isteyen uluslararası taşımacılık işletmeleri, değişen talep koşullarında ulaştırma hizmet sağlayıcılarının geliştirdiği çoklu taşımacılık gibi yeni ulaştırma alternatiflerinden faydalanmaktadırlar. Aynı zamanda bölgeler arası ve uluslararası ticaretin artmasına bağlı olarak ulaştırma sektöründe meydana gelen yeni trendler, yeni yük ve yolcu trafiğine daha iyi hizmet verebilmek için ortaya çıkan bir zorunluluk haline gelmiştir. Bu çalışmada Türkiye-Rusya arasındaki ticarete hizmet veren/verecek çoklu ulaştırma sistemleri alternatiflerinin değerlendirilmesi yapılmıştır. Çalışma kapsamında Türkiye?den Rusya?ya işlenmiş doğal taş ihracatı alanında beş farklı çoklu ulaştırma rotası belirlenerek bu rotalardan optimum olanını seçebilmek için çeşitli değerlendirmeler yapılmıştır. Çoklu ulaştırma maliyet modeli, hedef programlama ve AHP gibi üç farklı yöntem bir arada kullanarak optimum rotanın seçimine yardımcı olacak bir çözüm sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Çoklu Ulaştırma, Rusya Federasyonu, Türk Doğaltaş Sektörü, AHP, Hedef Programlama.

Türkiye'ye eğitim amaçlı gelen uluslararası Çinli öğrencilerin sosyal bütünleşmeleri

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Yüksek Lisans Türkçe 2020 Diğer
Son yıllarda Türkiye ve Çin arasındaki ekonomi ve ticaret ilişkileri artmaktadır. Türkiye'nin ''Orta Koridor girişimi'' ve Çin'in İpek Yolu Ekonomik Kuşağı ve 21. Yüzyıl Deniz Yolu İpek Yolu(B & R)unu yeniden canlandırması daha fazla Çinli öğrencinin Türkiye'ye gelmesini sağladığı söylenebilir. Çinli öğrenciler için Türkiye, dili, kültürü ve yaşam tarzı ile yepyeni bir deneyim alanı sunmaktadır. Bu çalışmada Çinli öğrencilerin eğitim hayatında ve günlük yaşamlarında karşılaştıkları zorluklar, sosyal iletişim becerileri, finansal sıkıntılar ve Türk kültürü ile bütünleşmesine sürecine ilişkin düşünce ve anlam dünyaları doğrudan onların deneyimleri ve söylemleri üzerinden ele alınmıştır. Çalışmada temel amaç Çinli öğrencilerin eğitim için Türkiye'yi seçme nedenlerini belirlemektir. Bunun yanı sıra Çinli öğrencilerin eğitim süreçlerinde Türk kültürü ile sosyal bütünleşme düzeylerini ve Türkiye'ye ilişkin düşünce ve deneyimlerini betimsel düzeyde ortaya koymak da çalışmanın bir diğer amacını oluşturmaktadır. Çalışma sonucunda Çinli öğrencilerin Türkiye'yi eğitim için seçme nedenlerinin Türkçeye ilişkin eğitim alması, Türkiye'nin laik ve müslüman ülke olması, Türkiye'ye ilgi ve sempati duyması, Hayat ve eğitimde bir değişme fırsatı, burs ve Kişi önersi olduğu görülmüştür. Türk kültürüne entegrayson düzeyi düşük olan Çinli öğrencilerin daha çok kendi aralarında segre bir yaşamı tercih ettikleri görülmüştür.

Türkiye'ye gelen Kazak turistlerin çevrimiçi platform kullanımı

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Yüksek Lisans Türkçe 2021 Diğer
Çevrimiçi destinasyon tanıtım ve pazarlama platformları, turizmin önemli bir aracı ve bireylerin tercih ve kararları üzerinde büyük bir role sahiptir. Bu tez, farklı nitelikteki destinasyon tanıtım platformlarının Türkiye'ye gelen Kazak turistlerin destinasyon seçim sürecinde tercih ve karar verme süreçlerine olan etkisini araştırmaktadır. Nicel veri toplama yöntemi ile gerçekleştirilen bu araştırmada anket tekniği uygulanmıştır. Veri setini Google Forms aracılığıyla 342 kazak turistten elde edilen veriler oluşturmaktadır. Türkiye'ye gelen Kazak turistlerinin destinasyon seçim kararlarına olan etkisini belirlemeye yönelik katılımcıların verdikleri yanıtlar IBM SPSS 26 programına aktarılarak test edilmiştir. Güvenilirlik analizi, Fark testleri (Anova, Bağımsız t testi), Faktör analizi, Korelasyon ve Regresyon analizleri yapılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, turistlerin tanıtım platformlarını kullandıkları, tercih ve kararlarını olumlu etkilediği ve bunun yaş ve eğitim durumlarına göre farklılık gösterdiği, buna karşılık, platformların turist kararlarını etkilemede cinsiyet, meslek ve medeni durumlara göre anlamlı farklılık bulunmadığı belirlenmiştir. Sonuç olarak, Türkiye'nin destinasyon tanıtım ve satış organizasyonları kazak turistlerin nitelik ve özelliklerini dikkate alarak faaliyetlerini yürütmeleri gerekir.

Türkiye'ye göç etmiş İranlı ergenlerde sosyal kaygı ve okul bağlılığı

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Yüksek Lisans Türkçe 2021 Eğitim Psikolojisi Bilim Dalı
Bu araştırmanın amacı, Ankara ilinde, 13 ve 18 yaş aralığında öğrenim gören İranlı göçmen öğrencilerin sosyal kaygı ve okul bağlılığı durumlarını araştırmaktır. Ayrıca bu öğrencilerde sosyal kaygı ve okul bağlılığı düzeylerinin cinsiyet, sınıf, anadil ve maddi durumu gibi demografik değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığı da incelenmiştir. Araştırma grubu Ankara ilinde 7, 8, 9, 10, 11 ve 12. sınıflarda öğrenim gören 96 kız ve 92 erkek olmak üzere toplam 188 İranlı göçmen öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmada sosyal kaygı için La Gressa (1998) tarafından geliştirilen ve Ostovar ve Razaviyye (2013) tarafından geçerlilik ve güvenirlik çalışması yapılan Sosyal Kaygı Ölçeği veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Bunun yanısıra okul bağlılığı için Panaghi, Ahmadabadi, Mohammadi ve Mashhadi'nin (2010) geliştirdiği Okul Bağlılığı Ölçeği ve ayrıca öğrencilere yönelik veri toplama amacıyla kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Verilerin analizi için SPSS aracığıyla Pearson Korelasyon ve Çok Değişkenli Varyans Analizi (MANOVA) yapılmıştır. Bu araştırma sonucunda, İranlı göçmen öğrencilerin sosyal kaygı ve okul bağlılığı durumları orta düzeyde bulunmuştur. Bu sonuçlara göre sosyal kaygı ve okul bağlılığı arasında düşük düzeyde negatif yönde bir ilişki vardır. Araştırma sonuçları göçmen öğrencilerin sosyal kaygı düzeyinde cinsiyet ve maddi durum değişkenlerine göre anlamlı farklılığın olduğunu, fakat sınıf ve anadili değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık olmadığını göstermektedir. Ayrıca okul bağlılığı düzeyinde cinsiyet ve sınıf değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık olduğu, anadili ve maddi durum değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık olmadığı bulunmuştur.

Türk-Kırgız ortaklıklarında güven, kontrol ve risk algısı

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Yüksek Lisans Türkçe 2018 Diğer
1991 yılında Sovyetler Birliği'nin dağılmasıyla, bağımsızlığını ilan eden Kırgızistan'ı tanıyan ilk ülke Türkiye olmuş ve iki ülke arasında ortaklık ilişkileri kurulmaya başlamıştır. Ortaklık ilişkilerinin başarılı bir şekilde yürütülebilmesi için ortaklar arası paylaşım ortamı en önemli konulardan biridir. Bu ortamın elbette en önemli etkinliği ortakların birbirlerine karşı geliştirebilecekleri güvendir. Güven ve kontrol sistemleri ile ortaklar arasında ortaya çıkabilecek risk faktörleri azaltılarak başarısızlık olasılığı en aza indirilebilir. Dolaysıyla bu çalışma, Kırgızistan'da faaliyet gösteren Türk-Kırgız ortak şirketlerinin rekabet avantajı yaratan ve etkinliğini etkileyen güven, kontrol ve risk algısı faktörlerinin incelenmesi, analiz edilmesi ve ölçülmesini amaçlamaktadır. Çalışmanın araştırma bölümü, Kırgızistan'da faaliyet gösteren 82 Türk-Kırgız şirketindeki 165 yöneticiden anket tekniği ile toplanmış veriler ve bu veriler için istatistiksel analiz uygulamaları ve yorumlamaları sonucu hazırlanmıştır. Araştırma sonucunda güven ile kontrol arasında anlamlı ve pozitif yönlü bir ilişkinin varlığı tespit edilmiştir. Güven ve kontrol sağlandıkça risklerin azalması durumu söz konusudur. Elde edilen sonuçlar göstermektedir ki, bu iki faktörün sağlanması risklerin azaltılmasında büyük önem arz etmektedir.

Türkmen atasözlerine psikolojik bir yaklaşım

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Doktora Türkçe 2012 Diğer
Bu çalışmada, psikoloji biliminin hayatımızın bütün yönlerini kapsadığı ve dolayısıyla halk ürünü olan atasözlerinin her birinin de bir psikolojik durumu açıkladığı düşüncesinden hareketle Türkmen atasözleri psikolojik yönden incelenmiştir.Türkmen atasözleri, konuları bakımından birbirine benzer psikoloji alanlarından oluşturulan ?Deneysel ve Fizyolojik Psikoloji?, ?Gelişim ve Kişilik Psikolojisi?, ?Klinik Psikoloji ve Danışmanlık Psikolojisi?, ?Okul ve Eğitim Psikolojisi?, ?Sosyal Psikoloji ve Endüstri Psikolojisi? gruplarına göre tasnif edilmiş, veriler doküman analizi yöntemiyle toplanmış, basit rastgele örnekleme yöntemiyle seçilmiş, betimsel analiz ile değerlendirilmiş ve psikolojik bakış açısıyla yorumlanmıştır.5405 Türkmen atasözünün psikolojinin alt alanlarına göre incelenmesi sonucunda ?Sosyal Psikoloji ve Endüstri Psikolojisi? grubunun 3577 atasözüyle (% 66) en fazla Türkmen atasözünü kapsadığı tespit edilmiştir. Sayısal olarak ikinci büyük grubun 1001 atasözüyle (% 19) ?Gelişim ve Kişilik Psikolojisi? olduğu, üçüncü grubun ise 390 atasözüyle (% 7) ?Deneysel ve Fizyolojik Psikoloji? olduğu saptanmıştır. ?Klinik Psikoloji ve Danışmanlık Psikolojisi? grubu 269 (% 5) Türkmen atasözü ile dördüncü sırada yer alırken, ?Okul ve Eğitim Psikolojisi? grubu 168 (% 3) atasözüyle en son grubu teşkil etmiştir.İnceleme sonucunda atasözlerinden hareketle, Türkmen toplumunu oluşturan temel üç yapının; yani birey, aile ve toplumla ilgili atasözlerinin sayısal olarak ilk üç sırayı oluşturduğu saptanmıştır. ?Sosyal Psikoloji ve Endüstri Psikolojisi? grubunda yer alan Türkmen atasözlerinin sayıca fazla oluşu ise Türkmen toplumunda toplumsal uyumu sağlamak amacıyla sosyal normların ortaya çıkmasını sağlayan anlayışın olduğunu göstermektedir.Bu araştırma, atasözlerinin en önemli işlevinin Türkmen toplumunda toplumsal uyumu sağlayıcı sosyal normları topluma tanıtmak ve benimsetmek olduğunu göstermiştir.

Türkmenistan Türkmencesi ile Afganistan Türkmencesinin ses ve şekil bilgisi bakımından karşılaştırılması

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Yüksek Lisans Türkçe 2020 Çağdaş Türk Lehçeleri Bilim Dalı
Bu çalışma Türkmenistan Türkmencesi ile Afganistan Türkmencesinin ses ve şekil bilgisi bakımından karşılaştırılmasını içermektedir. Çalışmada, Türkmenistan Türkmencesine ve özellikle araştırmaya muhtaç olan Afganistan Türkmencesine dair bilgi edinip araştırma yapacaklara ışık tutmak ve katkı sağlamak hedeflenmiştir. Türkmenler Türkmenistan, Türkiye, Kafkasya, Özbekistan, Kazakistan gibi Türk Cumhuriyetleri dışında Afganistan, İran, Tacikistan, Rusya, Irak, Suriye ve Çin'de yaşamaktadırlar. Aynı kökten gelen Türkmenistan ve Afganistan Türkmenleri yüzyıllarca aynı topraklarda yaşamış ve aynı dili konuşmuşlardır. Lakin son yüzyılda Türkmenistan Türkmenlerinin ve Afganistan Türkmenlerinin birbirlerinden kopması, Türkmenistan'da Rusçanın ve Afganistan'da ise Farsça ve Özbekçenin etkisiyle iki şivenin arasında farklılıklar meydana gelmiştir. Aynı zamanda Türkmenistan Türkmencesinin Teke, Yomut ve diğer ağızların özelliklerini esas alması ve Afganistan Türkmencesi ise Afganistan Türkmenlerinin büyük çoğunluğunu oluşturan Ersarıların ağız özelliğine dayanması, iki şivenin arasındaki bazı farklılıkların ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Bu çalışmada Türkmenistan Türkmencesinin ve Afganistan Türkmencesinin ses özellikleri, ses hadiseleri, isim çekimleri ve fiil çekimleri, yapım ekleri ve fiilimsileri anlatılmaya, benzerlik ve farklılıklar örneklerle ortaya konulmaya çalışılmıştır. Türkmenistan Türkmenlerine nazaran Afganistan Türkmenlerinin kültürü, tarihi ve özellikle dil bilgisi üzerine yapılan çalışmalar pek azdır. Çalışmada Türkiye, Türkmenistan ve Afganistan'da yapılan çalışmalardan ve ağırlıklı olarak Afganistan Türkmen şairlerinin eserlerinden ve edebî metinlerden faydalanılmıştır. Ağırlıklı olarak yararlanılan Afganistan Türkmen şairlerinin eserlerini ve edebî metinleri taranarak dil özelliklerini tespit edilmeye çalışılmış, elde edilen bulguları değerlendirip Türkmenistan Türkmencesi ile karşılaştırma yaparak belli bir sonuca ulaşmak hedeflenmiştir.