Thesis Search




SEARCH RESULTS

Betonarme binaların farklı güçlendirme yöntemleri ile yapısal analizi

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Yüksek Lisans Türkçe 2018 Diğer
Bu tez çalışmasında dayanımı yetersiz betonarme bir binanın kolon mantolama ve betonarme perdeler ile güçlendirilmesi konusu araştırılmıştır. Bu amaçla bir betonarme bina sonlu elemanlar yöntemi yardımıyla modellenmiştir. Tez dört bölümden oluşmaktadır. Tezin birinci bölümünde betonarme binalar ve binaların güçlendirilmesi ile ilgili genel bilgiler verilmektedir. İkinci bölümde binaların güçlendirmeden önce ve güçlendirildikten sonraki değerlendirilmeleri, ayrıca konu ile ilgili yapılan çalışmalar sunulmaktadır. Üçüncü bölümde yapılan analizler neticesinde elde edilen bulgular yer almaktadır. Dördüncü bölümde ise çalışmadan elde edilen sonuçlar bulunmaktadır. Çalışma sonucunda kolonların mantolanması ve betonarme perdeler ile yapılan güçlendirmenin betonarme binalara olumlu katkısının olduğu görülmüştür.

Betonarme derin kirişlerin güçlendirilmesine ilişkin bazı önerilerin deneysel araştırılması

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Yüksek Lisans Türkçe 2019 Diğer
Betonarme (BA) kirişlerin güçlendirme veya onarımlarının yapılmasının amacı kirişlerin eğilme ve/veya kesme kapasitelerinin artırılmasıdır. Ancak derin kirişler kesme hakim davranış sergilediklerinden kesmeye karşı güçlendirilmeleri daha önemlidir. Bu çalışmada\ kesmeye karşı güçlendirilen BA derin kirişlerin performanslarının şu üç farklı teknik ile araştırılması amaçlanmıştır: Dıştan sargı takviyesi (EBR) tekniği, geliştirilen sürtünme hibrit bağlantı tekniği (FHB) ve yüzeyde montaj tekniği (NSM). Bu amaçla sekiz adet tam ölçekli BA derin kirişi kapsayan bir deneysel çalışma programı gerçekleştirilmiştir. Deneysel çalışmalarda test edilen BA derin kirişlerin net açıklıkları 1700mm ve en kesitleri 250×500mm'dir. Test edilen BA kirişlerden biri güçlendirme takviyesi yapılmayan Referans kiriş, diğerleri ise CFRP veya geleneksel donatı kullanılarak farklı tekniklerle güçlendirilen kirişlerdir. Tüm kirişler 1.3 kesme oranı (a/h) ile iki ucu ankastre mesnetli olarak dört noktalı eğilme etkisi altında test edilmişlerdir. Test parametreleri; uygulanan güçlendirme tekniği, EBR tekniğinde CFRP sargı konfigürasyonu, NSM tekniğinde kullanılan malzemenin niteliği ve NSM çelik çubukların ankraj uçları olarak belirlenmiştir. Test sonuçları yük-sehim davranışı, kırılma modu, çatlakların karakteri, enerji tüketimi, sehim biçimi ve şekil değiştirme dağılımı bakımından değerlendirilmiştir. Test sonuçlarına göre, güçlendirilen kirişlerin referans kirişe göre yük taşıma kapasiteleri EBR tekniği ile %18.4-37.2 aralığında, FHB tekniği ile %45.4 oranında ve NSM tekniği ile %35.3-53.6 aralığında artış göstermiştir. Çalışma kapsamında uygulanan tüm tekniklerle güçlendirilen kirişlerin düktilitelerinin önemli ölçüde arttığı ortaya konulmuştur. Bu kapsamda çalışma sonuçları uç kısımda ankrajlı NSM çelik çubuk uygulamasının hem taşıma gücü hem de düktilite açısından en iyi sonucu verdiğini göstermiştir. Çalışma kapsamında kullanılan güçlendirme yöntemlerinin derin kirişlerin performanslarının artırılmasında her açıdan oldukça etkili olduğu ortaya konulmuştur. Anahtar Kelimeler: BA derin kiriş, güçlendirme, EBR, NSM, FHB.

Betonarme manto ile güçlendirilmiş betonarme kolonlarda ara yüzey kayma katsayısının irdelenmesi

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Yüksek Lisans Türkçe 2017 Yapı Bilim Dalı
Uygun prosedürler hesaba katılmayacak anında, betonarme güçlendirme etkililiğini etkileyebilecek birkaç faktör olabilir. Eğilme kapasitesini azaltabilecek eski-yeni beton arasındaki arayüz sürtünme katsayısına belirli bir husus dikkate alınmalıdır. Bu çalışmanın ana amacı, Bousias ve diğerleri tarafından yük kapasitesi açısından yürütülen deneyin mevcut kolon ve manto arasındaki yüzey etkileşimini temsil eden ara yüz sürtünme katsayısını bulmaktadır. Daha sonra, mevcut kolonun beton basınç mukavemetinin artırılarak elamanın kapasitesi üzerindeki etkisini görmek için bir model önerildi. Bu amacla, ABAQUS/Standard programı kullanılarak sonlu eleman (SE) bir nümerik çalışma gerçekleştirilmiştir. Çalışmadan elde edilen sonuçlar, pürüzlendirilmemiş numune için, mevcut kolon ve manto arasındaki ara yüz sürtünme katsayısı 75%, pürüzlendirilmiş numune için 95% ve pürüzlendirilmemiş ve ankraj çubuğu olan numune 80% bir oran gözlenmiştir. Ayrıca, parametrik çalışmada, beton basınç dayanımı arttırılmasının, elemanın kapasitesini arttırmadığı elde edilmiştir.

Betonarme yapılarda,sürtünmeli V veya X çapraz çelik elemanları kullarnarak yapılacak desteklerle sismik analiz modelli

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Yüksek Lisans İngilizce 2019 Diğer
Ansızın ortaya çıkan depremler tasarım kriterleri açısından yapı mühendislerini daima zorlamaktadır. Meydana gelen bu depremler yalnızca s¸ehirleri, yolları ve binaları degˆil, aynı zamanda insan hayatını da olumsuz etkilemektedir. Deprem kaynaklı ortaya çıkan problemler, çözüm yolu bulmada yeni tekniklerin kes¸fi açısından yapı mühendislerini tes¸vik etmektedir. Bu problemlerin bas¸ında ise yapı titres¸imi gelmektedir. Depremlerin aniden ortaya çıkması ve beraberinde büyük hasarlar bırakması bu duruma kars¸ı bir çözüm bulunması gerekliligˆini de arttırmaktadır. Pasif enerjinin dagˆıtılması için istifade edilen sistemler, depremin ortaya çıkardıgˆı zararları azaltmak için tüm dünyada sıkça bas¸vurulan yöntemlerdendir. Sistem üzerindeki sönümleme etkisi herhangi bir harici yükleme olmadan elde edilir ve bunların performansı deprem uyarımı ile sagˆlanır. Sürtünme damperi, tediklenen enerjiyi yer degˆis¸tirme kontrol mekanizması ile dagˆıtan bir tür pasif damperdir. Bu çalıs¸mada ani direnç çerçeveli 7 katlı beton bir yapı SAP2000'de dampersiz, X ve ters V damperli olmak üzere üç farklı s¸ekilde tasarlanmıs¸ ve modellenmis¸tir. Maskimum deplasman ve taban kesme kuvveti sonuçları lineer olmayan zaman tanım alanında yöntemi analizlerinden çıkarılır. Sonuçlar, X konfigürasyonlu binanın tüm depremlerde en iyi performansa sahip oldugˆunu göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Sürtünme damperi, Betonarme çerçeve, Zaman Tanım Alanında Yöntemi Analizi, Kat deplasman, Taban kesme kuvvetileri.

Betonarme yüksek bir binanın zamana bağlı davranışının incelenmesi

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Yüksek Lisans Türkçe 2020 Yapı Bilim Dalı
Sünme ve büzülme gibi zamana bağlı deformasyonlardan dolayı yüksek katlı binaların düşey elemanlarında eksenel kısalmalar meydana gelmektedir. Düşey elemanların eksenel kısalmaları yapısal ve yapısal olmayan elemanlarda beklenmedik hasarlara neden olabildiğinden yapı mühendislerinin araştırması gereken bir konu olmuştur. Eksenel kısalmaların miktarını belirlemek için çeşitli hesap yöntemleri mevcuttur. Binaların statik hesaplarında, geleneksel bir yaklaşım olarak, bina inşaatının tamamlanmasından sonra dış yüklerin yapıya doğrudan ve tek bir adımda uygulandığı varsayılarak yapılar modellenip incelenmektedir. Ancak bu hesap yöntemine zamana bağlı deformasyonlar dahil olamadığı için düşey elemanların eksenel kısalmaları doğru şekilde belirlenememekte ve binanın davranışı gerçekçi şekilde hesaplanamamaktadır. Bu çalışmada, inşaat aşamalarının yanı sıra sünme ve büzülme gibi zamana bağlı etkiler de dikkate alınarak betonarme yüksek bir binanın yapısal davranışı detaylı şekilde incelenmiştir. Hesaplarda dikkate alınan yaklaşımların yapı davranışı üzerine olan etkileri değerlendirebilmek için elde edilen hesap sonuçları ile geleneksel analiz sonuçları karşılaştırılmıştır. ACI 209R-92, CEB–FIP 2010, AS 3600-2009, Eurocode 2-2004 ve GL2000 gibi modern yönetmeliklerde yer alan yöntemler kullanılarak zamana bağlı parametreler hesaplanmış ve düşey taşıyıcı elemanlardaki eksenel kısalmalar değerlendirilmiştir. Farklı zaman dilimlerine göre düşey taşıyıcı elemanlardaki eksenel kısalmalar incelenerek binanın eksenel kısalmalarının zamana bağlı değişimi araştırılmıştır. Ayrıca, zamana bağlı davranış nedeniyle binanın seçilen birtakım elemanlarında meydana gelen eksenel kuvvet, kesme kuvveti ve eğilme momenti değişimleri de gösterilmiştir. Diğer taraftan, inşaat adımları ve zamana bağlı davranış dikkate alınarak düşey elemanlardaki boyuna donatı oranının değişiminin yapı davranışına olan etkileri de dikkate alınmış ve analizin sonuçları üzerindeki etkiler incelenmiştir. Aynı zamanda, bu çalışmada inşaatın herhangi bir nedenle durdurulmasının eksenel kısalmalar üzerindeki etkisi de sayısal olarak araştırılmıştır. Çalışma kapsamında, düşey elemanlar arasındaki eksenel kısalmaların farklarından kaynaklanabilecek yapısal ve yapısal olmayan elemanlardaki beklenmedik hasarları sınırlamak için, betonarme yüksek binaların kolon ve perdelerindeki eksenel kısalmaların azaltılabilmesi için pratik bir düzeltme yöntemi önerilmiştir. Önerilen düzeltme yönteminde, düşey elemanlar gruplandırılmış ve gruplardaki hataların cezalandırılmasıyla toplam kısalma farklılıklarının en aza indirilmesi hedeflenmiştir. Çalışmada önerilen yöntemin değerlendirilebilmesi için 32 katlı betonarme bina modeli dikkate alınmış ve düşey elemanların eksenel kısalmaları araştırılmıştır. Tekdüze gruplu düzeltme yöntemi ve önerilen Cezalandırılmış Hatalar Düzeltme Yöntemi farklı sayıda eleman grubunu dikkate alınarak kolon ve perdelerin eksenel kısalmaları üzerinde uygulanmıştır. Cezalandırılmış Hatalar

Beyazlatılan opak mine lezyonlarında farklı yüzey hazırlıklarının reçine infiltrasyonuna etkileri

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Doktora Türkçe 2018 Restoratif Diş Tedavisi Bilim Dalı
Tezimizin amacı in vitro hazırlanan başlangıç çürük lezyonlarının farklı konsantrasyonlarda ajanlarla beyazlatılmaları sonrası farklı yüzey hazırlama seçenekleri ile uygulanan reçine infiltrasyonunun etkinliğinin yüzey mikrosertliği ve penetrasyon derinliği açısından kalitatif ve kantitatif karşılaştırmalı olarak değerlendirilmesidir. 224 adet sığır dişinden elde edilen mine örneklerinin yüzeyinde yapay başlangıç çürük lezyonları oluşturulmuş sonrasında farklı konsantrasyonlarda ajanlarla (%35H2O2, %22 ve %16 KP) beyazlatma uygulanan ve uygulanmayan kontrol grubu dâhil dört gruba ayrılmıştır. Örneklerin reçine infiltrasyonu (ICON-DMG™) öncesi farklı yüzey hazırlıklarına göre (HCl/H3PO4) iki alt gruba ayrılarak 8 altgrup oluşturulmuştur(n=28). Tüm aşamalarda mine yüzey mikrosertliği Vicker's test ile ölçülmüş, direk boyama tekniği ile hazırlanan örneklerin reçine infiltrasyon penetrasyon derinliği konfokal mikroskop ile değerlendirilmiş ve mine yüzeylerindeki değişimler ise Taramalı elektron mikroskop (SEM, Quanta-450 FEG, FEI, Japan) ile analiz edilmiştir. İstatistiksel değerlendirme One-WayAnalaysis of Variance (ANOVA test) ve Fisher's Least Significant Difference (LSD) Post Hoc test, değişkenlerin birbiriyle korelasyonları Pearson Correlation testi ile değerlendirilmiştir. Demineralize mine örneklerinin farklı beyazlatma ajanları ile beyazlatılması sonrası mikrosertlikleri karşılaştırıldığında gruplar arası istatistiksel anlamlılık içermeyen mikrosertlik değişim oranı gözlenmiştir. Her iki yüzey hazırlığı ajanı uygulaması (%15 HCl / %35 H3PO4) sonrası elde edilen reçine infiltrasyon sonrası mikrosertlik değerleri %35 H3PO4 uygulaması ile anlamlı olarak yüksek sonuçlar verirken (P<0,001), penetrasyon derinliği açısından anlamlı bir farklılık saptanmamıştır (P>0,001). In vitro yapay başlangıç çürük lezyonlarına farklı konsantrasyonlarda uygulanan beyazlatma ajanlarının mine yüzeylerinde mikrosertlik kaybına yol açmadığı, beyazlatmayı takiben, %15 HCl asidin yanısıra %35 H3PO4 asit ile yüzey hazırlığı sonrasında reçine infiltrasyon penetrasyon derinliği ve elde edilen yüzey mikrosertliği açısından etkin bir infiltrasyon sağlanabildiği sonucuna varılmıştır.

Beyin tümörlerinde uyarılmış pluripotent kök hücre (UPKH)'lerden elde edilmiş nöral kök hücre (NKH) kullanarak terapi yaklaşımları

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Doktora Türkçe 2019 Biyoteknoloji Bilim Dalı
Nöral kök hücreler (NKH'lar), temel tıp araştırmalar için eşsiz ve son derece güçlü araçlar olmakla birlikte, nörodejeneratif hastalıkların ve rejeneratif tıp araştırma alanında kullanılmaktadır. Bu tez çalışma kapsamında, Meningioma (MNG) ve Glioblastoma multiform (GBM) tedavisinde NKH sistemlerinin geliştirilmesi yapılmıştır. Bu amaca ulaşmak için yeniden programlama yöntemiyle OSKM (pCXLE-SK, pCXLE-Oct3/4-shp53, pCXLE-hUL) transkripsiyon faktörlerinin sağlıklı, MNG ve GBM hastalarından toplanan fibroblast hücrelerine epizomal transfeksiyon yöntemiyle aktarılması ve Uyarılmış pluripotent kök hücreleri (uPKH)'lerin oluşturulması yapıldı. Elde edilen uPKH'lerin morfolojik incelemesi, Karyotipleme, gen ekspresyon analizi, immunofloresan boyama ve teratoma oluşturma gibi farklı karekterizasyon testleri yapıldı. Bu testler yeniden programlanan hücrelerin gerçek uPKH olduklarını, pluripotens belirteç genlerinin ifadelerinin artması ve in vivo koşullarda ektoderm, mezoderm, endoderm oluşturma yeteneğine sahip oldukları teyit edildi. Hedefe yönelik uPKH'ler iki farklı farklılaştırma yöntemi kullanarak upNKH elde edildi. Nörosfer oluşturan upNKH'ler in vitro ortamlarda nöron ve astrosit oluşturma kapasiteye sahip hücreler tanımlanırlar. upNKH'lerin gen ekspresyon düzeyde Nestin, PAX6, GLAST, Blp, Sox1 gen ifade örüntülerinin standart upNKH'lara benzerlik göstermesi, aynı zamanda protein ekspresyonu için IF deneyleri ile Nestin protein miktarının ekspressyonu ve farklılaşma koşullarında nöron ve astrosit farklılaşması tespit edildi. Bu çalışmaların sonucunda, her hastalarına özgü, terapötik upNKH'lerin oluşturulması yapıldı. Bu yeni sistem geliştirilecek MNG ve GBM hastasından izole edilerek oluşturuldu. Elde edilen upNKH yönteminin prensipte nasıl çalıştığının incelenmesi ileride tasarlanacak klinik deneylere ışık tutacaktır.

Beylikdüzü-Şirinevler E-5 kara yolu hizmet düzeyi incelenmesi

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Yüksek Lisans Türkçe 2017 Diğer
Trafik tıkanıklığı, dünyada olduğu gibi İstanbul'da da gün geçtikçe artan ve çözülmesi gereken büyük sorunlardan biri olarak ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle karayolu kapasitesinden en verimli şekilde yararlanılması gerekmektedir. Bunun sağlanmasının yolu ise, karayolu kapasitesi hizmet düzeyinin incelenmesidir. Analiz yöntemi olarak kullanılan yaklaşımlar ve yöntemler HCM-2000'e dayanmaktadır. E-5 Karayolu Beylikdüzü-Şirinevler arasındaki kesimlere ait el sayımı (manuel) ile toplanan trafik verilerinin analiz çalışmaları detaylı olarak incelenmiştir. Verilerin analizi aşamasında kullanılan yöntemler ve yaklaşımlar ile mevsimsel ve zirve saat dilimlerindeki trafik hacminin akım hızına göre değişmesi belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, trafik tıkanıklığının üstesinden gelebilmek için yol kapasitesinin verimli kullanılabimesi, katılma ve ayrılma noktalarının düzeltilmesi, trafik hareketliliğin arttırılması, hizmet düzeyinin iyileştirilmesi önerilmektedir. Ayrıca ileride yapılacak karayolu kapasite analizi çalışmalarına da katkı sunulması hedeflenmektedir.

Beyreli (Hadim-Konya, Orta Toroslar) yöresindeki geç permiyen yaşlı kuşakdağı formasyonuna ait bitümlü karbonatların organik jeokimyasal incelemesi

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Doktora Türkçe 2017 Diğer
İnceleme alanı Türkiye güneyinde Orta Toros kuşağında, Beyreli (Hadim-Konya) köyü ve çevresini kapsamaktadır. Orta-Geç Permiyen Kuşakdağı formasyonu (K) ve Erken Triyas yaşlı Gökçepınar kireçtaşı (T) birimlerinden toplam 48 adet örnek seçilmiştir. Kuşakdağı formasyonuna ait olan örneklerin Organik karbon içeriği (TOK), türleri, olgunlukları ve hidrokarbon potansiyelleri incelenmiştir. Ayrıca, jeokimyasal veriler kullanılarak her iki (Kuşakdağı ve Gökçepınar) birime ait çökellerin tektonik ortamları, kaynak kayaç türleri ve çökelme ortamı koşulları belirlenmeye çalışılmıştır. İncelenen birimlerden Kuşakdağı formasyonu kireçtaşı ve şeyl; Gökçepınar kireçtaşı ise adından da anlaşılacağı üzere tamamen kireçtaşlarından oluşmaktadırlar. Rock-Eval piroliz analizlerinden elde edilen TOK, Tmax ve HI değerlerine göre, Kuşakdağı formasyonuna ait birimlerin petrol veya gaz üretimi için yeterli oranda organik madde potansiyeline sahip olmadığı anlaşılmaktadır. Bununla birlikte Kuşakdağı Formasyonuna ait bazı seviyelerin petrol ana kayacı için öngörülen minimum organik madde içeriğinden (% 0,5) daha fazla organik madde kapsadığı belirlenmiştir. HI ve Tmax değerlerine göre, Kuşakdağı Formasyonuna ait birimlerin çoğu aşırı olgun ana kayaç özelliğine sahip oldukları ve kapsamış oldukları birincil kökenli organik maddelerin de Tip IV türü kerojenlerden (kömürümsü) oluştuğu ortaya konulmuştur. İncelenen örneklerin Arkeen sonrası Avustralya şeyllerine (ASAŞ) göre normalize edilmiş nadir toprak element (NTE) içerikleri, hafif NT elementlerince (HNTE) kısmen zenginleşmiş zayıf pozitif Eu (ortalama = 1,01, n = 28) ve zayıf negatif Ce (ortalama 0,90; n = 28) anomalilerine sahip olan düz veya düze yakın NTE desenleri sunmaktadırlar (Ortalama (La/Yb)N=1.34). İz ve nadir toprak element (NTE) jeokimyası, tektonik ortam analizleri ve bazı izci element oranlarına göre, Kuşakdağı formasyonu ve Gökçepınar kireçtaşlarına ait birimlerin ağırlıklı olarak kıtasal ada yayı ve kısmen de okyanusal ada yayı ortamlarında, genellikle anoksik sığ denizel ortam şartlarında çökelmiş oldukları anlaşılmaktadır. Provenans analizleri Kuşakdağı formasyonu ve Gökçepınar kireçtaşları içerisinde yer alan terrijen kökenli kırıntılı materyallerin ortaç magmatik kökenli bir kaynaktan türemiş olduklarına işaret etmektedir

Bilgi toplumunda dijital pazarlama stratejileri ve ağızdan ağıza pazarlama ilişkisi üzerine bir uygulama

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Yüksek Lisans Türkçe 2019 Küresel Pazarlama Bilim Dalı
Bu çalışmada, bilgi toplumu döneminde dijital pazarlama stratejileri ile ağızdan ağıza pazarlama arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi yapılmıştır. Bu çalışmada giriş, gelişme ve sonuç olmak üzere toplam üç ana bölüm vardır. Birinci bölümde bilgi toplumu, dijital pazarlama, sosyal medya terimleri tanımlanmakta ve açıklanmaktadır. İkinci bölümde, ağızdan ağıza pazarlama ve bunun ayırt edici yönleri ortaya konmuştur. Üçüncü bölümde ise alkolsüz içecek sektörüne, Coca-Cola Company ve araştırma metodolojisine genel bir bakış sunulmaktadır. Bu bölümde, Coca-Cola markasının sosyal medyada uyguladığı ağızdan ağıza pazarlama kampanyaları ve bu kampanyalardan bir tanesi değerlendirilmiştir. Ayrıca değerlendirilen kampanyanın Türkiye ve Vietnam'daki etkilerinden de son bölümde bahsedilmiştir. Coca-Cola şirketinin dijital pazarlama stratejileri, özellikle sosyal medyadaki ağızdan ağıza pazarlama stratejileri gözden geçirilmiş, değerlendirilmiş ve sonucunda Coca-Cola'nın müşteri ile iletişim kurmasında, marka bilinirliği oluşturmasında, müşteriyi marka ile daha fazla etkileşime sokmasında yaşanan değişimler üzerinde durulmuştur.

Bilgisayar destekli avuç içi damar izi tanımaya dayalı kimlik doğrulama sistemi tasarımı

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Yüksek Lisans Türkçe 2017 Bilgisayar Mühendisliği Bilim Dalı
Son yıllarda el damarı desenleri tanıma, kişilerin tanınması ve doğrulanması için kullanılan en yeni biyometrik teknolojilerden biridir. Damarların insan vücuduna dahil olması nedeniyle; damar izinin hasar görmesi, değiştirilmesi ya da taklit edilmesi zordur.Biyometrik sistemin işleyiş düzeni iki ana aşamadan geçmektedir: (i) kayıt aşaması ve (ii) tanıma aşaması. Kayıt aşamasında, biyometrik sistem belirli bir kişiyi tanımlayacak şekilde eğitilir. Kişilerin tanımlayıcı bilgileri kayıt altına alındıktan sonra tanıma aşamasında, sistem veri tabanındaki görsellerle tanıma sırasında aldığı görseli karşılaştırarak kişinin kimliğini doğrulama girişiminde bulunur. Çalışmamızda kullanılan bütün görseller CASIA veri tabanından alındı. Kullanılan sistemdeki ilk iki adım; ilgili bölge çıkarma (ROI) ve damar görünümünü iyileştirmek için ön işleme aşamasına girilmesidir. Avuç içi damar özelliği çıkarma görevi, kızılötesi avuç içi tanıma görevlerinde bir başka zorlayıcı sorundur. Bu çalışmada; avuç içi damar görüntüsü özelliklerini temsil etmek üzere beş özellik sunulmuştur. Bu özellikler şunlardır: Yerel İkili Örüntü, Zernike Momentleri, Toplam Damar Uzunluğu, Damar Yoğunluğu, Merkezi Yoğunluğu ve Damar Yayılımı. Çıkarılan her özellik listesi, farklıkişilere ait avuç içi damarları ayırmak için kullanılan bir özellik vektörü olarak birleştirilir. Sistem 20 gönüllüden toplanan bir veri tabanı üzerinden test edildi ve burada her bir kişinin avuç içi damar görüntüsünün belirlenebilmesi için kişi başı 6 resim toplandı. Toplamda veri tabanı, avuç içi damara ait 120 görüntü içermektedir. Eşleştirme performansı için Kosinüs Benzerliği yöntemi kullanılmıştır. Tüm bu yöntemleri kullanarak elde ettiğimiz sonuçları değerlendirerek tez sonuçlandırdı.

Bilgisayar destekli oklüzal tasarımın hassasiyetinin geleneksel yöntemlerle karşılaştırılması

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Doktora Türkçe 2017 Diğer
Hastalar; diş kayıpları,dişlerde büyük doku kayıpları, estetik kaygılar, konjenital diş eksiklikleri gibi pek çok nedenle sabit protetik restorasyonlara (kuron-köprü protezleri) ihtiyaç duymaktadır. Bu restorasyonlar hastaya kaybettiği estetiği verirken, aynı zamanda da ağız ortamında fonksiyon görmekte, bu fonksiyon esnasında da karşıt dişlerle sürekli temas etmektedir. Uygulanan restorasyonların kapanış ilişkileri mevcut oklüzyonla uyum içerisinde olmalı ve ağız içi dinamiklere herhangi bir olumsuz etkide bulunmamalıdır. Çalışmanın amacı, konvansiyonel yöntemlerle ve günümüz kliniklerinde bilgisayar destekli tasarım ıla (CAD) tasarlanan okluzal dizaynın hassasiyetini in-vivo incelenerek, doğal diş morfolojisi ile karşılaştırmaktır. 40 tane 3 uyelik köprünün oklüzal dizayni elde etmek için 2 farklı yöntem (Konvansiyonel tekniği ve CAD/CAM DWOS sistem) kullanıldı. Tecrübeli teknisyen tarafindan 10 adet mum modelaj yapıldı ve bu mum modelajların tarandıktan sonra elde edilen görüntüler STL formatında kaydedildi CAD CAM (DWOS, Dental Wings Inc., Montreal, Canada) sistemin anatomik veritabanı kullanılarak, 30 adet köprü protezin oklüzal tablo dizaynı elde edildi. Bunlardan, 10 adeti yazılım tarafından önerilen DW Kit ile, diğer 10 adeti Merz Takımından 'Delta Form Posterior' ile, ve bir diğeri 10 tane Vita Takımından R47-L37-22L_M ile dizayn edildi. STL formatındaki köprülerin verileri GOM Inspect programında hassasiyet açısından referans olarak kabul edilen kesim öncesi veriler ile 3D benzerlikler karşılaştırılacaktır. Değerlendirmeler sonucunda, konvansiyonel tekniği ve CAD/CAM DWOS sistem ile üretilen oklüzal tasarım doğal dişin morfolojisi ile kıyasladığımızda gruplar arasında istatistiksel açıdan anlamlı farklılık bulunmamaktadır. Anahtar Kelimeler : CAD/CAM, okluzal tasarim, oklüzal morfoloji, Dental Wings

Bilimsellik ve misyonerlik arasında: Rusya'da Mir İslama dergisi (1912-1914)

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Yüksek Lisans Türkçe 2015 Genel Türk Tarihi Bilim Dalı
Mir İslama (1912-1914), Türkiye'de detaylı olarak araştırılmamış bir dergidir. Bu derginin ilginç tarafları, Rusya'da ilk ilmi İslam araştırmaları dergisi olması ve aynı zamanda siyasî fikri taşımakta olmasıdır. İmparatorluk Doğubilimleri Derneği'nin yayın organı olarak St. Peterburg'ta çıkan bu dergi, iki farklı editörlük dönemi yaşayıp ilk döneminde V.V. Barthold'un editörlüğünde ilmi yönü izlemiştir, fakat sonra gelen D.M. Pozdneyev'in editörlük dönrminde siyasi yönü daha baskındır (dolayısıyla ilmî tarafı zayıf kalmıştır). Derginin fikri altında yatan siyasî amaçlarından dolayı, dergide İslam karşıtlığı hissedilebilmektedir. İdeallerine sadık bir bilim adamı olarak Barthold siyasî amaçlara uymazken, İslam arastırmaları ile doğrudan ilgisi olmayan D.M. Pozdneyev hükümetin aracının rolünü üstlenerek bu amaçlara sadık kalmaktadır. Türkçede mevcut araştırmalar derginin farklı kısımlarına değinmektedir: Dergideki Medrese ve Mektep sorunları üzerinde hazırlanan bir makale ve derginin kısa genel değerlendirme makalesi mevcuttur. Yurt dışında Mir İslama üzerinde farklı konularla alakalı birkaç oldukça kapsamlı makale çıkmıştır. Mir İslama, Türk milliyetçiliğinin doğuşunun araştırılması için zengin bir kaynak olmakla beraber içeriği Türkiye'nin akademik camiası için hala bir muammadır. Bu çalışma, hem ilmi hem Rusya'nın siyasi bakış açılarından derginin detaylı değerlendirilmesini ve makalelerinin sınıflandırılmasıyla ve kritik değerlendirilmesiyle bilimsel kaynak olarak hizmet etmeyi amaçlamaktadır. Anahtar Kelimeler: Mir İslama, Rusya'da İslam araştırmaları, Rusya'da Oryantalizm, Rusya Müslümanları, Türk birliği, Ceditçilik

Bilinçli farkındalık ve iyi oluş arasındaki ilişkide psikolojik sağlamlığın aracı rol etkisinin incelenmesi

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Yüksek Lisans Türkçe 2020 Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Bilim Dalı
Bu araştırmanın amacı, üniversite öğrencilerinde bilinçli farkındalık ile iyi oluş arasındaki ilişkide psikolojik sağlamlığın aracı rol etkisini Yapısal Eşitlik Modeli çerçevesinde incelemektir. Bilinçli farkındalık, iyi oluş ve psikolojik sağlamlık değişkenlerinin çeşitli demografik değişkenler açısından incelenmesi de amaçlanmıştır. Araştırma ilişkisel tarama modeline uygun olarak gerçekleştirilmiştir. Araştırma evrenini İstanbul Anadolu yakasındaki 2019-2020 eğitim-öğretim yılında herhangi bir lisans programına kayıtlı olan devlet ve vakıf üniversite öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırma örneklemini ulaşılabilen 429 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada üniversite öğrencilerinin kişisel bilgileri, sosyo-demografik özellikleri ve aile ile ilgili özelliklerini incelemek için kişisel bilgi formundan yararlanılmıştır ve öğrencilerinin demografik özelliklerini incelemek için araştırmacılar tarafından hazırlanan kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Araştırmada uygulanan ölçekler aracılığıyla elde edilen veriler, SPSS 25 paket programı ve AMOS 24.0 Paket Programı kullanılarak analize tabi tutulmuştur. Analizler tablolaştırılmadan önce normallik testi yapılmış ve verilerin normal dağıldığı sonucuna ulaşılmıştır. İlk etapta bağımsız gruplar T testleri yapılmış ve arkasından tek yönlü varyans analizi (ANOVA) testlerine yer verilmiştir. Araştırma kapsamında Yapısal Eşitlik Modeli kullanılmıştır. Bu sonuçlara göre üniversite öğrencilerinin, bilinçli farkındalık ile iyi oluş arasındaki ilişkide psikolojik sağlamlığın aracı rol etkisinin olduğu sonucu elde edilmiştir. YEM analizi sonuçlarına göre, test edilen modelin uyum indekslerinin kabul edilebilir düzeyde olduğu sonucuna ulaşılmıştır (?2/sd=1,000; RMSEA=,043; GFI=1,000; AGFI=1,000; CFI=1,000; IFI=1,000).

Bilişim teknolojileri girişimlerinde başarı ve başarısızlığa etki eden faktörlerin ortaya konulması: Kalitatif bir araştırma

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Yüksek Lisans Türkçe 2019 İşletme Yönetimi ve Organizasyon Bilim Dalı
Bu çalışmanın amacı Sırbistan'daki bilişim teknolojileri startup'larına etki eden başarı ve başarısızlık faktörlerinin belirlenmesi ve yöneticilere işletmelerini nasıl yönetecekleri konusunda tavsiye verilmesidir. Bu tez, belirli bir pazardaki bilişim teknolojileri startup'ları hakkında nitel bir araştırmaya dayanmaktadır. Araştırma, Gartner'in yeni girişim yaratma çerçevesindeki dört unsuruna odaklanmaktadır. Amaç, verilen çerçeve içerisinde başarıyı etkileyen belirli faktörlerin belirlenmesidir. Araştırma, Sırbistan'daki BT startup'larının kurucusu, CEO'ları ya da üst düzey yöneticileri ile yapılan görüşmelerin merkezinde tutulan nitel fenomonolojik bir çalışmaya dayanmıştır. Görüşmede kullanılan geliştirilmiş araştırma soruları Gartner'ın çerçevesine dayandırılmıştır. Nitel görüşme analizinin yanı sıra araştırmanın kalitesini artırmak amacıyla dünya çapında yapılmış önceki çalışmaların karşılaştırmalı analizi yapılmıştır. Sırbistan'da bu konuda sınırlı sayıda çalışma yapılmış olması sebebiyle bu çalışma, birçok açıdan özgündür ve buna bağlı olarak Sırbistan'daki BT startup'larının başarı ve başarısızlık faktörlerinin belirlenmesi kapsamında birtakım yeni bulgular getirmelidir. Birçok bulgu ortaya çıkarılmıştır. Söz konusu bulgular temalara ayrılmıştır. Tema bir, şu faktörlerle ilgilidir: Kaynak Yaratma, Pazar, Devlet ve Yönetmelikler. Tema iki, şu faktörlerle ilgilidir: Bilgi, Deneyim ve Eğitim. Tema üç, şu faktörlerle ilgilidir: Strateji, Hedefler, Planlama ve Organizasyon Yapısı. Tema dört, şu faktörlerle ilgilidir: Girişim Yaratma, Pazarlama ve AR-GE. Tema beş, şu faktörlerle ilgilidir: İnsanlar, Fikirler ve Ekip Çalışması.

Binyıl Kalkınma Hedefleri (BKH) sonrasında Güney Batı Nijerya'da hanehalkı gıda güvencesinin araştırılması

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Doktora Türkçe 2017 Diğer
Bu çalışma, Güneybatı Nijerya'da açlık durumu açısından binyıl kalkınma hedeflerinin (BKH) hangi seviyelerde olduğunu belirlemek ve gıda güvencesi ile ilgili mevcut tartışmaları azaltma adına yeni, yenilikçi gıda güvencesi yöntemleri önererek konu ile ilgili bilgi birikimine katkıda bulunmayı amaçlamaktadır. Araştırmada görüşme yapılan hanehalkının seçiminde çok aşamalı örnekleme tekniği kullanılmış ve 161 hane araştırma kapsamına alınmıştır. Çalışmada derlenen birincil veriler; hanehalkı reisi ile veya hanehalkı üyelerine gıda tedariki yapan ve hanehalkının gıda tüketim durumunu bilen hanehalkı reislerinin temsilcileri ile görüşme yapılarak elde edilmiştir. Çalışma kapsamında hanehalkı ile yüzyüze anket yapılarak derlenen veriler, tanımlayıcı istatistikler ve ekonometrik yöntemler kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmada ele alınan gıda güvencesi göstergelerine göre her bir model için gıda güvencesi belirleyicilerini gösteren dört lojistik regresyon modeli tanımlanmıştır. Araştırma sonuçları, araştırma alanında gıda güvencesine sahip hanehalkının payını ele alınan gıda güvencesi göstergelerine göre; kişi başına düşen günlük en düşük kalori gereksinimi, hanehalkı gıda harcama payı, beyana dayalı bildirim, US-HHFSS ve baş etme stratejilerinde sırasıyla %53.6, % 77.6, % 39.8, % 32.9 ve % 28.6 olduğunu göstermiştir. Ayrıca araştırma sonuçları; çocuksuz yaşayan hanehalkının, çocuklu yaşayan hanehalkına göre daha fazla gıda güvencesine sahip olduklarını ortaya koymuştur. Bununla birlikte çalışma sonuçlarına göre gıda güvencesizliği açısından US-HHFSS ve başa çıkma stratejilerinin sırasıyla % 12.4 ve % 13.0 payla çalışmada kullanılan diğer göstergelere göre daha fazla şiddetli açlıklı gıda güvencesizliği gösterdikleri belirlenmiştir. Diğer yandan araştırma sonuçları, hem niceliksel hem de niteliksel gıda güvencesi göstergelerinin kullanıldığı birleşik değerlendirmeye göre; hanehalklarının % 24,8'inin gıda güvenceli, % 43,5'inin marjinal gıda güvencesizliği ve % 31,7'sinin şiddetli gıda güvencesiz olduğunu ortaya koymuştur. Çalışmada kullanılan dört lojistik regresyon modeline toplam onyedi değişken dahil edilmiş ve bu değişkenlerden onüçü dahil oldukları modellerde, hanehalklarının gıda güvencesi durumuyla ilgili değişik düzeylerde istatiksel olarak önemli ilişkiler göstermiştir. Çalışmada belirlenen çeşitli gıda güvencesi durumu sonuçlarına göre gıda güvencesizliğinin araştırma alanındaki hanehalklarında hala büyük bir endişe kaynağı olduğu ve bazı durumlarda şiddetli açlıklı gıda güvencesizliğinin yaşamı tehdit edici boyutunun yaygın olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak sadece insanların verimli kaynaklara erişimini değil aynı zamanda onların minimum engellerle satın alınabilir oranda erişimlerini garanti altına alan ekonomik katılım için; geçim kaynaklarının çeşitlendirilmesi, kamu sağlık tesislerine daha kolay erişimi, doğum kontrolü ve doğru planlama için gıda güvencesi verilerinin kolay toplanması için işlevsel veri tabanlarının gel

Biocharın toprak verimlilik özellikleri ile marul gelişimi üzerine etkilerinin incelenmesi

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Doktora Türkçe 2020 Diğer
Biochar çok yaygın bir kavram olup birçok ülkede (örneğin İngiltere, Yeni Zelanda, Çin, ABD, Türkiye, vb.) akademik platformlarda gittikçe önem kazanan bir kavramdır. Biochar, toprakta karbon tutulması, sera gazı emisyonlarının azaltılması, atık yönetimi, yenilenebilir enerji, toprak iyileştirme, bitki verimliliğinin arttırılması ve çevresel iyileştirme gibi konulardan dolayı gittikçe gelişmekte olan bir teknoloji ürünü olarak tanımlanmaktadır. Biochar'ın karakteristikleri üretildikleri biyokütlenin cinsine ve piroliz koşullarına göre değişmektedir. Bu çalışmada, farklı sıcaklık değerlerinde (300°C ve 500°C) yavaş piroliz yöntemiyle farklı tarımsal atıklardan elde edilen [domates atığı (Solanum lycopersicum L.), muz plantasyon atığı (Musa), karanfil atığı (Dianthus caryophyllus. L.) ve bağ budama atığı (Vitis vinifera L.)] biochar, Entisol grubuna ait (Typic Xerofluvent) killi-tın tekstüre sahip toprağa uygulanmıştır. Biochar örneklerinin toprağa uygulanmasından sonraki 5'er aylık iki farklı inkübasyon süresi sonunda toprağın verimlilik özellikleri ile marul (Lactuca sativa var. crispa) gelişimi üzerine etkileri incelenmiştir. Sera koşullarında ve saksı denemesi olarak yürütülen çalışma, tesadüf parselleri deneme desenine göre 5 tekerrürlü olarak gerçekleşmiştir. Deneme uygulamaları: Biochar örnekleri 10 kg toprak içeren saksılara 2 ton/da olarak (80 g/10 kg/saksı) uygulanmıştır. Çalışmada 4 tarımsal atık × 2 piroliz sıcaklığı × 5 tekerrür + 5 kontrol olmak üzere toplamda 45 uygulama konusu yapılmıştır. Toplamda 300 günlük inkübasyon süresi sonunda, biochar uygulamaları toprağın kimyasal özelliklerinden pH, EC, KDK ve organik karbon içeriğini arttırıcı yönde eğilim göstermiştir. 300°C ve 500°C'de elde edilen biochar örneklerinin I. ve II. inkübasyon dönemi sonunda makro (4-2; 2-1 mm), mezo (1-0.50) ve mikro (0.5-0.25; 0.25-0.050) boyuta sahip agregatların miktarında kontrole göre önemli düzeyde artış meydana gelmiştir. Çalışmada ayrıca, biochar uygulamalarının agregatların stabilitesini kontrole göre önemli düzeyde arttırdığı ortaya konulmuştur. Ancak mikro (0.5-0.25; 0.25-0.050) boyuta sahip agregatların stabilitesinin makro (2-1 mm) agregatlardan daha kararlı olduğu belirlenmiştir. Çalışmada biochar uygulamalarının tarla kapasitesi, solma noktası ve toprakta yarayışlı su kapasitesi gibi toprağın fiziksel özelliklerini geliştirmede önemli bir potansiyele sahip olduklarını göstermiştir. Biochar uygulamaları ile toprağın hacim ağırlığı ve penetrometre değerlerinde kontrole göre önemli düşüşler tespit edilmiştir. Biochar uygulamalarının toprağın plastiklik sınıfları ve suyun infiltrasyonu üzerine çok etkili olmadığı bulunmuştur. Elde edilen sonuçlara göre, 300°C'de üretilmiş olan biochar örneklerinin, ölçülen bazı parametrelerde bakıldığında 500°C'de elde edilen biochar örneklerinden daha etkili olduğu ortaya konulmuş diğer parametrelere ise 500°C'de üretilen biochar örneklerinin 300°C'de elde edilen biochar örneklerinden daha iyi sonuç elde edil

Bipolar bozukluk tanısı almış hastalarda kardiyometabolik risklerin ve ilaç kaynaklı problemlerin saptanması

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Yüksek Lisans Türkçe 2015 Diğer
Amaç: Çalışmamızda bipolar bozukluk tanısını alıp, en az üç aydır ilaç kullanan hastaların kardiyometabolik risklerinin, tanı ve tedavi rehberlerindeki kardiyovasküler hastalık ve metabolik sendrom tanı kriterleri kullanılarak ve çeşitli kardiyometabolik belirteçlerin serum düzeylerine bakılarak saptanması ve yine bipolar hastalarında ilaç kullanımının değerlendirilmesi ve olası ilaç kaynaklı problemlerin retrospektif saptanması amaçlanmıştır. Gereç ve yöntem: Çalışmamız, 24 Nisan - 30 Temmuz 2014 tarihleri arasında psikiyatri polikliniğine başvuran, DSM-IV-TR kriterlerine göre bipolar bozukluk tanısı almış ve en az üç aydır ilaç tedavisi alan hastalar ile gerçekleştirilmiştir. Antipsikotik kullanan hastaların yan etkileri, 'Liverpool Üniversitesi Antipsikotiklerin Yan Etkilerini Değerlendirme Ölçeği (LÜAYEDÖ)'; hastaların tedaviye uyuncu 'Morisky İlaç Tedavisine Uyum Ölçeği (MMAS-8-Madde)' ile restrospektif olarak değerlendirilmiştir. Bulgular: Çalışmaya katılan 60 hastanın (39 kadın, 21 erkek) yaş ortalaması 41.8±14.3 olarak hesaplanmıştır. Çalışmamızda metabolik sendrom sıklığı %46.7 olarak belirlenmiştir. Yan etki şiddeti ile ilaç uyuncu arasında ters yönde ve istatistiksel olarak anlamlı bir korelasyon bulunmuştur (r=-0.441, p<0.01). Sonuç: Klinik eczacıların ilaç danışmanı olarak ilaç ile ilgili problemlerin değerlendirilmesi ve önlenebilmesi için bipolar hastaların tedavisine iştirak etmesi gerektiği düşünülmektedir. Anahtar Sözcükler: bipolar bozukluk, kardiyometabolik risk, antipsikotik, ilaç uyuncu, klinik eczacı

Bipolar membran elektrodiyaliz yöntemi ile evsel atık suların geri kazanımı

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Yüksek Lisans Türkçe 2019 Çevre Mühendisliği Bilim Dalı
Arıtmadan önce atıksuyun deşarj edilmesi veya arıtılmamış evsel atıksuların sulama için yeniden kullanılması gibi uygulamalar uzun bir süre boyunca varlığını sürdürmüş olsa da, bu uygulamaların hem insan sağlığına hem de çevreye karşı riskli olduğu belirlenmiştir. Böylece ileri arıtma ve kaynak geri kazanımına ihtiyaç duyulmuş ve araştırmacılar bu ihtiyacı karşılamak için yeni teknolojiler geliştirmeyi hedeflemiştir. Bunun için önemli bir seçenek elektrodiyaliz kullanılmasıdır. Bu çalışmada, evsel atıksulardan tuz ve nütrient giderimi için elektrodiyaliz kullanıldı, ED, 0.456 EC değerindeki spesifik hedefine ulaşıldı. % 90 NO2-, NO3- ve % 62 PO43- oranında giderildi. Nütrient geri kazanımı için ED performansı, devamlı (süreklilik) koşullar altında, değerlendirildi ve 16 numune arıtıldıktan sonra 2.34 mg / l NO2-, 2.43 mg / l NO3- ve 3.21 mg / l PO43- olarak konsantre edilmiştir. Ayrıca bu koşullarda, deneyler tamamladıktan sonra sistemde 16 numune için istenen tuzluluğa ulaşmıştır. Bu çalışma boyunca, ED, numunelerin pH ve Voltaj değişimleri gibi çeşitli farklı çalışma koşullarına maruz bırakılmış ve bu çalışmadaki etkileri de ele alınmıştır. Genel olarak, ED'nin performansının optimum koşullar altında başarılı olduğu kanıtlanmıştır. Ocak 2018, 60 sayfa. Anahtar kelimeler: iyon değeşimi, Elektrodiyaliz, disalinasyon, nütrient giderilmesi geri kazanım membran teknoloji

Bipolar membranlı elektrodiyaliz ile potasyum klorür çözeltilerinden KOH ve HCl üretiminin incelenmesi

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Doktora Türkçe 2020 Diğer
Amaç: Bu çalışmada, bipolar membranlı elektrodiyaliz (BMED) ile potasyum klorür çözeltilerinden hidroklorik asit ve potasyum hidroksit oluşumunun incelenmesi amaçlanmıştır. Elektrodiyaliz prosesinde üç kompartmanlı beş tekrarlı hücrelerden oluşan ve toplamda 17 kompartmanlı bir membran demeti kullanıldı. Yöntem: Bu çalışma istatiksel deney tasarım metodlarından kesirli faktöriyel deney tasarımı ve Taguchı temelli çok kriterli karar verme teknikleri kullanarak yapılmıştır. Potasyum klorürden potasyum hidroksit ve hidroklorik asit oluşumu için on tane performans kriterleri belirlendi. Bu kriterler üzerine etkili olan parametlere kesirli faktöriyel tasarımı ile karar verildi. BMED prosesi ile potasyum klorür çözeltilerinden potasyum hidroksit ve hidroklorik asit üretimi koşulları on farklı kritere göre incelendi. Tüm kriterler için optimum çalışma koşulları Taguchi temelli çok kriterli karar verme teknikleri (Topsis ve Moora) ile belirlendi. Bulgular: Kesirli faktöriyel deney tasarımı sonuçlarına göre proses performans kriterleri için başlangıç tuz konsantrasyonu ve akım yoğunluğunun etkin olduğu belirlendi. Taguchi temelli çok kriterli karar verme yöntemiyle BMED sistemi optimize edilebilirliği belirlendi. Sonuç: Tüm kriterleri en iyileyen çalışma koşulları; başlangıç KCl konsantrasyonu (200g/L), akım yoğunluğu (0,0625A/cm2), başlangıç asit ve baz konsantrasyonu (0,05M) ve Elektrolit türü H2SO4 (0,05M) şeklindedir. Bu şartlarda; asit: 2,21mol HCl, baz: 2,19 mol KOH, asit temelli tuz dönüşümü %81, baz temelli tuz dönüşümü %79, akım verimi (asit) %67, akım verimi (baz) %64, enerji tüketimi (asit) 3,66 kwatt.h/kg ve enerji tüketimi (baz) 2,31 kwatt.h/kg olarak elde edildi. Anahtar Kelimeler: Elektrodiyaliz, Bipolar Membran, Potasyum klorür, Hidroklorik asit, Potasyum hidroksit.