Thesis Search




SEARCH RESULTS

Bir yabancı dilde bilgi çıkarımı sonuçlarının semantik temsilciliğinin sağlanması ve bir uygulama

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Yüksek Lisans Türkçe 2010 Diğer
Son yıllarda İnternet'in hızla gelişmesi ve yaygın kullanımı ile Web, dünyada erişilebilir en geniş veri kaynağı haline gelmiştir. Internet'teki bilgi yığınları aşırı şekilde artarken, Web ziyaretçilerinin isteklerine uygun hizmetlerin sağlanabilmesi, Web site yapısının iyileştirilebilmesi, geliştirilebilmesi ve etkin olarak kullanılabilmesi gibi amaçları sağlamak için kullanılan Bilgi Çıkarım Metodu, gün geçtikçe daha çok ilgi çeken bir konu haline gelmiştir.En büyük bilgi kaynağı olarak görülen İnternet'te, bilgiye ulaşabilmenin önündeki en büyük engel, içindeki bilgilerin %90'ının doğal dille oluşturulmuş olmasıdır. Bilgisayarların doğal dili henüz yeterli bir şekilde anlayamıyor olmalarından dolayı sayfalardaki bilgileri bulup çıkarmak yine insanlara düşmektedir.Bu çalışma, doğal dillerden bilgiyi elde etmek için kullanılan metotlardan biri olan Bilgi Çıkarımı'na (Information Extraction) dayanarak geliştirilmektedir. Bu kapsamda doğal dillerin bileşenleri olan sıfatlar, isimler, fiiller, zarflar vb. kaynaklar kullanılarak nitel bir sınıflandırma çıktısı elde edilmes amaçlanmaktadır. Bu çalışmada odaklanılan yabancı dil Arapça olarak seçilmiş ve teknoloji olarak Java diliyle geliştirilmiş olan GATE platformu tercih edilmiştir.

Bir yabancı karşısında: Etkili kültürlerarası etkileşim imkanlarının değerlendirilmesi (Bursa Uludağ Üniversitesi örneği)

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Yüksek Lisans Türkçe 2018 Diğer
Bu çalışma, kültürlerarası uyum teorilerinden, temas hipotezinden ve yabancı uyruklu öğrencilerin arkadaşlık ağlarını yansıtan Bochner'in (1977) işlevsel modelinden yola çıkarak Türkiye'de lisans, yüksek lisans ve doktora programlarını okuyan yabancı uyruklu öğrencilerin arkadaşlık ağları ve özellikle Türk öğrencilerle arkadaşlık kurmayı etkileyen kolaylaştırıcı ve engelleyici faktörler incelenmektedir. Ayrıca, ev sahibi vatandaşlarla temas düzeyinin, öğrencilerin psikolojik, sosyo-kültürel ve akademik uyum sağlamaları üzerindeki etkisi analiz edilmiştir. Son olarak, Etkileşimli Kültürleşme Modeline dayanarak, Türk öğrencilerin kültürlerarası farkındalığının seviyesi değerlendirilip görüşleri yabancı uyruklu öğrencilerin anlatılarıyla karşılaştırılmıştır. Araştırma, Bursa Uludağ Üniversitesi'nde nitel (yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşmeler, belgesel fotoğrafçılığı, özyaşam öyküsü) ve nicel araştırma (anket) yöntemlerini kullanarak boylamsal bir kültür etkileşimli araştırma olarak gerçekleştirilmiştir. Bulgularımız, yabancı uyruklu öğrencilerin özellikle kendi yurttaşlarıyla arkadaşlık kurdukları ve Türk öğrencilerle düşük düzeyde bir etkileşime girdikleri görülmüştür. Ancak, Bochner'in modelinin aksine, bu yönelimin ana nedeni olarak öğrencilerin tercihleri yerine Türkiye'ye geldiklerinde karşılaştıkları durumla baş etmenin doğal bir sonucu olduğu tespit edilmiştir. Yakın Türk arkadaşlara sahip olan yabancı uyruklu öğrenciler ise Türk kültürüne daha fazla ilgi gösterme, daha iyi uyum sağlama ve Türkiye'de yaşamaktan daha memnun olma eğilimi göstermiştir. Türk öğrenciler farklı kültürlere ve kültürlerarası etkileşime ilgi gösterdiklerini söylemelerine rağmen bunun pratikte gerçekleşmediği görülmüştür. Sonuç olarak sorumlu kurumlara (örneğin üniversite, yurtlar) kültürlerarası etkileşimin faydalarını tanıtan ve yabancı uyruklu ve Türk öğrenciler arasındaki kültür alışverişi ve kültürlerarası farkındalığı arttıran programların uygulanması önerilmiştir.

Bir yumuşak güç aracı olarak ulus markalaşması: Türkiye ve Kolombiya örnekleri

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Yüksek Lisans Türkçe 2019 Uluslararası İlişkiler Bilim Dalı
Profesör Joseph Nye, modern devletlerin rekabetçi serbest piyasada daha alakalı olması için doğal ve benzersiz varlıklarını kullanarak uluslararası arenada ilgi çekici olmalarını ve ikna etmelerini nasıl kullanabileceğini açıklamak için 1990'da yumuşak güç terimini kullandı. Yumuşak Güç, yine de, yeni bir güç yüzü olan özünde, nispeten yeni ve soyut bir kavramdır. Bu yeni güç durumundan tam olarak yararlanmak için, Ülke Markalama disiplini geliştirilmiştir, Ülkelerin çekiciliğinin gücünü tam olarak toplamak ve dünyaya en basit ve açık yoldan sunmak. Ülkelerin bu yeni disipline yaklaşma şekli ülkeden ülkeye değişmektedir. Bu nedenle, bu tez iki ülkenin bir örneğini aldı - Kolombiya ve Türkiye- Her iki ülkenin stratejilerinin zaman içindeki gelişimini analiz etmek ve alınan farklı yaklaşımları açıkça görmek için çok farklı geçmişlere, kültürlere ve tarihsel sorunlara sahip ülkeler. Bunu yapmak için, bu araştırma projesi, Ülke Markalaşmasını disiplinlerarası bir çalışma alanı olarak anlamak için Kamu Diplomasi teorisi, kamu yönetimi ve Uluslararası ilişkiler teorilerini temel almıştır, ve eğer ülke markalaması iyi uygulanırsa, yeni bir propaganda yüzü olmadığını gösterin. Anahtar Kelimeler: Ülke Markası, Ulus Markası, Yer Markası, Kamu Diplomasi, Türkiye, Kolombiya, Yumuşak Güç, Liberalizm, Neoliberalizm ve Uluslararası İlişkiler

Bir Yûsuf ve Züleyhâ metni: Metin / indeks

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Doktora Türkçe 2015 Diğer
Bu tez, Kur'an-ı Kerim'de Ahsenü'l-Kasas adıyla geçen, İslami edebiyatlarda birçok ikili aşk hikâyesine konu olmuş Yûsuf u Züleyhâ Kısassı'nın, kimin tarafından yazıldığı bilinmeyen mensur olarak H.994 yılında kaleme alınmış olan metninin 51a-99b arası varaklarının Latin harflerine transkripsiyonlu olarak aktarılıp, incelemesinden ve indeksinin hazırlanmasından oluşmaktadır. İnceleme bölümünde Yûsuf u Züleyhâ Kısassı'nın kutsal kitaplarda nasıl yer aldığı belirtildikten sonra kutsal kitaplarda yer alan bu hikâyelerin karşılaştırması yapılarak divan şiiri kapsamında yazılmış Yûsuf u Züleyhâ metinleri ve yazarları ile birlikte bu metinler üzerine yapılan çalışmalar tespit edilmiştir. Çalışmaya konu olan metinde yer alan ayetler ve bu ayetlerin tercümeleri de çalışmaya eklenerek metinden hareketle nasirin edebi kişiliği ve üslubu hakkında bilgiler verildikten sonra ikinci bölümde metnin transkripsiyonlu harflerle Latin harflerine aktarılması yapılmıştır. Üçüncü ve son bölümde ise metnin indeksi oluşturulmuştur. Anahtar Kelimeler: Divan edebiyatı, nesir, Yûsuf u Züleyhâ, kutsal kitaplar, eski Anadolu Türkçesi.

Bireyin Uluslararası Ceza Hukuku çerçevesinde korunması ve Darfur örneği

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Doktora Türkçe 2016 Kamu Hukuku Bilim Dalı
Uluslararası Ceza Muhakemesi Hukuku'yla bireyin ulusal ya da uluslararası düzeyde korunması önemlidir. Uluslararası Ceza Kanunu uygulanmasının temel amacı bireyin korunmasıdır. Çünkü birey uluslararası kamu hukukunda doğrudan doğruya bir kişiliği olmamasına rağmen kamu hukukunun kuralları ile özellikle Uluslararası Ceza Hukuku'nun esas muhatabıdır. Uluslararası düzeyde son zamanlarda soykırım, insanlığa karşı suçlar, savaş suçları ve saldırı suçunu artışı neticesinde bu uluslararası suçlara ilgi artmıştır. Bu suçların artışı karşısında 2. Dünya Savaşı'ndan sonra ve Uluslararası Kamu Hukuku gelişimi döneminde bireyin korunmasına ilişkin kurallar (hukuklar) da aynı ölçüde gelişilmiştir. Günümüzde uluslararası suçların artması, faillerin kaçmaması ve bireyin korunması için daimi uluslararası bir mekanizma olarak Uluslararası Ceza Divanı kurulmuştur. Buna ek olarak bireyin korunmasında bölgesel ceza mahkemeleri Avrupa, Amerika İnsan Hakları Mahkemesi ve Afrika İnsan ve Halkların Hakları Mahkemesi rol oynamalıdır. Uluslararası suç işlenirken, uluslararası barış ve güvenliği büyük tehdit ederken uluslararası toplum adına Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi ve Uluslararası Ceza Divanı tarafından dünyanın barış ve güvenliğinin sağlanması, suçluların cezalandırılması ve uluslararası adaletin gerçekleştirilmesi için müdahale edilmesi gerekir. Dolayısıyla bireyin korunması ilkesi Uluslararası Ceza Hukuku'nda temel ve vazgeçilmez ilkedir. Aynı anda uluslararası toplumda bireyin korunarak uluslararası barışın, güvenliği de Uluslararası Ceza Muhakemesi yoluyla adil yargılanmasını sağlanması şarttır. Ayrıca uluslararası yargılama başlamadan önce uluslararası ceza sorumluluğu bireyin üzerinde tutulmalıdır. Birleşmiş Milletler, Uluslararası Ceza Divanı işbirliğinde ya da 1948 Yılı Birleşmiş Milletler Antlaşması'nın 7. bölümüne göre ihlale ilişkin davalar hakkında Güvenlik Konseyi uluslararası barışı tehdit eden fiillerini incelemesi, yargılanması, cezalandırılması ve veto hakkını kullanılmasında vereciği kararlar siyasi olmamalıdır. Yargılanmanın amacı uluslararası barış ve güvenliğin gerçekleştirilmesi ve bireyin korunması Uluslararası Ceza Kanunu ve usulüyle olmasıdır. Çünkü uluslararası suçlarla şüpheli kişilerin tutuklaması, yargılaması ve cezalandırılması faillerin özgürlüklerini sınırlandırır ve masumiyet karinesi ilkesine de aykırı olabilir. Buna göre Uluslararası Ceza Divanı yargılama yetkisini kullanırken Uluslararası Ceza Hukuku'nun kurallarını ve yargılanma ilkelerini uygun şekilde yerine getirmeli, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme olmalı (adil yargılama) ve adaletin gerçekleştirilmesi engelleri: dokunulmazlıklar, ayrıcalıklar ve siyasi engeller mahkemenin yetkisizliği gibi durumlardan etkilenmemelidir. Uluslararası suçlar işlendiği zamanda suçun failinin yargılanması için o kişinin devletinin Roma Statü'ne taraf olmadığında Uluslararası Ceza Divanı'nın yetkili olmayacağı söylenmez. Dolayısıyla günümüzde ve özellikle Afrika ve Asya Kıtası düzeyin

Bireylerin sosyal medyadaki kimlik profillerinde toplumsal cinsiyet farklılıkları: Afganistan ve Türkiye facebook kullanıcıları üzerinde karşılaştırmalı biranaliz

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Yüksek Lisans Türkçe 2019 Diğer
Bu araştırmada sosyal medyada temsil edilen sahte kimliklerin Toplumsal Cinsiyet bağlamında değerlendirilerek, Afganistan ve Türkiye'de Facebook kullanıcıları üzerindeki etkisi araştırılmaktadır. Afganistan ve Türkiye modernleşme sürecinin farklı aşamalarında olan gelişmekte olan toplumlar olarak incelenmektedir. Söz konusu ülkelerin mevcut geleneksel ve modern toplumsal değerleri, yaşayan kişilerin kimliklerini oluşturmakta önemli rol oynamaktadır. Bu yüzden önce toplumdaki farklar belirlenmektedir. Geleneksel toplumlardaki insanlar günümüzde de aile ve yerel kültürlere bağlı olarak yaşamaktadırlar. Dolayısıyla geleneksel ülkelerde toplumları etkileyen herhangi bir değişim, halk tarafından hızla kabul edilmemektedir. Ancak bu durum ülkelerin modernleşme seviyelerine göre değişmktedir. 21. yuzyılda sosyal medya, küreselleşme sürecini destekleyen araç olarak bütün ülkelerde yayınlaşmıştır. Teknolojik değişimler insanların hayatında büyük değişimlerin yaşanmasına sebep olmuştur. İlk olarak İnternet teknolojisi insanlara olumlu destek olarak yansımış, ancak insanlar düşünce, yaşam tarzı, kültür, dini inançları ve ülke durumu açısından farklı toplumda bulunduklarından, teknoloji kullanımında da büyük farklılıklar görülmektedir. Bu nedenle yeni bilgi teknolojileri herkesin hayatında yararlı olmamıştır. Günümüzün postmodern dönem koşullarında kimlik kavramları da değişmiştir. Postmodern dönemin bir özelliği, kimliklerin aniden değişimi ve yenilenmesidir. Teknolojiler ve sosyal medya bu kimlik yenileme sürecine kolaylık sağlamaktadır. Günümüzde, Facebook, kullanılarının kimliklerini her türlü etkilemektedir. Sanal kimlikler gerçek kimliklerden farklı olarak ortaya çıkmaktadır. Sanal ortamlardaki sahte hesaplar çoğu araştırmaların odak noktası haline gelmiştir. Bu çağın kimlik krizinde önemli nedenlerinden biri olan sosyal medya, hukuki açıdan büyük problemlere sebep olmuştur. Sosyal medya kullanımının yaygınlaşmasıyla birçok ülke de sahte kimlik kullanımı söz konusu olmaktadır. Bu nedenle, bu çalışmada; Afganistan ve Türkiye'deki sahte kimlik oluşturma nedenleri, cinsiyet farklılıkları ve etkileri incelenmektedir. Araştırma sonucunda, diğer ülkelerde olduğu gibi Afganistan ve Türkiye'de de bazı Facebook kullanıcılarının sahte kimlikleri bulunmakta ve sahte hesap oluşturma nedenlerinin farklılaştığı görülmektedir.

Bireysel yataklandırılmış yaylı goble diskaroda disk yön ve durum açılarının işletme parametreleri üzerindeki etkisi ve boyutsal analiz yöntemiyle modellemesi

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Doktora Türkçe 2017 Diğer
Bu araştırmanın amacı, bireysel yataklandırılımış yaylı goble diskli tırmıkların farklı durum ve yön açılarında performans işletme parametrelerinin tarla şartlarında belirlenmesidir. Bu amaçla, makina üç durum açısında (15o , 18o ve 22o ) ve üç yön açısında (20o, 23o ve 27o) farklı hızlarda ( 2,71, 3,51, 4,46 km/h) çalıştırılarak makinanın çeki kuvveti, traktör patinaj ve yakıt tüketimi, makinanın toprak iş derinliği ve toprak parçalama indeksi ölçülerek makinanın optimum disk açıları belirlenmiştir. Ayrıca, araştırmadan elde edilen veriler kullanılarak, toprak katsayılarına, yön ve durum açılarına bağlı olarak özgül çeki kuvveti ve özgül yakıt tüketimi tahminlenme modelleri geliştirilmiştir. Tarla denemeleri, Ege Üniversitesi, Ziraat Fakültesinin Menemen Araştırma ve Uygulama Çiftliği'nde kumlu-tın bünyeli % 14,45 nemli homojen bir tarlada gerçekleştirilmiştir. Çalışma, tesadüf parselleri deneme yöntemine uygun olarak 3 tekerrürlü olarak yapılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; traktörün çeki kuvveti, patinajı ve yakıt tüketim değerleri ve toprak işleme derinliği traktör ilerleme hızlarından, disk yön ve durum açılarından etkilenmektedir. Sadece traktör ilerleme hızının traktör yakıt tüketimine etkisi istatistiki olarak önemsiz bulunurken diğer tüm faktörler ? = 0,01 seviyesinde istatistiki olarak önemli çıkmıştır. Makinanın toprak iş derinliği, disk yön açısı ve traktör ilerleme hızı arttıkça artarken durum açısının artması ile azalmaktadır. Makinanın toprak iş derinliği en düşük 8,12 cm, en yüksek 22,44 cm olarak ölçülmüştür. Makinanın çeki kuvveti ihtiyacı da disk açılarının artması ile aynı oranda artarken traktör hızı ile optimum hıza ulaşıldığı için azalma göstermiştir. Çeki kuvveti optimum 4,46 km/h hızda en düşük değerini (27,91 kN) almıştır. Düşük hızlar yüksek çeki kuvveti gerektirmektedir. Traktörün patinajı disk yön ve durum açıları ve ilerleme hızılarının artması ile en düşük % 9,69 değerinden en yüksek % 20,75 değerlerine artmaktadır. Traktörün yakıt tüketimi disk açılarının artması ile artarken, traktörün ilerleme hızının artması ile optimum hıza ulaşıldığı için azalmaktadır. Traktörün yakıt tüketim değerleri en düşük 12 L/ha ve en yüksek 24.35 L/ha olarak ölçülmüştür. Makinanın toprak parçalama indeksi disk açıları ve ilerleme hızılarının artmasına paralel olarak hızla artmıştır. En düşük disk açıları ve hızında 0,58 oranında bulunan toprak parçalama indeksi en yüksek hız ve disk açısında 0,92 olarak maksimum değerine ulaşmıştır. Bireysel yataklandırılmış goble diskli tırmığın sahip olması gerekli optimum disk açıları toprak şartlarına, istenilen toprak işleme derinliğine ve parçalama oranına göre değişmektedir. Uygun bir toprak işleme derinliği ve uygun bir toprak parçalama indeksi için 23º disk yön açısı ve 18º disk durum açısı seçilmelidir. En son olarak, bu tez kapsamında, boyutsal analiz tekniği ile bireysel yataklandırılımış yaylı goble diskli tırmıkların farklı disk açılarında ve hızlarda özgül ç

Birleşik Arap Emirlikleri'nin yenilik odakli bir ekonomiye dönüşümü

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Yüksek Lisans Türkçe 2016 İkt. Gelişme ve Uluslararası İkt. Bilim Dalı
Günümüzde yenilik, sürdürülebilir ekonomik büyümenin ve uzun vadeli refahın sağlanmasında çok önemli bir role sahiptir. Bu çalışmada BAE'nin yenilik sisteminin ne ölçüde etkili olduğu incelenmeye çalışılmıştır. Bunun için önce genel anlamda yeniliğin anlamı, çeşitleri, modelleri ve göstergeleri üzerinde durulmuştur. Daha sonra BAE'nin yenilikçi politikaları incelenmiştir. Bunlar şu şekilde sıralanabilir: Dünya standartlarında bir eğitim sistemi oluşturmak, dünya standartlarında yenilik kümeleri ve serbest bölgeleri oluşturmak, girişimciliği ve iş geliştirme faaliyetlerini desteklemek, yenilikçilik ve yaratıcılık ödülleri vermek. Ayrıca, ikinci bölümde küresel rekabet raporu kullanılarak Körfez Arap Ülkeleri ile bir karşılaştırma yapılmıştır. Üçüncü bölümde ise SWOT analizi ile BAE'indeki yenilikçi sistemin güçlü ve zayıf yönleri, fırsatlar ve tehditler ortaya konulmaya çalışılmıştır. Yapılan analizlerden, Birleşik Arap Emirlikleri'nin güçlü bir ulusal yenilik sistemine sahip olduğu sonucu elde edilmiştir. Buna göre BAE'nin oluşturduğu sistem, yenilik odaklı bir ekonomiye dönüşümde önemli ölçüde etkilidir. Anahtar Kelimeler: Yenilik, Eğitim, Teknoloji, Girişimcilik, Ar-Ge Faaliyetleri ve Ekonomik Büyüme

Birleşik devlet modeli ve Irak uygulaması

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Yüksek Lisans Türkçe 2017 Anayasa Hukuku Bilim Dalı
Ortadoğu ve Arap ülkelerinin pek çoğu merkezi idarenin üstünlüğüne dayalı ve idari birimlerin sadece merkezi yönetimin devretmeyi uygun gördüğü yetkileri kullanabildiği, tek bir birim olarak yönetilen devlet yapısına sahiptir. Oysa Irak, 2005 Anayasa'sında federal sistemi kabul etmiştir. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Girişte genel olarak devletten, unsurlarından ve şekillerinden söz edilmiştir. Birinci bölümde Irak'ın tarihsel gelişimi, toplumsal yapısı ve dini yapısı incelenmektedir. İkinci bölümde ise, 1925'ten beri Irak'ta uygulanan (1925 – 1958 – 1963 – 1964 – 1968 – 1970) anayasaları ışığında Irak devletinin şekli ve yapısı ele alındı. Üçüncü bölümde ise, 2003 yılından sonra 2004 Geçici Yönetim Kanunu doğrultusunda devletin şekli ve idari yapısı ele alınmış ve 2005 Anayasa'sının kabulü, referanduma sunulması, Irak'taki etnik grupların anayasaya farklı yaklaşımları ve federalizm tartışmaları detaylı bir şekilde çalışmada incelenmiştir.

Birleşmiş Milletler barış operasyonlarında yumuşak güç unsuru: Lübnan, Kosova ve Kıbrıs örnekleri

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Doktora Türkçe 2020 Diğer
Modern uluslararası sistemin yapısı ve işleyişi, 1945'ten günümüze kadar gelen gelişmeler bağlamında şekillenmiştir/şekillenmektedir. Bu sistemin değişmesi ile dönüşmesine zemin hazırlayan en önemli gelişmelerin İkinci Dünya Savaşı'nın bitimi ve uluslararası liberal düzenin zaferi, yanı sıra SSCB'nin dağılması ile Soğuk Savaş'ın sonra ermesidir. Zira İkinci Dünya Savaşı sırası ve sonrasında bir yandan uluslararası barış ve güvenliğin korunması, diğer yandan liberal düşünceleri merkezine alan kurumların inşa edilmesi öne çıkmıştır. 1944 yılında kurulan Dünya Bankası ve Uluslararası Para Fonu, 1945'te kurulan Birleşmiş Milletler (BM), 1949 yılında NATO ve yanı sıra 1995 yılında kurulan Dünya Ticaret Örgütü, ortaya çıkan kurumların en belirgin örnekleridir. Bahsi geçen kurumların desteklediği liberal demokratik değerleri benimseyen yönetim modelinin özellikle Soğuk Savaş sonrası dönemde yükselişe geçerek bu modele geçerli bir alternatifin olmadığı yönündeki iddiayı doğrulamaktaydı. Birleşmiş Milletler üyesi devletlerin uluslararası sistemin ana aktörleri olduğu kabul edilse de en az devletler kadar öneme sahip bahsi geçen uluslararası örgütlerin de uluslararası politikayı şekillendiren aktörler oldukları bilinmektedir. Zira üye devletlerin belirli ilkeler çerçevesinde ortak ajandalar benimseyerek işbirliğine teşvik etme görevi bu örgütler tarafından üstlenilmektedir. BM, 1948'den günümüze uluslararası barış ve güvenliği korumak amacıyla sistemin ana aktörleri arasında meydana gelen savaş ve devlet-içi çatışmalara son vermek üzere barış operasyonları dahil birtakım önleyici çalışmalar yürütmüştür. Barış, güvenlik ve uluslararası sistem gibi kavramların anlam ve kapsamının değişken olduğu, belirli gelişmelere göre sürekli olarak yeniden inşa edildiklerini göz önünde bulundurmakla birlikte barış operasyonlarının da bu kavramlar çerçevesinde yeniden inşa edildiği ve edilmesi gerektiği liberal kurumsalcı düşünürler tarafından savunulmaktadır. Zaten uluslararası örgütler ve özellikle BM, İkinci Dünya Savaşı sonrası dönemde oyun kurucu, denge koruyucu ve liberal barış inşası gibi yöntemlere başvurarak sistemde istikrar durumu yaratmaya çalıştığı bilinmektedir. BM'nin barış ve güvenliği koruma konusundaki çabalarının başarı seviyesine bakmaksızın yürütülen çalışmaların uluslararası politikayı şekillendirdiği bilinmektedir. Bu bağlamda çatışmaların neden olduğu toplumsal, ekonomik ve yapısal yıkımı önlemek, insani krizlere son vermek, barış ve istikrarın sürdürülebilirlik statüsünü sağlayabilmek amacıyla BM, güvenlik sektörü reformu çerçevesinde barış operasyonlarının yetki ve görev kapsamını defalarca değiştirmiştir/değiştirmektedir. Çatışmaların durdurulması, önlenmesi ve yeniden başlamasına engel olmak amacıyla, yumuşak güç enstrümanları dahil olmak üzere, BM'nin aldığı önlemlerin kapsamı hem gelişmekte hem de genişlemekteydi. Bu durumun, tezde işlenen üç örnekte de görüleceği gibi BM'nin genel olarak devletler nezdindeki meşruiyetinin pekiştirilmesini de

Birleşmiş milletler Filistin mültecilere yardım ve iş ajansı (Unrwa): Kuruluşu, rolü ve geleceği

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Yüksek Lisans Türkçe 2019 Uluslararası İlişkiler Bilim Dalı
Bu çalışma, Filistin meselesiyle ve özellikle Filistinli mülteciler sorunuyla ilgilenen uluslararası kurumlardan olan UNRWA'yı, UNRWA'nın kuruluşunu ve ortaya çıkışını, Filistinli mültecilerinin sorununda oynadığı rolü, UNRWA'dan tarafların tutumları ve geleceğini inceleyerek ele almıştır. Çalışmanın birinci bölümünde Filistinli mülteciler sorununun ortaya çıkmasından ve nedenlerinden, mültecilerin dağılım bölgelerinden, ondan sonra BM'nin bu sorunla başa çıkmak için bulduğu çözümlerden bahsedilmiştir. İkinci bölümde ise UNRWA'nın kurulmasından, coğrafi sınırları ve çalışma alanlarından, ve Filistinli mültecilerin yaşadığı durumlarını hafifletmek adına oynadığı rolünden söz edilmiştir. Üçüncü bölümde, UNRWA'ya karşı ana tarafların tutumları tartışılmıştır ki bu taraflar, BM, ABD, İsrail, Filistinli taraflar, mültecileri barındıran ülkeler, Türkiye ve AB dir. Dördüncü bölümde UNRWA'nın karşılaşmakta olduğu zorlukları, bu zorlukların Filistinli mültecilere yansıtacağı insani ve siyasi etkileri ve bu zorlukların altında UNRWA'nın geleceğini ele alınmıştır. Çalışmanın sonunda bir takım sonuçlara ulaşılmıştır; bunların en önemlisi, Filistinlilerin ülkesine geri dönüş hakkının bir garantisi olması nedeniyle UNRWA'nın yürüttüğü işlerde devam etmesinin önemidir. Şöyle ki, UNRWA'yı hedefleyen ve ona karşı yapılan her hamle, BM'nin başta 194 nolu kararında kararlarında garanti altına almış olduğu Filistinli mültecilerin haklarını hedeflemiş olacaktır. Çalışmanın diğer bir sonucu da UNRWA'nın Filistinli mültecilere insani destek ve yardım verme konusunda çok büyük bir öneme sahip olduğu gerçeğidir. Bunun için UNRWA'yı hedeflemek veya desteği ondan kesmek hem Filistinli mültecileri hem de onları barındıran ülkeleri kapsayan büyük bir insani krize yol açacaktır.

Birleşmiş Milletler kapsamında insan haklarını koruma mekanizmaları

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Yüksek Lisans Türkçe 2020 İnsan Hakları Hukuku Bilim Dalı
İkinci Dünya Savaşın'dan sonra Birleşmiş Milletler Örgütü,insan haklarının korunması ve geliştirilmesi alanında önemli bir role sahip olmuştur. Bu rol Birleşmiş Milletler bünyesinde bir dizi organ tarafından ve bir dizi yöntem vasıtasıyla gerçekleştirilmiştir. Söz konusu yöntemler; sözleşmeyle öngörülen özel denetim organının yetkisinin tanınmış olmasıdır yani sözleşme içi koruma yöntemleridir. Diğeri ise sözleşme dışı koruma yöntemleridir. Sözleşme dışı koruma sisteminin dayanağı, BM Şartı ve Evrensel İnsan Hakları Bildirisidir.Sözleşme dışı koruma yöntemleri; İnsan Hakları Konseyi bünyesinde yürütülen evrensel periyodik inceleme mekanizması, şikayet başvurusu yöntemi ve özel yöntemlerdir. Sözleşme içi koruma yöntemleri ise; raporlara dayalı koruma yöntemi, devletler arası Şikayet yöntemi, bireysel başvuru yöntemi, soruşturma yöntemi ve ziyarete dayalı koruma yöntemi olarak sınıflandırılabilir.

Bişkek şehrinin hava kalitesinin alansal ve zamansal değerlendirilmesi

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Yüksek Lisans Türkçe 2019 Çevre Bilimleri Bilim Dalı
Bişkek şehri son yıllarda önemli bir hava kirliliği ile karşı karşıya çıkıyor. Böyle bir duruma gelme sebepleri konutlar, endüstri kuruluşları ve taşımacılık gibi emisyon kaynaklarının atmosferik ortama bırakılan kirletici maddelerdir. Bu çalışmada Bişkek şehrinin hava kalitesinin alansal ve zamansal değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışma kapsamında ilk kez 2007 ve 2016 yıllar tarihleri arasında 7 istasyonda örnekleme SO2, NO2, NO, HCOH, NH3 bileşen konsantrasyonları elde edilmiştir ve elde edilen bulgular detaylı incelenmiştir. Alansal değerlenmede 7 istasyonda örnekleme yapılmış olan SO2 ve NO2 bileşenleri Kriging metoduyla irdelenmiştir. Zamansal değerlendirmede ise SO2, NO2, NO, HCOH, NH3 bileşenleri üzerinde çalışmalar yapılmıştır.

Bitki uçucu yağ/ özütleri kullanılarak aktif yenebilir filmlerin üretimi ve piliç eti üzerine etkisinin belirlenmesi

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Doktora Türkçe 2021 Diğer
Bu çalışma üç aşamada gerçekleştirilmiştir. İlk aşamada sodyum kazeinat - nişasta karışımlarından sade ve aktif yenilebilir filmler üretilmiş ve filmlerin özellikleri belirlenmiştir. İkinci aşamada aktif ve sade filmler piliç etlerine sarılmış ve yenebilir filmlerin piliç etlerinin raf ömrü üzerine etkisi belirlenmiştir. Üçüncü aşamada ise yenebilir filmlerle sarılan piliç etleri pişirilmiş ve filmlerin pişirilen et kalitesi üzerine etkisi belirlenmiştir. Çalışmanın ilk aşamasında, sodyum kazeinat - nişasta hazırlanan film çözeltilerine tuz, sarımsak ekstraktı defne ve karabiber oleoresinleri, eklenerek aktif filmler üretilmiştir. Hem sade hem de aktif film üretiminde kırınım pencereli kurutma sistemi kullanılmıştır. Üretilen filmlerin mekanik özellikleri (gerilme kuvveti, yüzde uzama miktarı), su buharı geçirgenliği ve yüzde suda çözünürlüğü belirlenmiştir. Aktif filmlerin gerilme mukavemetinin sade filmlere göre daha kötü olduğu, su buharı geçirgenliğinin de fazla olduğu ancak suda çözünürlüğünün daha az olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca aktif filmlerin Salmonella'ya karşı antimikrobiyal etki gösterdiği bulunmuştur. Çalışmanın ikinci aşamasında piliç etleri, sade ve aktif filmlerle sarılarak + 4°C depolanmış, 0., 4., 8., 11., 15 ve 19. günlerinde toplam koliform ile toplam mezofilik aerobik bakteri (TMAB) ve toplam pisikrofilik bakteri (TPB) miktarı, pH ve ağırlık kaybındaki değişimler tespit edilmiştir. Çalışmanın ikinci aşamasının birinci tekerrüründe kullanılan etlerin başlangıç toplam koliform yükü fazla olduğu için (ortalama 1,2x104 kob/g), 4. günde kontrol ve sade filmle sarılan örneklerde kötü koku oluştuğu örneklerin bozulduğu ancak aktif filmle sarılan örneklerde 8. günde dahi henüz kötü kolu oluşmadığı ve bozulmadığı belirlenmiştir. İkinci tekerrürde kullanılan ve + 4°C depolanan kontrol piliç etlerinde 8. günde 4,02 log kob/g bir artış gözlendiği halde başlangıç mikroorganizma yükünün az olması (1,85x103) nedeniyle henüz bozulmadığı ancak kontrol örneklerinin 11. günde bozulduğu görülmüştür. Sade filmle sarılan örneklerinde 14. günde bozulduğu, aktif filmle sarılan örneklerin ise 19 günlük depolama sonrasında dahi toplam koliform sayısının 4,86 log kob/g arttığı ve örneklerin henüz bozulmadığı tespit edilmiştir. Koliform bakteri sayısındaki değişimin TMAB sayısındaki değişime paralellik gösterdiği belirlenmiştir. TPB sayısı üzerine filmlerin etkinliği 2. tekerrür sonuçlarında net bir şekilde görülmüştür. 4. gündeki sade ve aktif filmle sarılı örneklerin TPB sayısının 0. günden daha az olduğu, yani bu filmlerin antimikrobiyal etki gösterdiği görülmektedir. Ayrıca bu örneklerin 8. gündeki TPB sayısının başlangıçtaki sayıya yakın olduğu bulunmuştur. Birinci tekerrürde kontrol örneklerin pH değerinin 4. günde 6.36 dan 7.42 çıktığı ikinci tekerrürde ise ilk sekiz gün pH değerinin 6.69 civarında sabit kaldığı daha sonra hızla arttığı belirlenmiştir. Yenilebilir film ile sarılmış örneklerde depolamanın ilk günlerinde pH değerinde düşüş

Bitkisel ürün matrikslerinde polifenolik maddelerin yüksek performanslı sıvı kromatografisi yöntemi ile tayini

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Yüksek Lisans Türkçe 2019 Diğer
Bu çalışmada önemli polifenolik bileşiklerden olan elajik asit (EA) ve rutin'in (RUT) bitkisel ürün matrikslerinde tayini için yüksek performanslı sıvı kromatografisi (HPLC) yöntemi geliştirilmiş ve valide edilmiştir. EA ve RUT'un, gıda takviye edici olarak kullanılan sambucol (kara mürver) örneklerinde, bazı pekmezlerde ve nar suyunda fenil kolonu (4,6 mm×100 mm×3 µm) kullanılarak fotodiyot dizisi dedektörü (DAD) ile 254 nm dalga boyu değerinde 18 dakika içerisinde tayini gerçekleştirilmiştir. Hareketli faz olarak A (su:metil alkol:formik asit; 88:10:2; h/h/h) ve B (su:metil alkol:formik asit; 8:90:2; h/h/h) kullanılmıştır. Akış hızı 1,0 mL/dk ve enjeksiyon hacmi 20 µL'dir. Deneylerde metil paraben ve etil paraben olmak üzere iki tane iç standart (IS) madde kullanılmıştır. Deneylerde matriks uyumlu kalibrasyon eğrisi yöntemi uygulanmıştır. EA ve RUT için yüksek korelasyon katsayıları (r2= 0,9916-0,9985) ile doğrusal grafikler elde edilmiştir. EA ve RUT için gün içi ve günler arası kesinlik deneylerinde %7,4'den küçük yüzde bağıl standart sapma (%BSS) değerleri elde edilmiştir. Geliştirilen yöntem, bitkisel ürün matrikslerine başarılı bir şekilde uygulanmıştır.

Bitkisel yağ içeren yemlerle beslenen juvenil çipura balığının (Sparus aurata) yağ asidi metabolizmasının incelenmesi

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Doktora Türkçe 2019 Su Ürünleri Yetiştiriciliği Bilim Dalı
Bu araştırmada, balık yağının (FO) tamamı (kamelina tohumu yağı, CSO ve çiya yağı, CO) ve bir kısmı (%60CSO ve %60CO) yerine kullanılan farklı bitkisel yağların juvenil çipuranın (Sparus aurata, 61,5±4,9 g) büyüme performansına ve yağ asidi metabolizmasına olan etkileri incelenmiştir. Farklı yağ kaynakları içeren beş izo-nitrojenik (%48 ham protein) ve izo-lipidik (%18 ham lipit) yem hazırlanmış ve balıklar bu diyetlerle 90 gün süresince beslenmişlerdir. Balıklardaki yağ asidi metabolizmasını ortaya koymak amacıyla 'Tüm Vücut Yağ Asidi Denge Yöntemi' ile birlikte yağ asidi metabolizmasında görev yapan bazı temel genlerin nasıl etkilendiğini belirlemek amacıyla gen ekspresyonu analizleri yapılmıştır. Araştırmada kullanılan diyetlerin balıkların sağlık ve refahı üzerindeki etkilerini değerlendirmek için sindirim sisteminin histolojik analizleri yapılmıştır. Deney diyetleriyle beslenen balıkların büyümelerinde istatistiki olarak herhangi bir fark görülmemiştir (P > 0,05). Benzer şekilde, balıkların kondüsyon faktörü, hepatosomatik indeks ve viserosomatik indeks değerleri arasındaki fark önemsiz bulunmuştur (P > 0,05). Bununla birlikte, sadece CSO ve CO içeren diyetlerle beslenen balıkların yem tüketim miktarları ile yemden yararlanma oranları diğer deney gruplarından daha düşük bulunmuştur (P < 0,05). Balıkların tüm vücutlarında yapılan besin maddeleri analizlerinde önemli bir farklılık görülmemiştir (P > 0,05). Deney başlangıcıyla kıyaslandığında, bitkisel yağ tabanlı diyetlerle beslenen balıkların vücutlarındaki linoleik asit (LA, 18:2n-6) düzeyi azalırken karaciğerdeki miktar artmıştır. Aynı balıkların vücut ve karaciğer linolenik asit (ALA, 18:3n-3) ve n-3/n-6 yağ asidi oranları artmıştır. Buna karşın, bitkisel yağ bazlı diyetlerle beslenen balıkların vücut ve karaciğerindeki n-3 HUFA'lardan (çok doymamış yağ asitleri) eikosapentaenoik asit (EPA, 20:5n-3) ve dokosaheksaenoik asit (DHA, 22:6n-3) ile n-6 HUFA'lardan araşidonik asit (ARA, 20:4n-6) düzeyleri sadece balık yağı ile beslenen balıklarınkinden daha düşük bulunmuştur (P < 0,05). CSO diyeti ile beslenen balıklarda ß-oksidasyon en yüksek düzeyde kaydedilmiştir. Elongaz, ?6 desaturaz ve ?9 desaturaz aktiviteleri CO diyetiyle beslenen balıklarda en yüksek düzeyde hesaplanmıştır (P < 0,05). Ancak, 'Tüm Vücut Yağ Asidi Denge Yöntemi' hesaplamalarına göre ?5 desaturaz aktivitesi belirlenemedi. CSO ve CO bazlı diyetlerle beslenen balıklarda LA'nın 18:3n-6, 20:2n-6 ve 20:3n-6 yağ asitlerine dönüşümü diğer deney gruplarından daha yüksek düzeyde gerçekleşmiştir. Aynı balıklarda, ALA'nın 18:4n-3, 20:3n-3 ve 20:4n-3 yağ asitlerine dönüşümü diğer deney gruplarından daha yüksek olmuştur (P < 0,05). Yemleme deneylerinin tamamlanmasından sonra alınan balık örneklerindeki yağ asitlerinin sentezi, oksidasyonu, lipolizi, elongasyonu ve desaturasyonunu (?6 ve ?9) belirlemek amacıyla farklı genlerde yapılan gen ekspresyonu sonucunda CSO, CO ve 60CO gruplarındaki balıklarda, yağ açil desaturaz 2 (

Bitümlü bağlayıcı ve asfalt karışımların nano malzemelerle modifikasyonu

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Yüksek Lisans Türkçe 2018 Ulaştırma Bilim Dalı
Nanomalzemeler, nespetin daha yüksek aktif yüzey alanı ve kuantum etkileri yaratan küçük boyutları sahip çok benzersiz özelliklere gösteren malzemeler olduğu için araştırma alanında çok dikkat çekmiştir. Yaygın olarak ortaya çıkan sıkıntılara karşı asfalt kaplamaların genel performansınıı iyileştirme amacıyla bitüme nanomalzemelerin katması, özellikle son birkaç on yılda, çok araştırılmıştır. Bu çalışma kapsamında, bitüm ağırlığınca yüzdesi olarak 2, 4 ve 6 nano-Bentonit, 3, 6 ve 9 nano-CaCO3 ve 0,1, 0,2 ve 0,3 nano-organosilan olmak üzere üç tür nanomalzeme bitüme eklenmiştir. Nanomodifiye bitüm numunelerini hazırlamak için yüksek-hızlı bir karıştırıcı kullanılmıştır. Bitümlü fazda nanopartiküller ve nanoteknoloji temelli sıvı katkı maddesinin dağılımını gözlemlemek amacıyla fluoresan mikroskopi kullanılmıştır. Bitümlü sıcak karışım (BSK) 'nın hazırlanması için kireçtaşı kullanılmıştır. Bu çalışmanın amacı, bitümlü bağlayıcının fiziksel ve reolojik özelliklerine yönelik her üç tip nanomalzemenin bitüm içindeki etkisini değerlendirmek ve nanomalzemerlei içeren bitüm örnekleri ile hazırlanan asfalt karışımlarının mekanik davranış ve performanslarını incelemektir. Bu amaçla saf ve nanomodifiye edilmiş bitüm üzerinde bazı geleneksel ve reolojik deneyler yapılmıştır. Optimum bitüm içeriğini belirlemek için Marshall stabilite ve akma deneyi, hem kontrol hem de nanomalzemeleri içeren asfalt karışımları üzerinde uygulanmıştır. Son olarak, asfalt karışımın neme karşı duyarlığı belirtmek için modifiye Lottman deneyi (AASHTO T283) uygulanmış ve çekme direnme oranları (TSR) elde edilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, nanomalzemelerin bitümün fiziksel özellikleri (penetrasyon, yumuşama noktası) üzerinde büyük etkisi olmadığını göstermiştir. Buna karşın, nanomalzemeler saf bitüm bağlayıcının yüksek sıcaklık performansını, yaşlanma direncini, depolama kararlılığını ve reolojik özelliklerini geliştirmiştir. Genel olarak, nanomalzemelerli asfalt karışımlar kontrol karışımına göre daha düşük optimum bitüm içeriği değerleri vermiştir. Modifiye Lottman deneyi sonuçları, kontrol karışımları ile karşılaştırıldığında her üç katkı özellikle nano-organosilan'ın TSR değerlerinde artışa neden olduğunu bildirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Nanomalzemeler, nano-Bentonit, nano-CaCO3, nano-organosilan, fluoresan mikroskopi, modifikasyon, BSK, neme karşı duyarlılık

Biyoelektrokimyasal ölçüm sistemlerinde kullanılmak üzere enzimlerle modifiye edilmiş yüzeylerin hazırlanması ve karakterizasyonu

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Yüksek Lisans Türkçe 2017 Diğer
Bu çalışmada enzim immobilizasyonu için setiltrimetilamonyum bromür modifiye Dellit (CTAB-Del) dayalı yeni bir materyal başarıyla sentezlenip piranoz oksidaz biyosensörleri (CTAB-Del/PyOx) hazırlanmasında kullanılmıştır. Del kilin içine CTAB interkalasyonu FT-IR, XRD ve TGA teknikleri ile teyit edilmiştir. Daha sonra PyOx enzimi CTAB-Del'in immobilizasyon materyali olarak kullanımıyla canımsı karbon elektrot üzerine glutaraldehit ile çapraz bağlayarak immobilize edilmiştir. Killerin gözenekli yapıları immobilize edilmiş tabakadan glukoz ve ko-substrat olarak oksijenin difüzyonunu kolaylaştırır. CTAB-Del/PyOx biyosensörlerinin analitik performansını test etmek için, kronoamperometrik ölçümler üçlü elektrod sistemi kullanarak -0,7V sabit bir potansiyelde olçümler alınmıştır. CTAB-Del/PyOx biyosensörü ile glukoz için tayin aralığı 0,01-0,5mM olarak bulunmuştur, kalibrasyon grafiği için doğru denklemi y =4,42x+0,004 (R2=0,998). Ayrıca tayin limiti (LOD) 0,081µM (S/N=3) olarak hesaplanmıştır. CTAB-Del/PyOx biyosensörünün pratik kullanımıNI doğrulamak için, çeşitli içeceklerin glukoz analizine uygulanmıştır. Buna ek olarak, Del ve CTAB-Del antimikrobiyal aktiviteleri üç farklı Gram-pozitif, beş farklı Gram-negatif bakteri ve bir maya suşuna karşı disk difüzyon duyarlılık testi ile in vitro koşullarda taranmıştır. Sonuç olarak CTAB-Del Gram-pozitif bakterilere karşı orta düzeyde antibakteriyel etki göstermiştir.

Biyoetik açıdan hayat üzerinde tasarruf hakkı: Ötanazi

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Yüksek Lisans Türkçe 2014 Din Felsefesi Bilim Dalı
ÖZET Kochkor uulu, Elmurat, Biyoetik Açıdan Hayat Üzerinde Tasarruf Hakkı: Ötanazi, Yüksek Lisans Tezi, Danışman: Prof. Dr. Recep Kılıç, 102. Tezimiz giriş, iki bölüm ve sonuçtan oluşmaktadır. Tezin giriş bölümünde ötanazi kavramının tarihsel süreç içinde hangi anlamlarda kullanıldığını ve ötanazi olgusunun ortaya çıkardığı biyoetik problemleri ele aldık. Birinci bölümde insan hayatı üzerindeki tasarruf hakkının kime ait olduğu meselesini semavi dinler ve etik açıdan ele aldık. Ayrıca insan hayatının ahlaki öneme sahip olduğunu vurgulamak için kişilik statüsünün önemini ortaya koyduk. İkinci bölümde ötanazi kavramı üzerinde durduk ve ötanazi olgusunu bütün boyutlarıyla inceledik. Bununla beraber konuyla ilgili ileri sürülen yaklaşımları biyoetik açıdan inceledik. Sonuç kısmında ötanazi taraftarlarının ve karşıtlarının temel aldıkları dayanaklarını dini ve felsefi bağlamda değerlendirdik.

Biyogaz üretiminde saflaştırma yöntemlerinin biyogaz kalitesine etkisinin araştırılması

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Yüksek Lisans Türkçe 2021 Diğer
Biyogaz, dünyanın artan enerji taleplerine alternatif bir çözüm sunarken, sera gazı atıklarını ve emisyonlarını en aza indirmeye yardımcı olan yenilenebilir bir enerji kaynağıdır. Biyogaz teknolojisi, ekonomiye beklenen faydası nedeniyle dünyadaki birçok ülkenin ilgisini çekmiştir. Biyogaz, temiz, biyolojik olarak parçalanabilir ve yenilenebilir enerji kaynağı olarak kabul edilir. Biyogaz, sığır gübresi ve bitki artıkları, endüstriyel atık su ve evsel katı atıklar gibi biyokütlenin anaerobik çürütülmesiyle üretilir. Biyogaz tipik olarak% 45-75 metan,% 25-55 karbondioksit (CO2) ve küçük miktarlarda hidrojen sülfür (H2S) ve amonyak (NH3) dan oluşur. Biyogazdaki metan değerli bir enerji kaynağıdır, diğer bileşenler ise biyogazın ticari kullanımına büyük engel teşkil eden safsızlıklardır. Değişken bileşim, biyogazın üretimi için kullanılabilecek çeşitli malzemelerden kaynaklanmaktadır. CO2'nin yanma yoluyla enerji verimi yoktur ve yüksek konsantrasyonu nedeniyle biyogaz hacmi başına enerji verimini büyük ölçüde azaltır. H2S, biyogazdan enerji taşımak ve üretmek için kullanılan zehirli ve oldukça aşındırıcı, genellikle zarar veren gazdır. Ayrıca yanma üzerine zararlı bir kirletici, sülfür dioksit oluşturur. Biyogazın etkili bir enerji kaynağı olması için bu safsızlıkların giderilmesi gereklidir. Bu çalışma, elektrik üretimi için kurulan bir biyogaz tesisinde Enerji ve Organik Gübre Üretimi esnasında ölçümler yapılarak gerçekleştirilmiştir. Bu tezde Hidrojen sülfür oranını düşürmede oksijen ve Demir (III) Klorür ilavesinin etkisi yakından incelenmiş ve çalışılmıştır. Bu çalışmanın bir sonucu olarak, oksijen ve Demir (III) klorür ilavesi ile kükürt giderme teknolojisinin ham biyogazın kalitesini iyileştirdiğini göstermiştir. Biyogaz tesislerinde verimli H2S giderimi için uygun bir adaydır.