Thesis Search




SEARCH RESULTS

Avrupa Birliği enerji politikası çerçevesinde Azerbaycan petrolü ve doğal gazı

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Doktora Türkçe 2019 Avrupa Çalışmaları Bilim Dalı
Dünyanın ikinci büyük enerji tüketicisi olan Avrupa Birliği, tüketicilerine ucuz, kaliteli ve kesintisiz enerji hizmeti sunmayı hedeflemektedir. AB Enerji Politikasının hedefleri: Rekabet kapasitesini arttırmak, güvenli enerji tedarikini sağlamak, çevreyi korumak, toplam tüketimde kömürün payını azaltmak, doğal gazın payını arttırmak, güvenli nükleer enerjini üretiminin gerçekleştirilmesi ve yenilenebilir enerjinin teşvikidir. Bunların yanı sıra dünyanın güç merkezlerinden biri olabilmesi için AB ekonomisinin güvenli, temiz, ucuz ve kesintisiz enerjiyle temin olunması önemlidir. Birliğin bu hedeflere ulaşabilmesi için sınırlı enerji kaynaklarının rasyonel kullanımı, tasarruf önlemlerinin alınması, yenilenebilir enerji kaynaklarının verimli kullanımı ve Birlik düzeyinde etkili kontrol sağlanabilmesi için tek enerji pazarının oluşturulması gibi girişimler olmuştur. Bundan başka, gelecekte olabilecek krizlerde kesintilerle baş edebilmek için enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesinin faydalı olacağı anlaşılmaktaydı. Bu bakımdan Birliğe kesintisiz enerji akımını sağlamak için Hazar Havzası enerji kaynakları ortaya çıkmaktadır. Birliğin enerji ihtiyaçlarının karşılanması için dışarıdan özellikle de Rusya'da tedarik edilen enerjinin güvenilir olmadığı defalarca kanıtlanmıştır. Orta Doğu'da istikrarın kırılgan olmasından dolayı alternatif enerji kaynakları ve transit yolları bakımından Hazar Havzası öne çıkmaktadır. Bu tez, AB enerji güvenliğinin sağlanmasında Azerbaycan enerji kaynaklarının önemini analiz etmeyi amaçlamaktadır. Aynı zamanda AB Komşuluk Politikası, Rekabet Politikası, Ortak Dış ve Güvenlik Politikasıyla karşılaştırma yapılarak AB ortak enerji politikası incelenmiştir. Anahtar sözcükler: AB, Enerji Politikası, Azerbaycan, Petrol, Doğal Gaz, TAP, TANAP.

Avrupa Birliği Hukukunda engellilik ve ayrımcılık yasağı

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Yüksek Lisans Türkçe 2016 Avrupa Birliği Hukuku Bilim Dalı
Engellilik ve ayrımcılık yasağı, Avrupa Birliği (AB) hukukunda önemli bir mesele haline gelmiş ve üç temel evrede gerçekleşmiştir. İlk evrede, Amsterdam Antlaşması yürürlüğe girdiği zaman, ayrımcılık yasağının türlerine engellilik kavramı dahil edilmiştir. İkinci evrede, ayrımcılık yasağının türlerine engellilik kavramı dahil edilmiş olması nedeniyle, engellilerin istihdama erişimi, refah ve sosyal güvenliğe erişimi, mal ve hizmet alımlarına erişimi, adalete erişimi ve ayrımcılıktan korunması garanti edilmektedir. Dolayısıyla, üçüncü evrede, engellilerin topluma katılması amacıyla, engellilere makul uyumlaştırma, düzenleme kapsamına alınarak çerçeve genişletilmiştir. Engellilerin korunması, AB'nin Birincil ve İkincil Hukuk mevzuatında düzenlenmiştir. Fakat, AB'nin Birincil ve İkincil hukuk mevzuatında engellilik tanımı bulunmamaktadır. Bu bağlamda, AB hukukunda engellilik tanımı olmamasına rağmen; Avrupa Birliği Adalet Divanı (ABAD) yargı kararları ile engellilerin korunması kavramının uygulama alanını genişletip, kelime kavramının anlamını adil bir şekilde doldurarak yorumlayabilir. AB hukukundaki engellilerin korunmasının temel amacı, bireyin topluma katılmamasına neden olan bariyerlerin kaldırılmasıdır. AB hukukunda çevresel bariyerlerin kaldırılmasına odaklanan; sosyal ve fiziksel bariyerlerin kaldırılmasına odaklanan, daha da temele indiğimizde engelliliği açıklayan medikal ve sosyal model düzenlenmiştir. Bu bağlamda AB, bariyerleri kaldırarak, engellilerin diğer insanlar gibi toplumda üretime katmak suretiyle katkı sağlamasına yüce bir ilke olarak inanmaktadır. Öncelikle belirtmek gerekir ki, engellilerin topluma sağladığı katkının oranı, diğer insanların katkısı ile aynı oranda beklenmemektedir. Ancak, AB burda esas olarak, engellileri topluma ve istihdama katarak; engelleri, bu durumla yaşamak durumunda olan bireyler ve toplum için bir yük olmaktansa katkı, fayda ve semere haline getirmeyi kendine amaç bilmiştir.

Avrupa Birliği iç pazarında malların serbest dolaşımına eş etkili önlemler

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Yüksek Lisans Türkçe 2019 Avrupa Birliği Hukuku Bilim Dalı
Avrupa Birliği'nin (AB) merkezi politikası, malların, kişilerin, hizmetlerin ve sermayenin serbest dolaşımının sağlandığı içsel bir tek pazarın kurulması olmuştur. Avrupa Birliği'nin İşleyişine İlişkin Antlaşma (ABİA), tek pazarın nasıl işlemesi gerektiği ve özellikle malların serbest dolaşımının nasıl sağlanacağı konusunda açık bir rehberlik sunmaktadır. Adalet Divanı (eski Avrupa Adalet Divanı olarak bilinen), tek pazarın uygulanmasını ve malların serbest dolaşım kararlarını desteklemiştir. Bununla birlikte, üye devletleri farklı kültürler, düzenlemeler ve akıl setleri ile uyumlaştırmanın karmaşıklıkları sayısız ve zordur. AB içindeki malların serbest dolaşımı, bir AB mevzuatı ve içtihat yasasını oluşturdu. Bu çalışma, keyfi ayrımcılıkla ilgili nedenleri ve hukuki çözümleri veya üye devletler ve gümrük birlikleri arasındaki ticarette gizli bir kısıtlamayı bulmaya çalışacaktır. Anahtar Kelimeler: Avrupa Birliği(AB), Avrupa Adalet Divanı, ABİA, Tek Pazar, iç Pazar, Yasama, Uygulanma, İçtihat , Mevzuatı, Antlaşma, Madde, Serbest Dolaşımı, Eş Etkili, Mal, Hukuki Çözümler Ve Düzenleme.

Avrupa Birliği katılım öncesi sürecinde insan hakları koşulluluğu: Arnavutluk örneği

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Yüksek Lisans Türkçe 2016 Hukuk Bilim Dalı
1993 yılında yürürlüğe giren ve siyasi, ekonomik ve (müktesebatın uygulanması gibi) yargısal koşullar içeren Kopenhag Kriterleri, bir ülkenin ilerlemesini ölçmede kullanılan başlıca kriter olmuşlardır. Katılım öncesi koşulluluk AB tarafından, aday ve potansiyel aday ülkelerin demokrasi değerleri, hukukun üstünlüğü ve özellikle insan haklarına saygıya olan bağlılıklarını gözetlemede kullanılmış, bunları içeren temel reform alanlarında somut ve sürdürülebilir ilerleme sağlanması için destekleyici kılavuz niteliği taşımışlardır. Bu araştırma kapsamında, siyasi koşulluluk genel açıdan ele alınmış olup, insan haklarına detaylarıyla odaklanılmıştır. 2007 genişlemesinden sonra Avrupa Birliği, genişleme stratejisinde değişikliğe giderek katılım öncesi sürecin kapsamına daha katı koşullar ilave etmiştir. Daha katı koşulluluğa yol açan değişikliğin neden ve sonuçları incelenerek (çoğunluğu halen aday veya potansiyel aday statüsünde olan) Batı Balkan ülkelerine odaklanılmıştır. Ek olarak, Arnavutluk'un 23. fasıl kapsamındaki müktesebat uyumluluğu incelenmiştir. Mevcut iç mevzuat ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne taşınmış davalar ve insan haklarının korunmasında önemli rol oynayan (STK'lar gibi) temel aktörler incelenmiş olup AB'nin yol göstericiliği ve desteğiyle ülkenin Avrupa değerlerine yaklaştığı sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Avrupa Birliği, genişleme, Kopenhag kriterleri, siyasi koşulluluk,katılım öncesi süreç, insan hakları koşulluluğu, aday ülke, insan hakları, Batı Balkan genişlemesi, Arnavutluk'ta insan hakları

Avrupa Birliği komşuluk politikasının Azerbaycan'ın Avrupalılaşmasına etkisi

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Doktora Türkçe 2018 Diğer
Doğu Bloğu ve Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra Doğu Avrupa'nın bir çok bağımsız ülkeleri Avrupa Birliği (AB) ile entegrasyon sürecine girmiş ve birçoğu üyelik başvurusunda bulunmuştur. Neticede, Birlik 2004 yılında tarihinin en büyük genişlemesi olan Doğu genişlemesini yaşamıştır. Bu genişlemeden sonra AB Doğu sınırlarındaki yeni komşularına karşı o tarihte üyelik perspektifi sunamadığı için komşularla ilişkileri düzenlemek için Avrupa Komşuluk Politikasını başlattı. Avrupalılaşma kavramı özellikle Doğu Genişlemesi sürecinde hızla yayılan ve 1990'lı yıllarda popülerlik kazanarak çeşitli araştırmacılar tarafından araştırma konusu olmuştur. AB kendi içinde entegrasyonunu derinleştirdikçe ve dışa doğru genişledikçe üye ülkelerdeki Avrupalılaşma ve aday ülkelerdeki Avrupalılaşma konusunun mekanizmaları, nasıl gerçekleştiği ve sonuçları üzerine literatürde çalışmalar artmıştır. Son yıllarda ise üçüncü ülkelerdeki Avrupalılaşma ve özellikle de Komşuluk Avrupalılaşması, Avrupalılaşma çalışanlarının araştırma konusu olarak daha çok ilgi görmektedir. Özellikle Komşuluk Avrupalılaşmasının en önemli aracı olan Avrupa Komşuluk Politikası başladıktan sonra bu çalışmalar artmıştır. Azerbaycan Cumhuriyeti 1991 yılında bağımsızlığını tekrar kazandıktan sonra demokrasi ve pazar ekonomisine geçiş ülkenin temel hedeflerinden olmuştur. Geçiş dönemindeki zorluklara rağmen Azerbaycan Batı'ya entegrasyon yolunu seçmiş ve kısa sürede Batı'daki bir çok uluslararası örgütle ilişkilerini geliştirmiştir. Azerbaycan'ın AB ile ilişkileri de 1991 yılından itibaren başlamış ve Avrupa Komşuluk Politikası çerçevesinde halen devam etmektedir. Son yıllardaki çeşitli krizlerle uğraşan AB için Azerbaycan'la ilişkileri önem arzetmektedir. Bu bağlamda bu tezde Komşuluk Avrupalılaşmasının dört alanı olan demokrasi aktarımı, ekonomik işbirliği, adalet ve içişleri ve çatışmaların çözümü konuları Azerbaycan açısından incelenmiştir. Komşuluk Avrupalılaşmasının en sorunlu alanı olan demokratikleşmenin önündeki engeller tespit edilmiştir. Tezde Avrupa Komşuluk Politikasının Azerbaycan'ın Avrupalılaşmasına özellikle demokrasi alanında pozitif etkisinin bulunmadığı saptanmıştır. Ancak elde ettiğimiz sonuçlara göre bunun sebebi sadece Avrupa Komşuluk Politikasının zayıflığından kaynaklanmamaktadır. Hem ülke içi hem de ülke dışı faktörlerin de önemli olduğu görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Avrupa Birliği, Azerbaycan, Avrupalılaşma, Avrupa Komşuluk Politikası, Doğu Ortaklığı, Demokratikleşme, Komşuluk Avrupalılaşması.

Avrupa Birliği tavsiyelerinin Kosova kamu yönetimine yansımaları

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Doktora Türkçe 2018 Yönetim Bilimleri Bilim Dalı
Avrupa Birliği, kurulduğu günden bu yana özel bir devlet birliğidir. En önemli özelliklerden biri, üye devletlerin hükümetlerinin uyması gereken ve özel olarak uygulanması gereken ortak standartların oluşturulmasıdır. Avrupa Birliği'nin devam eden evrim sürecindeki yeniliklerden biri, üye devletlerin ve üyeliğe aday olanların kamu yönetimi ile ilgili standartlardır. 'İyi Yönetişim', kamu yönetiminin modern işleyişine ilişkin ilkeleri ve standartları içeren Avrupa Birliği kurumları tarafından belirlenen bir kavramdır. Avrupa Birliği, demokratik hükümet sistemleri ve fonksiyonel piyasa ekonomileri birliğidir. Hızlı ekonomik değişikliklere adapte olabilen ve vatandaşlarına refah sağlayan profesyonel kapasiteleri olan kamu yönetimi; şeffaf ve açık; sorumlu olmaya hazır; vatandaş odaklı ve yakın; vatandaşların hak ve özgürlüklerini güvence altına alma ve karar alma süreçlerine katılımlarını sağlamak, Avrupa Birliği entegrasyonu yolunda standart olarak iyi yönetişim kavramını oluşturan değerlerden ve ilkelerden sadece birkaçıdır.

Avrupa Birliği'nde enerji bağımlılığı ve uluslararası enerji piyasası

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Doktora Türkçe 2018 Ekonomi-Maliye Bilim Dalı
Avrupa Birliği'nin kuruluşundan itibaren enerji politikalarıyla ilgili yapılan tüm çalışmalar, ülkelerin farklı enerji altyapısı ve çeşitli tüketim tercihlerinden dolayı kısıtlanmıştır. Bu bölgenin enerji kaynakları açısından, enerji tüketicisi konumunda olduğu ve dış kaynaklara bağımlılığı, ortak enerji politikasının yapılmasını gerektirmektedir. Araştırmada, Avrupa Birliği'nin enerji politikaları incelenerek, bu süreç içerisinde karşılaşılan sorunlar ve yapılması gereken işlemlerin içeriği açıklanmıştır. Özellikle, araştırma Avrupa Birliği'nin enerji sorunlarına ekonomik yönden yaklaştığı için, bu işlemler ekonometrik model kapsamında ele alınmıştır. Ekonometrik modelin sonuçlarına göre enerji politikası geliştirebilmek için geçmişten günümüze kadar yapılan çalışmalar incelenmiştir. Araştırmanın ilk bölümünde Avrupa Birliği'nin enerji kaynakları ile ilgili verileri bağlamında, enerji kaynaklarına bağımlılığı araştırılmıştır. İkinci bölümde bölgenin enerji politikası yapmak konusunda izlediği yol ve bu konuyla ilgili son durum ele alınmıştır. Son bölümde ise Avrupa Birliği'nin ekonomik büyümesinde enerji talebinin rolü ve önemi, ekonometrik model bağlamında incelenmiştir. Bu bölümde ilk önce konuyla ilgili ülkeler ve çok ülkeli gruplar kapsamında literatür taraması yapılmış, daha sonra ekonometrik model uygulaması ile iki değişkenin ilişkisi ele alınmıştır.

Avrupa Birliği'nde finansal entegrasyon: Bankacılık sektörü açısından bir değerlendirme

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Doktora Türkçe 2012 Ekonomi-Maliye Bilim Dalı
Avrupa ekonomisinin tarihi gelişim sürecinde, bankalar yoluyla sağlanan finansman büyük rol oynamıştır. AB için entegre olmuş bir bankacılık sektörünün oluşturulması, finansal piyasa entegrasyonunun ve tek para politikasının başarısı açısından zorunlu görünmektedir.Bankacılık sektöründe entegrasyon, AB ekonomik politikalarının başlıca hedeflerinden sayılmaktadır. Bu sektörde, entegrasyonun daha yüksek bir ekonomik büyüme için potansiyel yaratacak olan bir finansal gelişimi besleyeceği ve hızlandıracağı beklenmektedir. Ayrıca, bu sektörde daha yüksek düzeyde bir entegrasyonun gerçekleşmesi, kaynak tahsisinin daha etkin yapılmasına ve sermaye maliyetinin düşürülmesine katkı sağlayama yoluyla, ekonominin etkinliğini arttırması beklenmektedir. Bu da sonuç olarak, bankacılık sektöründe sürdürülebilir büyümenin, enflasyon yaratmadan gerçekleştirilmesini sağlayabilir. AB bankacılık sisteminin entegrasyonu, AB finansal piyasa entegrasyonunun ilerlemesi ve tamamlanabilmesinde en önemli rolü oynamaktadır.AB'de bankacılık sektöründe Entegrasyon düzeyi toptancı piyasalar altında yer alan para piyasalarında büyük ölçüde ilerlemiş, fakat perakende bankacılık piyasaları altında incelenen ve bankaların temel aracılık faaliyeti ile ilgili olan kredi piyasasında entegrasyon düzeyinin oldukça düşük olduğu görülmektedir. AB genelinde perakende bankacılık piyasası halen bölümlenmiş olarak kabul edilmektedir.Bu çalışmada öncelikle finansal entegrasyonun tanımı, avantajları, dezavantajları ve Birlik düzeyine finansal entegrasyonun oluşumu incelenmiştir. Daha sonra AB bankacılık sektörünün önemi ve AB mali sisteminde bankacılık sektörünün payı, AB'de bankacılık sektörü entegrasyonun ilerleme dönemleri, Avrupa Merkez Bankası tarafından AB bankacılık sektörüne uygulanan politikalarda etkinliğin sağlanması ele alınmıştır. Son olarak, bankalar arasında birleşme ve devralmalar, hedeflenen Avrupa finansal tek pazarının oluşumu, Avrupa mali sektörünün bankacılık sektörü ile yakın ilişkide olan sermaye piyasası işlemleri ele alınmıştır.

Avrupa Birliği'ne entegrasyon sürecinde Azerbaycan'ın azınlıklar politikası

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Doktora Türkçe 2009 Diğer
Azınlıklar sorunu uluslararası ilişkilerde dünyanın gündemini meşgul eden önemli bir sorundur. 2. Dünya Savaşı'ndan sonra bu konu uluslararası hukukta daha sık görüşülmeye başlanmıştır. Bu dönemlerde azınlıklara daha çok ?ayrımcılığın önlenmesi? başlıkları altında ?negatif hakların? verildiğini görüyoruz. Yalnız zamanla bu negatif hakların yeterli olmadığı görülmüştür. Özellikle, Sovyetler Birliği'nin dağılması ve Doğu Blok'unun çökmesi sonucu Doğu Avrupa ve Kafkaslar'da çıkan etnik çatışmalar azınlıklarla ilgili yeni düzenlemeleri gerektirmiştir. Bu dönemden sonra azınlıkların korunması ile ilgili çeşitli düzenlemeler yapılmıştır.Avrupa Birliği Maastricht Anlaşması sonrası ekonomik bütünleşmeden daha çok siyasi bütünleşmeye dönüşmüştür. Üye ülkeler azınlık sorunlarını kendi hukuk ve tarihi geleneklerine göre çözdüklerini görmekteyiz. Ayrıca, üye devletler taraf oldukları çeşitli anlaşmaları imzalarken iç hukuka uygun deklarasyonlarda bulunarak azınlık haklarını düzenlemektedirler. Ancak aday veya üçüncü ülkelerle ilişkilerde azınlık hakları hep gündemde tutulmakta ve üye olmak için kriter olarak belirlenmektedir.Sovyetler Birliği'nin dağılması sonucu Azerbaycan yetmiş yıl aradan sonra tekrar bağımsızlığını kazanmıştır. Bağımsızlığın ilk yıllarında Dağlık Karabağ Savaşı ülkeye ağır maddi ve manevi zarar vurmuştur. Ateşkesin elde edilmesiyle dünyayla bütünleşme süreci başlamıştır. Zengin doğal kaynaklar Batı'yla bütünleşmeyi hızlandırmıştır. Ülkede azınlık hakları genel olarak ?negatif? haklar çerçevesinde korunmaktadır. Ancak 1992 yılı Azerbaycan Cumhuriyeti'nde Yaşayan Ulusal Azınlık, Az Sayılı Halk ve Etnik Grupların Hak ve Özgürlüklerini Korunması, Dil ve Kültürünün Gelişmesi İçin Devlet Yardımı Hakkında Cumhurbaşkanı Fermanı azınlıklara ve küçük halklara pozitif haklar vermiştir.Avrupa Birliği'ne entegrasyon Azerbaycan dış siyasetinin en önemli amaçlarından biridir. Bu amaç doğrultusunda karşılıklı ilişkiler mevcuttur. Bu tezde genel olarak yukarıdaki konular ele alınmış dünya hukukunda, AB çerçevesinde ve Azerbaycan Hukuku'nda azınlıkların durumu incelenmiştir.Anahtar Kelimeler : Azınlıklar, Ayrımcılığın Önlenmesi, Avrupa Birliği, Azerbaycan

Avrupa Birliği'ne uyum sürecinde Makedonya Cumhuriyeti Merkez Bankası bilanço analizi

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Yüksek Lisans Türkçe 2018 Finansal İktisat ve Bankacılık Bilim Dalı
Makedonya Cumhuriyeti bağımsızlığını ilan ettiği 1991 yılından bugüne kadar, çok önemli iki süreçten geçmiştir. Bunlardan birincisi bağımsızlık sonrası yeni ve bağımsız bir ülkenin temellerinin atılması adına yapılan reformları kapsayan ilk zor süreçtir. Bu süreçte yeni para birimi, bağımsız para politikası, yeni dış ilişkiler, döviz politikası ve hukuki sistemin oluşturulması adına gerekli birçok çalışma yapılmıştır. İkinci önemli süreç ise 2005 yılında ülkenin Avrupa Birliği'ne aday olmasıyla başlayan birliğe uyum sürecidir. Önceki süreçte bağımsız bir parasal sistem ve para politikası adına büyük mücadele veren Makedonya Cumhuriyeti bu süreçte bu ekonomik birliğinin bir parçası olabilmek adına ulusal hukuki, muhasebe ve mali sistemi başta olmak üzere birçok alanda çalışma ve reformlar yapması gerekmektedir. Ülkenin merkez bankası olan Makedonya Cumhuriyeti Ulusal Bankası her iki süreçte de aktif rol oynamıştır. Bu tezde Makedonya Cumhuriyeti Ulusal Bankası bilançosu ve analitik bilanço kalemlerinden türetilen rasyolardan yola çıkarak ülkenin uyum sürecinde bilanço analizi yapılmıştır. 2005- 2016 dönemi için kur riski oranı, döviz cinsinden varlık/ denar cinsinden varlık oranı, emisyon/ toplam bilanço oranı, rezerv para/ toplam bilanço oranı, merkez bankası parası/ toplam bilanço ve döviz yükümlülükleri/ toplam bilanço oranları hesaplanmıştır. Makedonya Cumhuriyeti Ulusal Bankası'nın yaşanan krizlere rağmen bu dönemde bilanço varlık kalitesini koruduğunu fakat emisyon/ toplam bilanço oranının düşük olması kendi parasını yaratma ve etkin para politikası uygulama açısından pek başarılı olmadığını belirtmek gerekir. Merkez bankası parası/ toplam bilanço oranının dönem sonunda artmasını ise bankanı para politikası uygulamalarında daha kontrol sahibi konumuna geçmesi olarak nitelendirebiliriz. Anahtar Kelimeler: Makedonya Cumhuriyeti Ulusal Bankası, Avrupa Birliği'ne uyum süreci, bilanço, analitik bilanço, rasyo analizi, para politikası uygulamaları

Avrupa Birliğine üye olmayan Batı Balkan ülkelerinin içsel büyüme dinamikleri

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Yüksek Lisans Türkçe 2015 İkt. Gelişme ve Uluslararası İkt. Bilim Dalı
İktisadi büyüme kavramı, sadece gelişmiş ülkelerin sorunu değil, az gelişmiş ülkelerinin de ortak sorunudur. Bütün ülkelerin yakında takip ettiği en önemli konulardan biri, sürekli ve uzun vadeli büyümedir. Fakat, meşhur olan geleneksel büyüme modelleri, ekonomilerin uzun dönemli büyüme süreçleri açıklamakta yetersiz kalmaktadır, böylece içsel büyüme modelleri ortaya çıkmaktadır. Bu çalışmanın amacı, 1980'lerden sonra ortaya çıkan içsel büyüme modellerinin en önemli temsilcileri ele almakta ve üye olmayan Batı Balkan ülkeler için bu tür büyümeyi açıklayan en iyi modelini kurmaktır. 2000-2010 yıllar arası seçmiş olduğumuz ülkeler için en uygun model, dinamik panel veri analizi modeli olduğu kanıtındayız. Batı Balkan ülkelerde içsel büyümeyi etkileyen faktörler; hükümetin tüketim harcamaları, ticari açıklığı, total faktör verimliliği ve üniversitede kadınların kayıt oranları olarak sıralanmaktadır. Sırasıyla bu değişkenler büyümeyi negatif ve diğerleri pozitif bir yönde etkilemektedir.

Avrupa Birliği'nin su kaynakları ve yönetimi; bütünleşik su kaynakları yönetimi

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Doktora Türkçe 2010 Avrupa Birliği Hukuku Bilim Dalı
Günümüzde su ile ilgili hâkim görüşler küresel ısınma, hızlı nüfus artışı ve artan kirlilik oranı gibi etkenlerden dolay tatlı su kaynaklatın hızla tükenmekte olduğu ve acil tedbirlerin alınması gerektiği tezine dayanmaktadır. Birleşmiş Milletler, İMF, Dünya Su Konseyi, Dünya Bankası vs raporlarına bakılırsa, küresel ısınma ve su krizi insanlığı tehdit eden iki önemli tehlike olduğu konusunda tek sestir.Avrupa Birliği'ne bakıldığında, kıta genelinde bölgesel farklılıklarla beraber yer altı ve yer üstü su kaynaklarının mevcut talebi fazlasıyla karşılayabileceği ortaya çıkıyor. Dolaysıyla, su kaynakları yönetiminde miktardan ziyade, tatlı su kaynakların kalitesinin korunmasına odaklanılmıştır. GIS ve uzaktan sondalama gibi yeni teknolojiler ile kendi su kaynaklarını ölçme değerlendirme konusunda önemli ilerlemeler kaydetmesiyle birlikte su kaynakları yönetiminde özgün bir formül üretmiş olduğu söylenemez. Nitekim AB'nin kendi su politikasında uluslar arası gelişmelere paralel bir eğilim izlediği ortaya çıkıyor.Zamanla su kaynakları yönetimi birçok ekonomik, toplumsal ve çevresel ve hatta siyasi boyutları kapsayarak, giderek karmaşık bir hale gelmiştir. Avrupa Birliği yetkilileri su kaynakları yönetiminde havza bazlı bütüncül bir yaklaşım benimsemiş ve bütünleşik su kaynakları yönetimi (BSKY) modelini bazı zayıf yanları kabul edilmekle birlikte bu karmaşıklıkla baş edebilecek bir model olarak görülmüştür.

Avrupa dışındaki ülkelerden gelen mültecilerin Türk Hukukunda sığınma başvurularına ilişkin usul ve sonuçları

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Yüksek Lisans Türkçe 2017 Diğer
11 Nisan'da 2013 tarihindeTürkiye Büyük Millet Meclisi( TBMM )tarafından 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun kabulünden sonra, sığınma hakkı Türkiye'de yeni bir boyut kazanmıştır. Türkiye, 1951 Cenevre Sözleşmesi'ni ve 1967 tarihli ek protokolünü onaylamıştır. Ancak Türkiye 1951 Cenevre Mülteci Söz-leşmesi üzerinde coğrafi bir sınırlama getirmiştir. Türkiye'ye iltica etmek üzere Av-rupa'dan gelenlere mülteci olma hakkı tanınırken; Avrupa dışından gelenlere(şartlı mülteci) bu hak tanınmamakta; ancak üçüncü ülkelere (ABD, Kanada vb.) geçebile-cekleri süre boyunca sığınma hakkı verilmektedir. Geçici Koruma rejimi kapsamına giren Suriyeliler hariçtir.Bu bakış açısıyla tez konusu,Avrupa Dışındaki Ülkelerden Gelen Mültecilerin Türk Hukukunda Sığınma Başvurularına İlişkin Usul ve Sonuçları, olarak ele alınmıştır. Birinci bölümde, mültecilerin Türk hukukunda korunmasına iliş-kin yasal düzenlemeler ele alınmaktadır. İkinci bölümde ise, sığınma başvurusunun yetkili organlarını Türk hukukunda incelecektir. Üçüncü bölümde de, şartlı mülteciler için sığınma başvurusunun usul ve sonuçlarını sunmaktadır.

Avrupa'da İslamofobi: Fransa örneği

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Yüksek Lisans Türkçe 2020 Diğer
Dünya'da yükselişe geçen göç oranları sebebiyle çok kültürlü toplumlarda İslam dinine inanan kişiler, yani Müslümanların sayısı artmıştır. Kendi öz vatanlarında yaşayan ve islam dinine inanmayan kişilerin, Müslümanlara karşı eylemlerini açıklamak için İslamofobi kavramı ortaya çıkmıştır. İslamofobi ile ilgili tanımlar, geleneksel Batılı görüşlerinde ve Doğu'ya özgü kavramlar ile Batılı olanlar zıtlaştığında daha çok görülmektedir. Zıtlaşma sonucu ayrışmalar, bir diğer deyişle, kapsama ve dışlamanın oluşturulması, çoğunluğun azınlıklara karşı normları belirlediği öne çıkan bir özellik olmuştur. Bu araştırma İslamofobi, özellikle Fransa'daki İslamofobi -ne olduğu, nereden geldiği, zorlukları ve etkileri- hakkında örneklere dayanan bir tarihsel çalışma sergilemekte, dahası, Fransa'da İslamofobi'yi önlemek ve ortadan kaldırmak için kullanılabilecek stratejileri göstermektedir. Çalışmanın zaman örgüsü, İslamofobi'nin teorik yönleri ve tarihiyle başlar, sonrasında medyada ve toplumda İslamofobi ile ilgili ampirik araştırmalar ile devam eder. Fransız toplumundaki ampirik bulgularda, Fransa'nın ayrımcılık sorunları, entegrasyon çabaları ve İslamofobi'ye karşı stratejilerle karşı karşıya olduğunu ayrıca göreceğiz. Çalışma nihayetinde İslamofobi'nin, Fransa özelinde ve etnik ilişkiler göz önüne alındığında, günümüzün çok kültürlü toplumları için istilacı bir faktör olduğunu göstermektedir. Bu nedenle ülkeler ve toplumlar İslamofobi'nin yükselişte olduğunu kabullenmelidir. Öyle ki, İslamofobi, hem ulusal hem de uluslararası düzeyde önlem alınması gereken önemli bir sorun olarak tanımlanmalıdır.

Avrupa'da siyasal seferberlik kaynağı olarak milliyetçilik: Ukrayna ve Almanya örnekleri

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Yüksek Lisans Türkçe 2018 Siyasi Tarih Bilim Dalı
Bu çalışmada, 20. yüzyılda milliyetçi fikirlerin kökeni ve gelişimi, bunların siyasi sürece etkisi ve Avrupa devletlerinin ulusal gelişimleri üzerine araştırmalar yapıldı ve ortaya çıkarıldı. Bu araştırma için iki Avrupa ülkesi olan Almanya ve Ukrayna örnekleri seçildi. Bu iki Avrupa ülkesinde siyasi seferberlik süreçleri üzerindeki milliyetçi fikirlerin etkisi incelendi. Her iki ülke, milliyetçi düşüncenin gelişimine yatkın olan pekçok olayı içeren zengin bir tarihe sahiptir. Çalışma kapsamında siyasi seferberlik olgusu, siyasi seferberliğin doğası ve gerekli koşulları incelendi. Ayrıca söz konusu iki ülkedeki milliyetçi fikirlerin ortaya çıkış mekanizmaları ve bunların tarihsel sonuçları araştırıldı ve milliyetçi fikirlerin oluşumunda çok fazla ortak özellik olduğuna dair kanıtlar ortaya çıkarıldı. Ukrayna milliyetçileri sıklıkla Alman milliyetçiliğini bir örnek paradigma olarak algıladılar ve ondan etkilendiler. Fakat aynı zamanda devletin siyasi durumuna, kültürel gelişimine ve etnik özelliklerine bağlı olarak tamamen farklı ve bazen de zıt olan farklılıklar da mevcuttur. Anahtar Kelimeler: Milliyetçilik, Etnisite, Almanya, Ukrayna, Siyasal Seferberlik.

Avrupalılaşma ekseninde Kosova'da kamu yönetiminin yeniden yapılanması

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Doktora Türkçe 2020 Diğer
Teorik bir kavram olarak Avrupalılaşma, liberalizm, ekonomik kalkınma ve demokrasiye dayanan ilerici bir fikir olarak kabul edilmektedir. Kosova, savaş öncesi Yugoslavya'nın dayattığı sosyalist-komünist sistemden, ABD ve AB'nin sistematik yönetim metodları, gerçekleştirilmesi zorunlu reform programları ve kapitalist ekonomik yapısal gereklilikleri neticesinde, demokratik sisteme geçiş yolunda önemli adımlar atmıştır. Bu çalışma kapsamında, bakanlıkların merkezi düzeyindeki belediyelerde sorumlu yetkilileri ile yapılan görüşmeler, yerel düzeyde siyasi parti görüşmeleri, bilimsel çalışmalar, sivil toplum kuruluşları ile görüşmeler, arşivler, kamu yönetimi yasaları, Kosova Cumhuriyeti dergileri, EU-SIGMA raporu gibi metodlar kullanılmıştır. Kurumlar özelinde yapılan araştırma ve analizler sırasında, merkezi yönetimin sivil personel üzerinde zorlayıcı tedbirlerinin varlığı dikkat çekmektedir. Ülke genelinde yapılan değerlendirmede ise azınlıkların iyi temsil edildiğini, AB raporlarına göre ülkede bir takım yolsuzlukların söz konusu olmasına karşılık, bu oranlarda ciddi düşüşlerin tespit edildiğini ve istirarlı bir mücadele yürütüldüğünü söylemek mümkündür. Stratejik bir planın gerçekleştirilmesi noktasında profesyonel insan kaynakları anlamında birtakım sorunların varlığı ise göz ardı edilememektedir. SIGMA AB rapor ve analizleri, savaş sonrası dönemde Kosova'nın kamu ve yerel yönetimlerde gerçekleştirilen reformlar bağlamında önemli gelişmeler kaydettiğini göstermektedir. Fakat tüm gelişmelere karşın, AB normlarına uygunluğun bir zaman gerektirdiği açıktır. AB ilerleme raporları, merkezi ve yerel düzeylerde kamu idareleri aracılığıyla yapılan kişisel analizlere dayanılarak, Kosova'da yönetimin parti bazında siyasallaşmasının temel sorunlardan olduğu söylenebilmektedir. Yönetimde şeffaflığın artması ile, yasal düzenlemelere, taslaklara ve belgelere elektronik olarak erişilebileceğinden, hesap verilebilirliğin ve bu yöntemle yönetimin denetlenmesinin sağlanabileceği söylenebilir.

Aykırı değer belirleme için melez bir zeki sistem tasarımı ve gerçekleştirimi

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Doktora Türkçe 2021 Diğer
Melez bir zeki sistem, belli bir amaç için çeşitli yapay zeka yaklaşım ve yöntemlerinin birleştirilmesi ile oluşturulur. Melez Sistemler ve Topluluk Öğrenmesi yöntemleri aykırı değerlerin belirlenmesi kapsamında, son yıllarda finans, tıp, endüstri ve güvenlik gibi birçok uygulama alanında kullanılmaktadır. Tez çalışmasında aykırı değer tespitinde ikili sınıflandırıcı işlevi gören, performans açısından farklı yöntemlerin melezleştirildiği verimli bir Topluluk Öğrenmesi modeli geliştirilmiştir. Önce temel ve topluluk öğrenmesi sınıflandırıcıların başarı değerleri elde edilmiş; ardından melez yöntemler içerisinde farklı sınıflandırıcılar kullanılarak başarımları artırılmaya çalışılmıştır. Aykırı değer tespitinde meta öğrenici olarak lojistik regresyonun yer aldığı yığınlama yönteminde kullanılacak en uygun temel sınıflandırıcıların belirlenmesi için deneysel çalışmalar yapılmıştır. Dört topluluk öğrenmesi yönteminin (Torbalama, Artırma, Rastgele Orman ve Döndürme Ormanı) sonuçlarının birleştirilmesinin ilgili veri setlerinde en iyi performansı elde ettiği gözlemlenmiştir. Çalışma, belirtilen yaklaşım kullanılarak ilgili veri setleri için elde edilen bu melez sistem sınıflandırıcı kombinasyonu yönü ile literatürde yenilik içermektedir. Deneysel çalışmalar, ODDS kütüphanesindeki 8 adet veriseti üzerinde gerçekleştirilerek önerilen yöntemin performansı gözlenmiştir. Doğruluk, AUC, F-Değeri, precision ve recall gibi ölçütlere bakıldığında, birçok makine ve topluluk öğrenmesi yaklaşımından daha başarılı sonuçlar elde edildiği gözlemlenmiştir.

AYPE atıklarının rafineri artıkları ile ısıl ve katalitik bozundurulması

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Doktora Türkçe 2012 Diğer
Gittikçe artan dünya nüfusu ve artan enerji ihtiyacını karşılamak için yeni enerji kaynaklarının araştırılmasının yanında, mevcut enerji kaynaklarının da etkin kullanılması önem arz etmektedir. Plastik atıkların ve petrol rafineri artıklarının değerlendirilmesi mevcut kaynakların etkin kullanılması olarak değerlendirilecek iki enerji kaynağıdır. Bu atıkların değerlendirilmesi hem ekonomik hem de ağırlaşan çevre kanunları açısından da zorunluluk arz etmektedir. Bu bağlamda düşünüldüğünde bu atıkların beraber değerlendirilmesi son yıllarda üzerinde çalışılan araştırma konularından birisidir.Bu tez kapsamında, AYPE (Alçak Yoğunluk Polietilen) plastik atıkları ile Kerkük rafinerisinin artıklarının 375-450°C sıcaklık aralığında, azot atmosferinde, ısıl ve katalitik bozundurulması araştırılmıştır. Deneysel çalışmalarda, 250 ml, paslanmaz çelik reaktör (otoklav) kullanılmıştır. Katalizör olarak ise ticari alumina destekli Ni-Mo metalik katalizörü kullanılmıştır. Bozundurma sonucunda oluşan sıvı, gaz ve katı kalıntı miktarları belirlenmiştir. Ayrıca, sıvı ve gaz ürün yüzdeleri toplam dönüşüm olarak tanımlanmıştır. Sıvı, gaz, katı ve toplam dönüşüme, sıcaklık, süre, AYPE/rafineri artıkları oranı gibi parametrelerin etkisi incelenmiştir. Deneylerden elde edilen sıvı ürünlerin GC-MS analizleri yanında, parlama noktası, fraksiyonlu destilasyonu, setan sayısı yapılmıştır.Deneysel çalışmalardan elde edilen sonuçlara göre, en yüksek sıvı oluşumu AYPE ısıl bozundurmasında 400°C'ta %87.67 olarak elde edilmiştir. Aynı deneyde toplam dönüşüm de %98.29 olarak bulunmuştur. AYPE'nin ısıl bozundurmasında sıcaklık 375°C'den 450°C'ye çıkarıldığında reaktörde kalan katı kalıntı miktarı %55.11'den %2.27'ye inmektedir. AYPE plastik atığı ile VGO rafineri artığının 1/1 oranındaki ısıl bozundurulmasında ise bu miktar %51.09'dan %4.8'e ve AYPE/VR 1/1 oranı için ise %48.29'dan %19.79'a inmektedir. Katalitik bozundurulmadan elde edilen sonuçlara göre katalizör miktarının artışı ile sıvı ürün oluşumunu azaltmakta, katı miktarı artmakta ve gaz miktarında ise önemli bir değişiklik olmamaktadır.Sonuç olarak, ısıl bozundurmadan elde edilen sıvı ürünlerin GC-MS analizi sonucu tanımlanan sıvı ürünlerde karbon sayısı C6-C10 arasındaki ürünler ağırlıktadır. Bu ürünlerin yüzdelerinin toplamı AYPE için %66.67, AYPE/VGO için %50.95 ve AYPE/VR için %41.98 olarak bulunmuştur. Bu değerlere dayanarak elde edilen sıvı ürünlerin nafta (C5-C10) ve kerosene (C10-C14)'e yakın ürünler olduğu söylenebilir.Anahtar Kelimeler: Piroliz, AYPE, plastik atıklar, petrol atıkları, ısıl bozundurma, geri kazanım,VGO

Ayrık eleman yöntemi ile kum üzerine oturan şerit temelin taşıma gücünün analizi

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Yüksek Lisans Türkçe 2021 Diğer
Temeller, yapının yükünü zeminin geniş bir alanına aktaracak şekilde tasarlanmaktadır. Temel, yapısal yükleri güvenli bir şekilde aktarabilecek, altındaki zeminde kırılma meydana gelmeyecek ve yapı aşırı oturma yapmayacak şekilde tasarlanmalıdır. Temellerin klasik tasarım yöntemleri, taşıma gücü ilkesine dayanmaktadır. Zeminin taşıma gücünü modellemek ve hesaplamak için genellikle sayısal çözüm tekniği olarak sonlu eleman yöntemi kullanılır. Bu yaklaşımda tamamen bağımsız üç varsayım yer alır: süreklilik, homojenlik ve izotropik. Zemin, taneler ve çevresindeki boşluklardan oluşur. Bu nedenle, zeminin mekanik davranışı doğası gereği süreksiz, heterojen ve anizotropiktir. Ayrık elemanlar yöntemi, zeminin mekanik davranışını hesaba katan yöntemlerden biridir. Bu çalışmada ayrık eleman yöntemi kullanılarak farklı sıkılıklarda kum üzerine oturan şerit temelin taşıma gücünün modellenmesi ve analizi yapılmıştır. Ayrık eleman yöntemi ile modellenen kum zeminin makro parametreleri olan maksimum boşluk oranı, minimum boşluk oranı ve kayma mukavemeti sıkılık ve kesme kutusu deneylerinin modellenmesinden elde edilmiştir. Farklı rölatif sıkılıklarda yapılan taşıma gücü deneyinin modellenmesinden elde edilen yük-oturma ilişkileri, taşıma gücü teorileri (Terzaghi, Meyerhof, Brinch Hansen ve Vesic) ile elde edilen sonuçlarla karşılaştırılmıştır. %40, %50 ve %60 rölatif sıklıklarda yapılan analizler sonuçlarından elde edilen nihai taşıma gücü değerlerinin, taşıma gücü teorilerinden elde edilen değerlerden daha yüksek olduğu görülürken, %70 rölatif sıklıkta nümerik analizden elde edilen sonucun teorilerinden elde edilen değerlere göre daha düşük olduğu tespit edilmiştir.

Ayrıklaştırma splitting yöntemi ile diferansiyel denklemlerin çözümü üzerine

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Doktora Türkçe 2012 Diğer
Bu tez esas olarak altı bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, tezde kullanılacak bazı temel yöntemler ve kavramlar hakkında bilgi verilmiştir.İkinci bölümde, Avrupa tipi alım opsiyonlarını değerlemek için geliştirilen Black-Scholes denklemini tanımlanıp sınır ve bitiş koşulları verilmiştir.Üçüncü bölümün, esas amacı Black-Scholes denklemini ardışık ayrıklaştırma metoduyla Açık, Kapalı ve Crank-Nicolson sonlu fark (SF) ve Padé yöntemleriyle nümerik çözümlerini elde etmektir. Ayrıca uygulanan (SF) yöntemlerin klasik kararlılık analizleri oluşturulmuştur.Dördüncü bölümde, akışkanlar mekaniğinde konveksiyon ile difüzyon fiillerini aynı denklem üzerinde birleştiren Burgers denklemi Hopf-Cole dönüşümü ile başlangıç ve sınır koşulları tam çözümü verilmiştir.Beşinci bölümde, lineer olmayan Burgers problemi iki farklı sınır koşulları altında farklı ayrıklaştırma yöntemleri ( Ardışık, Simetrik Ağırlıklı Ardışık, Strang?Marchuk, Additive) ile incelenmiştir, elde edilen nümerik verilerin problemin fiziksel davranışları ile uyumu araştırılmıştır. Ayrıca uygulanan (SF) yöntemlerin klasik kararlılık analizleri oluşturulup nümerik yöntemlerle uyumu ve olabilecek davranış şekilleri değerlendirilmeye çalışılmıştır.Altıncı bölümde, uygulanan ayrıklaştırma yöntemlerinin genel bir değerlendirilmesi yapılıp gelecekte yapılacak çalışmalar hakkında bilgi verilmiştir.