Thesis Search




SEARCH RESULTS

Asya sinemasında ürün yerleştirme: En çok izlenen filmlerin incelenmesi

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Yüksek Lisans Türkçe 2014 Reklamcılık ve Tanıtım Bilim Dalı
Geleneksel reklamların tüketiciler üzerinde etkisini yitirmesi üzerine; ürünlerin sinema filmleri, televizyon programları, müzik klipleri, kitaplar ve bilgisayar oyunlarına yerleştirilmesi anlamına gelen ürün yerleştirme giderek daha fazla tercih edilen bir iletişim aracı halini almıştır. Ürün yerleştirme, birçok değişik uygulama ile seyirci ile iletişime geçerek öncelikli olarak reklamın akılda kalıcılığını arttırmayı amaçlamaktadır. Bu amaçla, geniş kitlelere daha rahat ve çabuk şekilde ulaşılabilecek iletişim kanallarından biri de sinema filmlerdir. Ürün yerleştirme uygulamaları sadece Hollywood sineması ile sınırlı değil. Günümüzde dünya genelinde bir çok ülke sinemasında reklamverenlerin ve film yapımcılarının memnuniyyetle kullandığı bir reklam metoduna dönüşen ürün yerleştirme, Asya sinemasında da önemli bir yere sahiptir. Günümüzde Güney Kore ve Hindistan (Bollywood) filmleri, dünya genelinde ve aynı zamanda Türkiye'de de geniş izleyici kitlesine sahip. Bu çalışmada, Güney Kore ve Hindistan (Bollywood) sinemasına ait en çok hasilat yapan onar film, toplamda 20 film içerik analizi yöntemi ile incelenmiş ve Asya Sinemasında ürün yerleştirme tarzları saptanmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler:Ürün Yerleştirme, Asya Sineması, Güney Kore Sineması, Hallyuwood, Hindistan Sineması, Bollywood

Asymptotic behaviour of gravity driven free surface flows resulting from cavity collapse

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Doktora İngilizce 2020 Diğer
Bu tezde, kavitasyon çökmesi sonucu oluşan yer çekimine dayalı potansiyel akışlar incelenecektir. Başlangıçta, bir sıvı bölge ile çevrili ara kesiti dairesel olan bir dik silindirin kavitasyon çökmesi iki farklı durum için incelenir. İlk durumda, kavitasyon sıvı ile aynı derinliğe sahiptir ve ikinci durumda, kavitasyon serbest yüzeyden başlar ve sıvıdan daha az derinliğe sahiptir. Problem, kademenin kısa süresini temsil eden küçük bir parametre kullanılarak formüle edilir. Birinci problemde, kavitasyonun merkezi ile yarıçapı sonsuzluğa yaklaştığında, problemin Korobkin and Yilmaz (2009) tarafından çözülen klasik iki boyutlu baraj kırılma problemine dönüştüğünü göstereceğiz. Alttaki daire içindeki radyal hızın tekillik analizi logaritmik tipte olması bekleniyor. İki-nci problemde, kavitasyonun sıvıdan daha az derin olduğu yerde, akış bölgesi silindirik kavitasyonun altındaki iç bölge ve akışın geri kalanı olan dış bölge olmak üzere iki bölgeye ayrılır. İlgili yeni problemler ayrı ayrı çözülür ve daha sonra katsayılar, akışkan radyal hızlarının ve basınçlarının aynı olduğu arayüzde eşleştirilerek bulunur. Yarıçapın ve kavitasyonun merkezinin sonsuzluğa yaklaştığı sınırlayıcı durumda, problem Yilmaz et al. (2013a) tarafından iki karışmaz sıvının iki boyutlu baraj kırılma akışına indirgenir. Kavitasyonun alt dairesinde, ikinci çalışmadaki aynı tip, tekillik gözlenir. Daha sonra, üçüncü bir problemde, dikey bir plakanın dikdörtgen bir bölümünün çökmesinden kaynaklanan yer çekimine dayalı akışı incelenir. Erken aşamada, akış hız potansiyeli ile tanımlanır. Hız potansiyelinin ve serbest yüzey şekillerinin belirlenmesine dikkat edilir. çözüm, Renzi and Dias (2013)'deki Fourier serisi yöntemini ve Yilmaz et al. (2013a)'daki sınır elemanı yöntemini izler. Dikdörtgensel kesitin yan ve alt kenarlarında tekillik göz-lenir. Başlangıçta dikey serbest yüzeyin yatay hızı, dikdörtgenin dikey simetri çizgisi boyunca iki boyutlu problem Korobkin and Yilmaz (2009) ile aynıdır. Bu problemlerde gözlenen tekillikler, ilk aşama için jet oluşumuna yol açar. Bu hesaplamalarda kullanılan yöntemlerin, yerçekimine dayalı serbest yüzey şekillerinin analizinde yararlı olması beklenmektedir. Bu tez, baraj kırılma problemlerinin 3-D genellemelerine bir katkıdır.

Aşılı domateste kotiledon yaprak koltuklarında oluşturulan çift gövdeli yetiştiriciliğin verim ve kalite üzerine etkileri

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Yüksek Lisans Türkçe 2020 Diğer
Bu çalışma, aşılı domateste kotiledon yaprak koltuklarında oluşturulan çift gövdenin, yetiştiricilikte verim ve kaliteye olan etkilerini araştırmak amacıyla yapılmıştır. Araştırma Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Araştırma ve Uygulama arazisinde cam serada yürütülmüştür. Araştırmada, domates anacı olarak Classmate çeşit olarak da Android ve Torry (Solanum lycopersicum L.) çeşitleri kullanılmış ve bunlara bağlı olarak, bırakılan gövde sayıları ile uygulamalar oluşturulmuştur. Çalışma; 4 uygulama ve 2 çeşit üzerinden, her uygulama 12 bitki ve 4 tekerrürlü olacak şekilde düzenlenmiştir. Bitkisel materyal olarak aşılı ve aşısız domates fidelerinde bırakılan gövde sayısına göre, araştırma konuları oluşturulmuştur. Fideler, 100-50x50 cm aralıklı dikim mesafelerinde çift sıra düzeninde dikilmiştir. İki gövde olması için bitkilerde gelişimine izin verilen sürgünler, kotiledon yaprak koltuklarındaki büyüme ucundan meydana getirilmiştir. Denemedeki uygulamalar; aşılı çift gövde (sürgünler kotiledon yaprak koltuklarından oluşturulmuş), aşısız çift gövde (sürgünler kotiledon yaprak koltuklarından oluşturulmuş), aşılı tek gövde ve aşısız tek gövde (kontrol ) olacak şekilde planlanmıştır. Araştırmada; yaprak indeksi, bitki boyu, meyve rengi, yaprak klorofil içeriği (SPAD), meyve sertliği, suda çözünebilir kuru madde içeriği (SÇKM), yaprakta makro-mikro element düzeyinin belirlenmesi, meyve ağırlığı, meyve sayısı, toplam verim, meyve suyunun EC ve pH değeri, meyvede kuru ağırlık, bitki gövde çapı ile ilgili ölçümler yapılmıştır. Yürütülen denemede en yüksek bitki boyu uzunluğu (167.25 cm) kontrolden, en yüksek gövde çapı değeri (16.58 mm) aşılı çift gövde uygulamasından elde edilmiştir. Yaprak klorofil miktarı sırasıyla aşılı çift ve aşısız çift gövde uygulamalarından (41.36; 41.98) elde edilirken en düşük değerler de aşılı tek gövde uygulaması ile kontrolde (38.94; 39.38) saptanmıştır. Yaprakta en yüksek makro element içeriği (N; 4.12 P; 0.45 K; 2.09) kontrolden elde edilirken mikro elementlerden Mangan (Mn 146.5 aşısız tek gövde) dışında uygulamalar arasında istatistiksel olarak önemli bir fark bulunmamıştır. Benzer şekilde meyve renginde ölçülen L*, Chroma* ve Hueo değerlerinde uygulamalar arasında önemli bir istatistiksel fark tespit edilmemiştir. En yüksek SÇKM (4.46) ve meyve suyu EC değeri (5.3) aşısız tek gövde uygulamasından elde edilirken, meyve suyu pH değerinde istatistiksel olarak önemli bir fark görülmemiştir. Meyve kuru ağırlık verilerinde en yüksek değer (sırasıyla % 5.49 ve % 5.59 ) aşılı çift ve aşısız çift gövde uygulamalarında saptanmıştır. Toplam verim bakımından kontrol bitkileri (12.27 kg/m2) istatistiksel olarak en yüksek verimin elde edildiği uygulama olmuştur.

Aşırı ve az yayılımlı sayım verileri için regresyon modellerinin karşılaştırılması

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Yüksek Lisans Türkçe 2022 İstatistik Teorisi Bilim Dalı
Regresyon analizi, bir bağımlı değişken ile bir veya daha fazla bağımsız değişken arasındaki nedensel ilişkiyi belirlemek için kullanılan bir yöntemdir. Regresyon analizi, sayım verileri olmak üzere çeşitli veri türleri için kullanılabilir. Sayım verileri, gerçek yaşamda çeşitli durumlarda çok sık bulunan bir veri türüdür. Sayım verilerini analiz etmek için en sık kullanılan regresyon analizi Poisson regresyondur. Varyansın ortalamadan büyük olduğu sayım verilerinde genellikle bir aşırı yayılım problemi söz konusu olurken, varyansın ortalamadan daha küçük olduğu durumda da az yayılım söz konusudur. Bu çalışmada, sayım verisindeki aşırı yayılım ve az yayılım probleminin çözmek için Conway-Maxwell Poisson regresyonu ve genelleştirilmiş Poisson regresyonu kullanılmıştır. Çalışmada, Conway-Maxwell Poisson regresyonunun ve genelleştirilmiş Poisson regresyonunun sayım verilerinde aşırı yayılım ve az yayılımın performanslarını belirlemek için simülasyon çalışması ve gerçek bir veri setinde bir uygulaması yapılacaktır. Çalışmanın sonunda Conway-Maxwell Poisson regresyon modeli ve genelleştirilmiş Poisson regresyon modeli için AIC ve BIC kriterleri sayım verilerinde aşırı yayılım ve az yayılımın üstesinden gelmede hangi modelin daha iyi olduğunu bulmak amacıyla karşılaştırılacaktır.

Aşk konulu türkülerle Ukrayna halk şarkılarında tipler üzerine mukayeseli bir araştırma

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Yüksek Lisans Türkçe 2017 Diğer
Türk ve Ukrayna folklorları alanında karşılaştırmalı araştırmaların ilki olan bu çalışmanın temel amacı, evrensel olgu olan aşkı konu alan türkülerle Ukrayna halk şarkılarında tasvir edilen tiplerin aralarındaki benzerlikler ve farklılıkların tetkik edilmesidir. Çalışmada kullanılan ana yöntem, karşılaştırma yöntemidir. Tez çalışmasının kapsamı, çeşitli folklor derleme kitaplarından belli kriterlere göre seçilen yüzer türkü ve Ukrayna halk şarkısı ile sınırlandırılmıştır. Çalışmanın Giriş kısmında Ukrayna halk şarkılarının tarifi ve genel tasnifi verilmiş, her şarkı türü hakkında kısa bilgi sunulmuş, ayrıca tip kavramının çeşitli tanımları üzerine durulmuştur. İnceleme başlıklı Birinci Bölümde âşık, maşuk, akraba, arabozucu tipleri ayrı ayrı ele alınarak ilgili oldukları motifler ve sembollerle bağlantıları içinde incelenmiş, tespit edilen farklılıklar ve benzerlikler yorumlanmıştır. İkinci Bölümde Ukrayna halk şarkılarının orijinal metinleri ve Türkçe çevirileri verilmiştir. Sonuç kısmında çalışmanın genel değerlendirmesi yapılmış, Ukrayna ve Türk halk liriklerindeki tiplerin temelinde benzer olduğu, farklılıklarının Ukrayna ve Türkiye'nin coğrafyalarının, Ukrayna ve Türk milletlerinin kültürlerinin özelliklerine, onların din görüşlerine, kadına, kadın erkek ilişkisine bakışlarına bağlı olduğu neticesine varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Ukrayna Halk Şarkısı, Türkü, Aşk, Tip, Motif, Sembol

At gübresı̇ ve arıtma çamuru kompostunun, xerofluvent bı̇r toprağın özellı̇klerı̇ne ve bı̇tkı̇sel üretı̇me etkı̇sı̇

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Doktora Türkçe 2020 Toprak Bilim Dalı
Bu çalışmada at gübresi kompostu ve arıtma çamuru kompostu materyallerinin organik gübre olarak hem teksel (2t/da ve 4 t/da), hem birlikte uygulaması yapılmış ve mineral gübre uygulaması altındaki xerofluvent topraklarda mısır bitkisi yetiştirilmiştir. Çalışma kısa süreli olarak iki farklı bolgelde gerçekleştirilmiştir. Uygulamaların toprak verimlilik özellikleri ile mısır bitkisinin mikro element ve mısır verimi parametreleri üzerine (koçan çapı, koçan boyu, tane sayısı, yaprak sayısı) etkileri incelenmiştir. Her bölümde (killi ve kumlu) toprakların , bazı fiziksel ve kimıyasal ozellikleri arıtma çamuru kompostunun teksel ve at gübresi kompostuyla birlikte kullanıldığı uygulamalar ile artış göstermiştir. Killi tın topraklarda, 4 t/da arıtıma çamuru kompostu teksel ve at gübresi kompostuyla birlikte aynı oranda uygulamasının, toprakların organik madde, alınabilir N, P, ve K içeriklerini olumlu yönde etkilenmiş, bu içerikler kontrole göre artış göstermiştir. En yüksek koçan verimi sırasıyla 4 t/da arıtma çamuru teksel ve at gübresi kompostu karışımı ile elde edilirken, toprakların ve bitkilerin mikro element içerikleri arıtma çamuru kompostu uygulamaları ile artış göstermiş fakat her iki ortamda da bitkisel üretime zarar verecek konsantrasyonlara ulaşmamıştır. HA, TK, SN, SSI, DO ve SY gibi toprağın temel fiziksel parametreleri, tüm uygulamalar, özellikle de arıtma çamuru kompostu uygulamalarında (AÇK-4) iyileşmeler göstermiştir. Kumlu topraklarda , 4t/ arıtma çamuru kompostu uygulamasının toprakların TK, SY, DO ve DY iyileştirmiştir. Arıtma çamuru kompostu uygulamalarının teksel ya da at gübresi kompostu ile birlikte gerçekleştirildiği durumlarda toprakların özellikle Kireç , EC ve alınabilir Cu içerikleri kapsamlarında artış sağladığı saptanmıştır. Fe, Zn, Cu ve Mn elementleri AÇK-4 ve NPK uygulanan parsellerdeki yaprak ve gövdelerde daha fazla çıkmıştır. Mısır verimi açısından , en yüksek koçan boyu ve en fazla yaprak sayısı arıtma çamuru kompostu uygulamalarının teksel ya da at gübresi kompostu ile birlikte yapılması ile elde edilmiştir . En yüksek koçan tane sayısı ve en yüksek koçan çapı sadece arıtma çamur kompostu uygulamaları ile elde edilmiştir.

Ataerkil sistemde kadın liderliğinin algısı: Benin Cumhuriyeti üzerine bir çalışma

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Yüksek Lisans Türkçe 2017 Yönetim ve Organizasyon Bilim Dalı
Bu çalışma'nın amacı Cotonou'daki ataerkil sistemdeki tutumlar yoluyla kadın liderliğinin algısını değerlendirmek ve liderlik pozisyonlarındaki kadınların erişimini engelleyen faktörleri ortaya koymaktadır. Bu araştırmanın gerçekleştirilmesi için bu ankete 437 kişi toplam ( 191 İdareci, 140 çalışan ve 106 öğrenci) olarak katılmaktadır ve Cotonou'daki Hizmet şirketlerde anket yapılmaktadır. Bu çalışma için Uluslararası standart ölçekler (WAMS ve WLPQ) ve analiz yapmak için SPSS 21.0 programı kullanılmaktadır. Faktör analizi ile WAMS ölçeği 4 faktöre ve WLPQ ölçeği 3 faktöre oluşturulmaktadır. WAMS (kadın olarak yönetici ölçek) 'in oluşturulan dört faktörün KMO'u (Kaiser-Meyer-Olkin) çok iyi (.801) ve WLPQ'nun oluşturulan üç faktörün KMO'u orta (.688) çıkmaktadır. Ayrıca, bu analizde kullandıldığı İndependant-Samples T-test ve Anova Cotonou'da kadınlar erkeklerden kadın liderlere karşı daha olumlu tutumlara sahip olduğunu göstermektedir. Aynı şekilde tutumları etkileyen en güçlü faktör cinsiyet olduğu ve diğer demografik özellikleri (Eğitim düzeyi, tecrübe yılı, departmanda bir kadın liderin varlığı ve kadın liderle çalışma gibi) bu tutumlarını etkileyebildiği gösterilmektedir. Ayrıca, liderlik pozisyonlarındaki kadın liderlerinin erişimini engelleyen ana faktörü ataekiliği (%64,8) ve duygulanım kadın liderliğe atıfta bulunan ilk özelliğini ortaya koymaktadır. Son olarak, cinsiyet eşitsizliği azaltmak ve liderlik pozisyonlarındaki daha fazla kadınların erişimini teşvik etmek için öneriler önerilmektedir. Anahtar kelimeler: Kadın liderlik, tutum, ataerkil sistemi, Cotonou

Atalarsözü- Akılnın͡g közü (Transkripsiyon- inceleme- stt'ye aktarım)

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Yüksek Lisans Türkçe 2018 Diğer
Yüksek lisan tezi olarak çalıştığımız Afganistan'daki Özbekçe Atalarsözü adlı çalışmamıza kaynaklık eden eser Saleh Muhammed HASSAS'ın Hicri 1392 (M.2014) yılında Afganistan'ın Belh şehrinde yayımladığı Atalarsözü- Akılnıng Közü adlı eserdir. Bu eserde Afganistan'da yaşayan Özbeklerin asırlardır kültürlerinde sözlü olarak yaşattıkları atasözleri derlenmiştir. Biz de konumuz hasebiyle bu eserde yer alan atasözlerini aslına bağlı kalarak, metin incelemesini ve transkripsiyonunu yaparak Standart Türkiye Türkçesine aktardık. Ancak kaynak olarak ele aldığımız adı geçen eserin yazımı sırasında ortaya çıkan birtakım eksiklikler mevcuttur. Biz eserin Standart Türkiye Türkçesine aktarımını yaparken eserdeki eksiklikleri giderdik. Yapılan düzeltmeler çalışmamızda dipnot olarak gösterilmiştir. Anahtar kelimeler: Atalarsözü - Akılnıng Közü, Özbek, Afganistan, Özbekç Türkçesi, Saleh Muhammad HASSAS, Atasözü.

Atatürk Döneminde Türkiye-Romanya ilişkilerinde dış politika analizi (1923-1938)

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Yüksek Lisans Türkçe 2018 Diğer
İş bu tezim, Osmanlı'dan, Türkiye Cumhuriyeti'ne geçiş dönemini yansıtıcı ortak siyasi bağlantılarını incelemesini, Romen ve Türk ilişkilerini ve iki Savaş arası dönemi, Lozan Antlaşması, Balkan Antlaşması ve Montrö Boğazlar Sözleşmesi başlıklı önemli diplomatik etkinliklerdeki işbirliğinin bir incelemesini çözümlemek önermektedir. Yirminci yüzyılın uluslararası ilişkiler yöntemleri incelendiğinde, üçüncü ve dördüncü on yıllık dönemlerde Türkiye ve Romanya'nın Balkanlar'daki ilişkileri ve işbirliği her iki ülke tarihini tamamlama niteliğindedir. İki Savaş arası Romen diplomasisi, Mustafa Kemal Atatürk'ün demokratik, egemen ve modern Cumhuriyeti oluşturmak için yaptıkları faaliyetleri takdirle izledi. Bu açıdan önemli bir nokta yeni cumhuriyetin kurucularının milli kimliği nasıl empoze etmeye çalıştığıdır. 1923 – 1938 dönemi önemli siyasi ve diplomatik olaylar meydana gelmiştir: Türkiye Cumhuriyeti'nin doğuşu, dünyadaki bütün ülkelerle ilişkilerinin kurulması, Lozan Konferansı, Türk – Sovyet ilişkilerinin gelişmesi, revizyonist bir politika desteklemeyen ülkelerle ilişkilerin geliştirilmesi ve bu nedenle savunma amacı ile, Güney – Doğu Avrupa'da olası bir savaşı önlemek için çaba gösteren Yunanistan, Yugoslavya, Romanya ve Türkiye'nin üye olduğu Balkan Antlaşması, Lozan Antlaşması'nın ilkelerini gözden geçirme niyetiyle yapılmış olan Montrö Konferansı gibi bölgesel ittifakların geliştirilmesi gibi çabalar gösterilmiştir.

Atık kırmızı çamur ve nano Al2O3 katkılı betonların yüksek sıcaklık sonrası fiziksel ve mekanik özelliklerinin incelenmesi

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Doktora Türkçe 2017 Yapı Malzemeleri Bilim Dalı
Yüksek sıcaklık direnci, betonun performansını ve ömrünü etkileyen en önemli parametrelerden biridir. Yüksek sıcaklığın etkisinde betonun mekanik özellikleri üzerinde atık bir malzeme olan kırmızı çamurun ve nano toz katkısının etkisi incelenerek performansı daha iyi olan bir beton üretmek amacıyla yapılan bu çalışma iki aşamadan oluşmaktadır. İlk aşamada; optimum kırmızı çamur oranını belirlemek için çimentonun %10, %15 ve %20'si oranlarında kırmızı çamur kullanılarak üretilen beton numunelerinin 200°C, 300°C, 400°C, 600°C ve 800°C sıcaklıklardaki performanslarından hareketle optimum kırmızı çamur oranı, %10 olarak belirlenmiştir. İkinci aşamada ise; bulunan optimum kırmızı çamur oranı esas alınarak bu betonların yüksek sıcaklığa dayanımının Nano-Al2O3 tozu ile iyileştirilmesi amaçlanmıştır. Nano Al2O3 tozu, yine çimentonun %0.5, %1 ve %1.25'i oranlarında, belirlenen optimum kırmızı çamur oranı ile birlikte kullanılarak üretilen beton numunelerinin 200°C, 400°C, 600°C sıcaklıklar altında yüksek sıcaklık sonrası artık dayanımları incelenmiştir. Sonuçlardan hareketle, yüksek sıcaklık etkisi altında hem kırmızı çamurun hem de nano-Al2O3 ve kırmızı çamurun birleşik etkisinin beton üzerinde olumlu sonuçlar doğurduğu ve optimum oranların %10 kırmızı çamur ve %0.5 nano-Al2O3 katkısı olduğu söylenebilir. Sıcaklık artışıyla mekanik özelliklerde belirgin azalmalar oluştuğu ve atık bir malzeme olan kırmızı çamurun kullanımı ile hem atık malzemenin değerlendirilebileceği, hem de nanotoz katkısı ile yüksek sıcaklık etkisi altında performansı daha iyi olan betonların üretilebileceği sonucuna varılmıştır.

Atık malzeme kullanımı ile kil zeminlerin stabilizasyonu

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Doktora Türkçe 2019 Diğer
Günümüzde, çevre kirliliği dünyanın en büyük sorunlarından biridir. Büyüyen şehirlerin enerji ihtiyacını karşılamak için birçok ülkede termik santraller kullanılmaktadır. Bu enerji üretilirken, ortaya atık malzeme olarak uçucu kül çıkmaktadır. Öte yandan kentsel dönüşümden meydana gelen katı atıkların doğaya terkedilmeleri de çevre kirliliğine sebep olmaktadır. Bu atıkların büyük hacimleri depolama probleminin ortaya çıkmasına neden olur, dolayısı ile bu gibi atık maddelerin kullanılması hem çevre korunmasına hem de maliyet açısından kazanç sağlamaktadır. Bu yüzden, son yıllarda bu atık malzemelerin kullanılabilmesi için yeni çözümler araştırılmaktadır. Bu çalışmada, Bursa Uludağ Üniversitesi kampüsünden alınan kil zemin üzerinde ağırlıkça %2 kireç, farklı yüzdelerde uçucu kül ve/veya inşaat yıkıntı beton atıkları ile iyileştirme yapılmıştır. Araziden elde edilen kil zemin üzerinde, Granülometri analizi ve Atterberg deneyleri gerçekleştirilerek zemin sınıflandırılması yapılmış ve yüksek plastisiteli kil olarak sınıflandırılmıştır. Normal kompaksiyon deneyi ile farklı su muhtevalarında hazırlanan numunelerin optimum su muhtevaları ve maksimum kuru birim hacim ağırlıkları belirlenmiştir. Karışımların mukavemetini belirlemek amacıyla belirlenen optimum su muhtevası ile silindirik numuneler hazırlanmıştır. 3, 7 ve 28 gün kür süresinden sonra hazırlanan numuneler üzerinde serbest basınç deneyi yapılmış ve mukavemetleri belirlenmiştir. Ayrıca zemine eklenen katkı malzemelerinin zeminin şişme potansiyeli üzerindeki etkileri de incelenmiştir. Yapılan deneyler sonucunda, hazırlanan farklı karışımların, yüksek plastisiteli kilin mühendislik özelliklerini iyileştirdiği görülmüştür. Ayrıca mukavemetin kür süresiyle artığı saptanmıştır.

Atık suyla ıslanma-kuruma süreçlerine tabi tutulmuş ve stabilize atık çamur karıştırılmış tuzlu sodyumlu toprakların hidrolik iletkenliklerindeki değişimlerin belirlenmesi

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Yüksek Lisans Türkçe 2019 Diğer
Bu çalışma; arıtılmış atık su ve stabilize kent çamurunun jipsle birlikte uygulandığı tuzlu sodyumlu bir toprağın farklı ıslanma kuruma döngüleri altında fiziksel ve kimyasal özellikleri ile hidrolik iletkenliğindeki değişimin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırma; tam şansa bağlı faktoriyel deneme deseninde, 3 arıtma çamurun dozu (50, 100 ve 150 t/ha), 3 ıslanma kuruma döngüsü (0, 7 ve 14 gün) ve 2 su tipi (temiz su ve arıtılmış atık su) ile 3 tekerrürlü olarak yürütülmüştür. Deneme süreci sonunda toprağın bazı fiziksel (kütle yoğunluğu, tane yoğunluğu, porozite, ıslak agregat stabilitesi ve hidrolik iletkenlik) ve kimyasal (pH, EC, organik madde, CaCO3, katyon değişim kapasitesi (KDK), değişebilir Na, değişebilir Ca ve değişebilir sodyum yüzdesi (ESP)) özellikleri belirlenmiştir. Arıtma çamuru karıştırılmamış ve sulanmamış konuya göre 50, 100 ve 150 t/ha atık çamur karıştırılmış konularda pH, CaCO3, değişebilir Na, KDK, ESP, kütle yoğunluğu ve tane yoğunluğunda azalmalar gözlenirken, organik madde ve değişebilir Ca değerlerinde artışlar tespit edilmiştir. Stabilize arıtma çamurunun 50, 100 ve 150 t/ha düzeyli uygulamalarında, toprağın pH değerlerinde sırasıyla %3,7, %9,8 ve %10,4, ESP değerlerinde ise %5, %11,9, %15,4 azalma olurken, EC değerlerinde önemli değişim olmamıştır. 0, 7 ve 14 günlük sulama aralıklarında pH, değisebilir Na, KDK, ESP ve kütle yoğunluğu değerleri azalırken, organik madde ve değişebilir Ca miktarı artmıştır. Normal sulama suyu ve arıtılmış atık su uygulamalarıyla KDK azalırken değişebilir Ca ve hidrolik iletkenlik değerlerinde artış gözlenmiştir. Bu sonuçlar tuzlu sodyumlu bir toprağa yüksek dozda arıtma çamuru uygulanmasıyla toprağın ESP ile hidrolik iletkenlik değerlerinin iyileştirebileceğini ortaya koymaktadır. Yine sonuçlar uygulanan organik madde miktarın artışıyla agregat stabilitesinin de artacağını ve CaCO3 içeriğinin zamanla azalacağını göstermiştir. Sulama aralıklarının artmasıyla bu etkinin daha da artacağı beklenir. Araştırma sonuçları; askıda katı madde içerikleri düşük arıtılmış atık suların orta derecede tuzlu topraklarda güvenle kullanılabileceğini göstermiştir. Bu nedenle araştırma sonuçları; arıtma tesislerinden elde edilen katı ve sıvı atıkların tuzlu sodyumlu topraklara uygulanmasıyla atık yönetimi ve çevre koruma açısından önemli katkıları olabileceğini ortaya koymuştur.

Atorvastatin'in diyabetik sıçan ovaryumları üzerinde biyokimyasal ve histolojik etkilerinin incelenmesi

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Doktora Türkçe 2018 Diğer
Atorvastatin'in Diyabetik Sıçan Ovaryumları Üzerinde Biyokimyasal ve Histolojik Etkilerinin İncelenmesi Amaç. Deneysel diyabet modeli (DM) oluşturduğumuz sıçanların ovaryumlarında oluşan hasarı incelemek ve Atorvastatin tedavisinin doku koruyucu etkilerini değerlendirmektir. Yöntem. STZ ile diyabetik hale getirdiğmiz Wistar albino sıçanlara Atorvastatin içeren bir ilaç 21 gün süre 2 farklı dozda (10 ve 20 mg/kg/gün) verildi. Deney sonunda alınan kan ve ovaryum dokularında biyokimyasal ve histolojik incelemeler yapıldı. Kan örneklerinde MDA, GSH, Pentraksin-3, TGF-ß, AMH ve İnsulin düzeyleri ELİSA ile; Ovaryum doku örneklerinde AMH ve TGF-ß gen ekspresyonu PCR tekniği ile; H&E, VEGF, TGF-ß ve TUNEL ile boyanmış ovaryum doku kesitleri ışık mikroskobunda ve folikülleri elektron mikroskobu (EM)'da incelendi. Bulgular. DM grubu sıçanlarda poliüri, polidipsi ve düşük vücut ağırlıkları ile karakterize ağır diyabet semptomları gözlendi; kanda ve ovaryum doku homojenatında MDA yüksek düzeydeydi ve Trigliserid, Pentraxin-3 seviyeleri yüksek, HDL-kolesterol ise düşüktü. En fazla atretik follikül ve apoptotik hücre sayısı DM grubundaydı. DM-Atorvastatin(10) grubunda ise ovaryum doku homojenatında GSH daha yüksek düzeylerdeydi; bu grupta VEGF, AMH, TGF-ß gen ekspresyon düzeyleri artmıştı; atretik folikül ve apoptotik hücre sayısı ise azalmıştı. Ovaryum kesitlerinde fibrotik alanların DM grubuna göre daha az olduğu gözlendi. DM ve DM-Atorvastatin(20) grubunda fibrotik alanlar, genişlenmiş kan damarları gözlendi; TGF-ß foliküller arası alanlarda, damarların etrafında ve hilusta daha fazla gözlendi. Kontrol grubuna göre diğer gruplarda daha az VEGF ekspresyonu gözlendi (p<0.05). EM ile DM grubunda granülosa hücre sitoplazmasında yer yer de lipid içeriğinin bozularak lamellar tarzda birikimleri gözlendi. DM-A(20) grubunda da bazı alanlarda az sayıda lipid vaküolleri lamellar tarzda bozulmuş morfolojide gözlendi. Sonuç. DM grubu ile karşılaştırmada Atorvastatinin 10mg/kg/gün dozda uygulanması doku koruyucu etkisini ortaya çıkardı. Oysa 20 mg/kg/gün dozda uygulmasında MDA ve Pentraxin-3 düzeylerinin yüksek bulunması ve ovaryum histolojisi bize bu dozda tedavinin toksik etki gösterdiğini düşündürdü. Anahtar Sözcükler: Diyabet, Atorvastatin, Ovaryum, Sıçan, Oksidatif stress, Apoptozis, Antioksidanlar.

Attitudes of social services professionals towards people with albinism in Dar Es Salaam, Tanzania

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Yüksek Lisans İngilizce 2020 Sosyal Hizmet Bilim Dalı
Sosyal hizmet profesyonelleri her hangi bir toplumda değişimin temsilcilleridir. Uzun yıllar boyunca, Tanzanya'da albinizmli insanlara cinayet, adam kaçırma, tecavüz, kesim ve vücut parçalarını satma gibi birçok adaletsizlik ve kötü niyetli eylemlerle karşı karşıya kalmıştır. Tanzanya'da durumları nedeniyle engelli insanlar kategorisine girmişlerdir. Sosyal hizmetler profesyonellerinin kurtarıcıları ve koruyucuları, sorunlarını ve diğer sorunlarını dile getirmelerine yardımcı olmak için olmuştur. Bu çalışma Dar es Salaam bölgesinde albinizm ile insanları korumaya yönelik sosyal hizmet profesyonellerinin tutumlarını, rollerini ve ihtiyati tedbirleri incelemeyi amaçlamaktadır. Bu çalışmada 30 katılımcı ile temasa geçildi, ancak sadece 24 kişi yanıt verdi ve bunlar hükümetten 6, sivil toplum örgütlerinden 6, gönüllü olarak hareket eden 10 albinizmli insanlar, 1 gazeteci ve bir elçilikten 1 sosyal hizmet profesyoneli. Bu çalışma Mayıs - Eylül 2019 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Yarı yapılandırılmış bir görüşme rehberi aracılığıyla nitel bir araştırma tasarımı benimsenmiştir. Bu katılımcıların görüşlerinin analizi Nvivo 12 yazılımı ile gerçekleştirildi. Analizin sonuçları sosyal hizmet profesyonelleri daha olumlu tutumlara sahip, kabul, saygı, savunma, sevgi gibi destek tutumlarla albinizmli insanlara yardımcı olunması gerektiğini, bu sayede onların karamsarlık gibi olumsuz psikolojik durumlarının ve haksızlığa uğramarının önüne geçilebileceğini savunmuşlardır. Eğitimi, savunuculuğu ve farkındalığı arttırmayı teşvik etmek, albinizmli insanları korumak için kullanılan rollerden ve ihtiyati tedbirlerden bazılarıdır. Bulgulardan hükümete, sivil toplum kuruluşlarına, sosyal hizmet uzmanlarına ve albinizmli insanlara öneriler eğitim ve sağlık sektörüne değişiklikler getirecekti. Gelecekteki araştırmacılar için, albinizmli insanlar hakkında öz farkındalık kavramının ve sosyal hizmet profesyonellerinin karşılaştıkları zorlukların incelenmesi gerektiği, çünkü bunlar albinizmli insanlar ve bunların nasıl destekleneceği hakkında daha fazla bilgi edinmeye olumlu yardımcı olacağı görülmüştür.

Attractiveness of the Bosnian Stock Market comparing Bosnian, Croatian, Macedonian and German stock markets; Focusing on size, diversity, volume, liquidity, risk and return

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Yüksek Lisans İngilizce 2017 Diğer
Çalisma Bosna Hersek borsasının cazipligini ve Saraybosna ve Banja Luka borsalarının birleşmesi durumunda Bosna borsasının daha çekici olabilirliği sorunu değerlendirmektedir. Borsa seçiminde listeleme standardı, ücretler ve mevzuat önemli faktörlerdir. Ancak, bunlar kadar önemli diğer faktörler de boyut, çesitlilik, hacim, likitide, risk ve geri dönüş (veya birlikte Caziplik Faktorleri ). Caziplik Faktorleri şirket değerlendirmesinin temel parçasıdır ve yatırımcının karar verme sürecinde önemli rol oynamaktadir. Borsanın ne kadar cazip oluduğuna karar vermek icin, Caziplik Faktorunu kullanarak, çalişma Bosna Hersek Borsasını Hırvatistan ( ZTE ), Almanya ( FSE ) ve Makedonya ( MES) (veya Odak Marketler ) ile karşılaştırmaktadır. Çalışma Odak Marketlerin yapısını ve ana indekslerini kullanarak Bosna Hersek borsasını analiz etmektedir. Ana Kelimeler: Borsa, SASE, BLSE, ZSE, MSE, Bosna Hersek, Hirvatistan, Makedonya, Almanya

Authentication in IoT: 6TiSCH secure join using distributed storage for the key establishment

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Yüksek Lisans İngilizce 2019 Diğer
Nesnelerin İnterneti (IoT) günümüzün en önemli araştırma konuları arasındadır. Temeli, İnternet üzerinden çok sayıda küçük cihazın bağlantısına dayanmaktadır. Bu küçük cihazlar genellikle düşük güçlü radyo ile donatılmıştır ve sayısız kısıtlamadan, özellikle de sınırlı bellek, sınırlı güç ve düşük hesaplama kapasitesinden dolayı kısıtlı işlem gücüne sahiptir. Bu küçük cihazlar genellikle düşük güçlü radyo ile donatılmıştır ve sayısız kısıtlamadan, özellikle de sınırlı bellek, sınırlı güç ve düşük hesaplama kapasitesinden dolayı kısıtlı işlem gücüne sahiptir. IoT için doğrudan klasik güvenlik önlemlerini uygulamak mümkün değildir, çünkü mevcut mekanizmaların çoğu IoT cihazlarına kıyasla daha yüksek hesaplama kapasitesine sahip cihazlar için tasarlanmıştır. IoT'deki güvenlik, çoğu zaman cihazlar arasında kriptografik anahtar dağıtımı yardımı ile gerçekleştirilir. Bu durumda, en büyük araştırma zorluklarından biri, sınırlı kaynaklara sahip olan sensörler aracılığıyla güvenli anahtar depolamanın sağlanmasıdır. Bu tezde, kimlik doğrulama anahtarlarının yönetimi için dağıtık bir anahtar depolamanın kullanıldığı IETF 6TiSCH protokolünün mevcut güvenli önyükleme mekanizmasına yeni bir yaklaşım sunmaktadır. Bu yaklaşımda amaç, IETF 6TiSCH kimlik doğrulama mekanizmasının iletişim yükünü en aza indirgemek, verimli bir kimlik doğrulama işlemini mümkün kılmak ve IoT ağının kenarında kimlik doğrulama parametrelerini tutarak ağın enerji verimliliğini arttırmaktır.

Automated route search for pipeline design

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Yüksek Lisans İngilizce 2018 Geomatik Bilim Dalı
Su iletimi, suyun kaynağından arıtma tesislerine ve dağıtım alanlarına taşınmasını ifade eder. Bu işlem, serbest akış (yerçekimi akışı) ile iletim, basınçlı boru hatları (pompalama sistemleri) ile iletim ve boru hattının geçeceği topoğrafyanın koşulları ile birlikte karmaşık hidrolik şartlara bağlı olmak üzere bunların bir kombinasyonu olarak üç şekilde gerçekleştirilebilir. Bunların arasında, serbest akışlı kanallar (kanallar, su kemerleri ve tüneller) engebeli alanlarda veya kanal iletimi için gerekli eğimin çoğunlukla arazinin eğimi ile karşılandığı bölgelerde tercih edilir. Serbest akış sisteminde, bir tepenin yüksek kotuna yerleştirilen su rezervuarı alınır ve yerleşim alanları gibi gerekli yere iletim sağlanır. Boru hattı güzergâhının ilk tasarımında, yatay hat tasarımı, akış ve inşaat imalatları açısından belirli boru birleşme açıları altında planlanması gerektiğinden boruların birbirine bağlanması önemli bir faktördür. Bununla birlikte, su iletiminin gerçekleşebilmesi için uygun boyuna eğimleri sağlaması için gereken düşey hattın tasarımı, yatay hat tasarımı ile aynı anda değerlendirilmelidir. Her ne kadar, tasarımın detay standartları, projeye ve inşaat imalat koşullarına göre değişiklik gösterse de, su iletiminde pek çok geometrik tasarım konuları benzerlik göstermektedir. İlk tasarım, arazi topoğrafyasını dikkate alarak boru hatlarında serbest akışa olanak veren uygun boyuna eğimlerin belirlenmesinde uygulanmaktadır. Bu çalışma, boru hattı güzergahı ön tasarım çözümleri için, verilen iki noktayı otomatik olarak bağlayan bir algoritma önerisini amaçlamaktadır. Önerilen model, oluşturulan arazi yüzeyi üzerinde iki nokta arasında, ara noktaların açıklık açısı, arama mesafesi ve ara noktalara ait yatay koordinat farklarına bağlı olarak araziye en yakın eğimli güzergâh hattının seçimini amaçlamaktadır. Bu işlem üç aşamada önerilmektedir. İlk aşamada, ardışık noktalar arasındaki boyuna eğimler ile arazinin sıfır poligonu hattına ait eğim karşılaştırılır ve minimum olduğu noktalar (belirli bir tolerans değeri ile) bulunur. İkinci aşamada, ikinci bir kriter olarak ilk aşamada bulunan noktaların arasında minimum h-değeri (belirli bir tolerans değeri ile). Üçüncü aşamada ise, en kısa mesafe koşulu, ikinci aşamada bulunan noktalara uygulanır. Çalışmada, serbest akışı sağlayan negatif boyuna eğimli hatların oluşturulması için vadi, engebeli ve düz araziler vb. gibi farklı arazi yüzeyleri kullanılmıştır. Ayrıca, arazinin yapısına bağlı olarak birden fazla eğim ile geçilmesi gereken problemli bölgelerde, verilen çözüm algoritması tekrarlanmaktadır. Sonuç olarak, elde edilen optimum hat, geriye dönüşü olmayan, düzgün, akış için gerekli belirlenmiş boyuna eğim değerine yakın ve mümkün olduğunca ölçütlere bağlı olarak iki nokta arasındaki en kısa yol olarak bulunmaktadır.

Avrasya Ekonomik Birliği ülkelerinde birincil enerji tüketimi ve ekonomik büyüme ilişkisi

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Yüksek Lisans Türkçe 2019 Diğer
Enerji ülkelerin ekonomik ve sosyal kalkınması, ekonomik büyümesi için çok önemli bir yere sahiptir. Sürdürülebilir kalkınma hedefleri doğrultusunda enerji kaynaklarının etkin ve verimli bir şekilde kullanımının önemi giderek artırmaktadır. Ekonomik sorunların çözümünde başvurulacak politikalar için ortaya çıkarılması gereken enerji ve ekonomik büyüme ilişkisi, bu çalışmada teorik ve ampirik açıdan incelenmiştir. Enerji tüketiminin ekonomik büyüme üzerindeki etkisi ülkenin ekonomik yapısı ve ekonomik büyüme sürecinin evresine bağlı olarak ülkeden ülkeye değişiklik gösterebilir. Bu yüzden enerji tüketimi ile ekonomik büyüme arasındaki nedensellik ilişkisinin yönü ve etkisi ile ilgili literatürde kesin bir görüş yoktur. Literatürde bu konuyla ilgili dört hipotez bulunabilir: büyüme hipotezi, koruma hipotezi geribildirim hipotezi ve yansızlık hipotezi. Bu çalışma AEB ülkelerinde enerji tüketimi ile ekonomik büyüme arasındaki ilişkiyi incelemektedir. Çalışmada AEB ülkelerinin 1991-2016 yılları arasını kapsayan 27 yıllık panel veri seti ile çalışılmıştır. Öncellikle ülkeler arasında yatay kesit bağımlılığı incelenmiştir. Sonra değişkenlerde birim kök olup olmadığını analiz edilmiştir. Değişkenler arasında uzun dönem ilişkinin varlığı Kao (1999), Pedroni (2004) ve Westurlund (2005) Panel Cusum eşbütünleşme testi ile araştırılmıştır. Eşbütünleşme testleri sonucunda değişkenler arasında eşbütünleşme ilişkisi tespit edilmiştir. Daha sonra Dinamik Küçük Kareler Yöntemi (DOLS), Düzeltilmiş En Küçük Kareler Yöntemi (FMOLS) ve Panel ARDL tahmincisi ile uzun dönem katsayıları ulaşılmıştır. Elde edilen ampirik bulgular enerji tüketimi ve ekonomik büyüme arasında uzun dönemde pozitif yönlü bir ilişki olduğunu göstermektedir. Hem FMOLS hem de DOLS sonuçları AEB ülkelerinde enerji tüketiminin ekonomik büyüme üzerinde pozitif etkili bir faktör olduğunu ortaya koymaktadır. Fakat sadece DOLS sonuçları istatistiksel olarak anlamlı çıkmıştır. Çalışma sonuçları, uzun dönemde enerji tüketimindeki %1'lik bir artışın ekonomik büyümeyi %0,28 oranında artırdığını göstermektedir. Son olarak değişkenler arasında nedensellik ilişkisini ortaya koyabilmek için Granger nedensellik testi kullanılmıştır. Çalışmanın bulgularına göre AEB ülkelerinde enerji tüketim ve ekonomik büyüme arasında çift yönlü nedensellik ilişkisi söz konusudur. Bu durum söz konusu ülkelerde geribildirim hipotezinin geçerli olduğunu göstermektedir. Anahtar Kavramlar: Enerji Tüketimi, Ekonomik Büyüme, Avrasya Ekonomik Birliği ülkeleri, Panel Eşbütünleşme Testi, Panel Nedensellik Testi.

Avrasya güvenliği bağlamında Rusya-Çin ilişkileri: Şangay İşbirliği Örgütü

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Yüksek Lisans Türkçe 2016 Diğer
Soğuk Savaş sonrasında Rusya ve Çin ilişkileri hızlı bir şekilde gelişmiştir. İki ülkenin işbirliği Avrasya coğrafyasında insan hakları ve demokrasi konusunda bir ilerlemeyi beraberinde getirmemiş olsa da bölgede göreceli barış ve istikrarı temin etmiştir. Yaşanan küresel ve bölgesel güvenlik problemleri Rusya ve Çin ile birlikte Orta Asya ülkelerinin Şangay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) çatısı altında bir araya gelmelerini sağlamıştır. 11 Eylül 2001 sonrası Rusya-Çin ilişkilerine odaklanan bu tez, iki ülkenin güvenlik konusunda işbirliğini ve ŞİÖ'nün Avrasya güvenliğinin sağlanmasındaki rölünü incelemektir. Bu çalışmada Rusya-Çin ilişkilerinin son dönemdeki gelişiminin sebepleri ile birlikte iki devletin ŞİÖ çerçevesinde güvenlik politikaları ele alınacak ve bu örgütün amacına ulaşıp ulaşamadığı incelenecektir. Üç bölümden oluşan tezde şu sorulara cevap aranacaktır: Avrasya coğrafyasında iki rakip devlet olan Rusya ve Çin günümüzdeki işbirliğini geleceğe taşıyabilecekler mi? Rusya ve Çin için Avrasya güvenliği ne anlama gelmektedir? Avrasya güvenliğinde ve Rusya-Çin ilişkilerinde Şangay İşbirliği Örgütü'nün rolü nedir? Anahtar kelimeler: Rusya Federasyonu, Çin Halk Cumhuriyeti, Avrasya Güvenliği, Şangay İşbirliği Örgütü

Avrupa Birliği doğu ortaklık Gürcistan'a etkisi

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Yüksek Lisans Türkçe 2018 Diğer
Demokrasinin, hukukun üstünlüğünün ve insan haklarının geliştirilmesi, üye devletlerin ortak değerlerine dayanan Avrupa Birliği (AB) dış politikası için temel ilkelerdir. 1990'ların başında komünist rejimlerin dağılmasından sonra AB, Orta ve Doğu Avrupa ülkelerini destekleyip bütünleştirerek demokrasinin sağlamlaştırılmasına başarıyla katkıda bulundu. Bu başarılı sonuç, genel olarak AB'nin üyelik koşulluluğu politikasına veya aktif kaldıraç prensibine atfedilir ve AB'nin etkili bir dış eylem örneği olduğu ifade edilir. Bu çalışma, Avrupalılaşmanın üyesi olmayan Doğu komşuları üzerinde oluşturmuş olduğu etkiyi incelemektedir. Bu etkiyi analiz edebilmek için Gürcistan'ı ampirik bir örnek olarak seçip, Lavenex ve Schimmelfenning'in dışsal yönetişim kavramını kullanarak, AB Komşuluk Politikası ve onun halefi Doğu Ortaklığının Gürcistan'da demokrasinin geliştirilmesine ne ölçüde katkıda bulunduğunu incelemek tezin en önemli amacıdır. Gürcistan, AB komşuluk politikalarına uymak istemesi sonucunda iç politikasında bir takım değişim ve dönüşümlere gitmiştir. Bu bağlamda, tez çalışmasında özellikle insan hakları, suç ve yolsuzlukla mücadele, tarife serbestleştirme, enerji sektörü, gıda güvenliği ve eğitim üzerinde durularak, AB'nin Gürcistan üzerinde yaratmış olduğu Avrupalılaşma etkisi incelenmiştir. Çalışmada birincil ve ikincil kaynaklardan yararlanılarak ve daha çok nitel bir analiz yöntemi kullanılarak yorumsaycı bir yaklaşım uygulanmıştır. Çalışmada önemli bir takım bulgulara ulaşmıştır. Bu bulgular şu şekilde ifade edilebilir: Gürcistan AB'nin taleplerine cevap olarak iç politikasının dönüşümü AB'nin ilkeleri, pratikleri, normları ya da kurallarını kendi ulusal politika alanına uyarlamıştır. Kendi politikalarında yapılan değişimler ve dönüşümlerin sonucu olarak Gürcistan Doğu Ortaklığın dikkat çekici başarılı sonuçlarından birisi olmuştur. Doğu Ortaklığınin başarısı, AB'nin kendi siyasi sınırlarının ötesinde bir dönüşüm gerçekleştirerek başarıya ulaştığını göstermektedir.