Thesis Search




SEARCH RESULTS

CNN-based server state monitoring and fault diagnosis using infrared thermography

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Yüksek Lisans İngilizce 2022 Bilgisayar Bilimleri Bilim Dalı
Son yıllarda veri merkezleri (VM), bankacılık, sağlık, bilgi ve iletişim teknolojisi endüstrileri gibi dünyanın kritik ve önde gelen bazı kurumlarının bel kemiği haline gelecek şekilde hızla gelişti. Bu üstel büyüme, internet kullanıcılarının sayısındaki çarpıcı artış ve büyük veri, yapay zeka, nesnelerin interneti vb. gibi çeşitli bulut tabanlı uygulamalara yönelik yüksek talep tarafından tetiklenmiştir. Sonuç olarak, VM sayısında ve VM elektrik tüketim miktarlarında eş zamanlı bir artış olmuştur. Bu artış VM tesislerindeki ısı yönetimi, sistem güvenilirliğinin sürdürülmesi ve sunucu arızalarının azaltılması gibi yeni karmaşık zorlukları beraberinde getirmiştir. Bu üstesinden gelmek için literatürde hesaplamalı akışkanlar dinamiği (HAD) modelleri önerilmiştir. HAD hesaplama açısından pahalı olsalar da, VM ısıl dinamiklerini ve sıcaklık dağılımlarını doğru bir şekilde tanımlama yeteneğine sahiptir. Devasa veri ve hesaplama gücünün mevcudiyeti, umut verici bir yöntem olarak makine öğrenimi (ML) veri odaklı yaklaşımını ortaya çıkardı. Veriye dayalı teknikler, sistemin fiziksel davranışı hakkında açık bilgi olmadan sistem arasındaki verilerdeki karmaşık kalıpları ve ilişkileri bulma yeteneğine sahiptir. Ancak performansları, veri türü, özellik çıkarma yöntemleri ve algoritma seçimi gibi çeşitli faktörlerle sınırlıdır. CFD modellerini veriye dayalı modellerle entegre eden hibrit bir yaklaşım, çekici bir alternatif çözüm sunar. Bununla birlikte, hem CFD hem de ML veriye dayalı yöntemlerinin dezavantajlarından muzdariptir. Bu çalışmada, literatürde ilk kez, sunucu yüzeyi kızılotesi termografi (IRT) görüntülerine uygulanan en güncel yedi derin ön eğitimli evrişimsel sinir ağı (CNN) tabanlı mimari ve iki sığ CNN tabanlı mimariyi beş sunucu çalışma koşulunun otomatik teşhisi için değerlendiriyoruz. Bu koşullar, kısmi işlemci (CPU) yükü, maksimum CPU yükü, ana fan arızası, CPU fan arızası ve sunucu girişi tıkanıklığını içerir. Yaklaşımımız, iki ana aşamayı içeren transfer öğrenme kavramına dayanan denetimli bir öğrenme yaklaşımıdır. İlk olarak, daha düşük seviyeli özellikleri çıkarmak için büyük ImageNet veri kümesi üzerinde önceden eğitilmiş bir CNN modeli sınıflandırıcısı kullanılır. İkinci olarak, IRT görüntüleri, CNN model sınıflandırıcının daha yüksek seviyelerine ince ayar yapmak için kullanılır. Beş adet veri bölme oranı için sığ ve derin model mimarilerinin etkinliğini ve genelleştirilmesini değerlendirmek için katmanlı beş katlı çapraz doğrulama yeniden örnekleme yöntemi kullanılır. Sonuçlar, CNN mimarilerinin birden fazla bölme oranında çoğunluğu yüzde 98'in üzerinde yüksek tahmin performans doğrulukları elde ettiğini göstermektedir. Bu sonuçlar el yordamı özellikleriyle eğitilen geleneksel destek vektör makinesi sınıflandırıcılarının sonuçlarına göre oldukça yüksektir. CNN tabanlı algoritmaların etkinliği ve sağlamlığı, VM operatörlerine sunucuların ısıl yönetimini, enerji verimliliğini ve sistem güvenilirliğini iyileştirmek için al

Code assessment and modeling of the axial capacity of recycled aggregate concrete filled steel tube stub columns

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Yüksek Lisans İngilizce 2016 Diğer
Bu tezde, yaygın olarak kullanılan dört tasarım kodunun (Amerikan Beton Enstitüsü, Avrupa Şartnamesi, Japon Mimari Enstitüsü ve Çelik-Beton Kompozit Yapılar için Çin Tasarım Kodu) geri kazanılmış agregalı beton dolgulu çelik tüp kolonların eksenel yük kapasitelerinin hesaplanmasında uygulanabilirliğini değerlendirmek için deneysel veriler ve ilişkili analitik sonuçlar karşılaştırmalı olarak kullanılmıştır. Bu amaçla, eksenel basınç altındaki geri kazanılmış agregalı beton dolgulu dairesel kesitli çelik tüp kolonlara ait toplam 97 deneysel test sonuçları kullanılarak bu tip kompozit kolonların eksenel kapasitesini tahmin etmek için yeni bir analitik model önerilmiştir. Test numunelerinin boy-çap oranı 2 ila 3,5 arasında değişmekte olup, kısa kolonları temsil etmekte ve numunelerde genel burkulma hasarı oluşmamaktadır. Önerilen model gen ekspresyonu programlama tekniğinden yararlanılarak üretilmiştir. Tahmin modeli geliştirilmesi için kullanılan bağımsız değişkenler çelik tüpün dış çapı ve kalınlığı, kolon boyu, geri kazanılmış iri agrega kullanım oranı, beton basınç dayanımı ve çeliğin akma dayanımıdır. Kapasiteyi etkileyen her bir parametrenin katkısı istatistiksel analiz yöntemiyle de incelenmiştir. Elde edilen sonuçlar önerilen modelin mevcut tasarım kodlarına göre geri kazanılmış agregalı beton dolgulu kompozit kolonların eksenel kapasitesini tahminini daha iyi yaptığını göstermiştir.

Codex Cumanicus ile çağdaş Kazak Türkçesinin ortak söz varlığının karşılaştırmalı sesçil incelemesi

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Yüksek Lisans Türkçe 2016 Diğer
Bu tez, Codex Cumanicus ile Kazak Türkçesinin ortak söz varlığının karşılaştırmalı sesçil bir incelemesidir. Bu çalışmada, Kıpçak Türkçesi ile çağdaş Kazak Türkçesi arasındaki benzerlikler ve farklılıklar fonetik bakımdan gösterilmeye çalışılmıştır. Çalışmamız iki bölüm ve bir giriş kısmından oluşmaktadır. Giriş kısmında, çalışmamıza esas olan materyaller, Kıpçak Türkçesi hakkında tarihi bilgi ve ses olayları anlatılmıştır. Birinci bölüm Codex Cumanicus ile Kazak Türkçesinin ortak söz varlığı karşılaştırmalı sesçil incelemesi dört ana maddeye ayrılmıştır: Kazak Türkçesinde Ses Yapısı Değişen Sözlerdeki Ses Olayları, Codex Cumanicus'taki Ses Yapısı Değişen Sözlerdeki Ses Olayları, Sözün Aslına Göre hem Codex Cumanicus'ta hem de Kazak Türkçesinde Ses Yapısı Değişen Sözlerdeki Ses Olayları ve Codex Cumanicus ve Kazak Türkçesi Söz Varlığında Ses Yapısı Aynı Olan Sözler. İkinci bölümde, Codex Cumaninus'ta bulunup Kazak Türkçesi söz varliğinda bulunmayan sözler incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Kıpçaklar, Codex Cumanicus, Kazaklar, Kazak Türkçesi, Ses Olayları, Söz Varlığı, Sözler.

Cognitive behavioural biases in financial decision making

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Doktora İngilizce 2019 İşletme Yönetimi Bilim Dalı
Davranışsal finansman, geleneksel finansmanın, özellikle finansal karar alma sürecinde ortaya çıkan önyargıların zayıflığını gidermeye çalışan bir branştır. Bilişsel davranışsal önyargıların finansal karar verme üzerindeki olumlu etkisi, davranışsal finans alanında daha az dikkat çekmiştir. Bu çalışma, bilişsel davranışsal önyargıların finansal karar alma sürecindeki etkisini incelemeyi amaçlamaktadır. Ayrıca, bilişsel davranışsal önyargıların finansal karar vermedeki olumlu etkilerini tespit edilecektir. Bu çalışma bulgularına ulaşmada bilişsel davranışsal önyargılarla ilgili önceki çalışmaların sistematik bir literatür taraması analizi kullanılmıştır. Araştırmacı, çalışmasında yalnızca ikincil verileri kullanmıştır. Çalışmada, finansal karar vermeyi etkileyen çeşitli bilişsel davranışsal önyargıların olduğu sonucuna varılmıştır. Bu çalışma, bilişsel davranışsal önyargıların olumlu etkisinin finansal karar verme söyleminde önemli olduğunu savunmuştur. Bu nedenle, yatırımcıların ve finans uzmanlarının odağı, bu önyargıları düzeltmek olmamalıdır çünkü bu fenomen tam anlamıyla anlaşılmayacaktır. Anahtar Sözcükler: Davranışsal finans, bilişsel davranışsal önyargı, finansal karar verme

Cognitive bias and risk preferences analysis of ponzi scheme investors

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Yüksek Lisans İngilizce 2021 Finans Bilim Dalı
Dünyadaki her insan hayatının bir sonraki adımı için bir karar vermek zorundadır. Motivasyon, çalışanın görevini beklenen nitelik ve nicelikte yerine getirmesini etkilemek demektir. Günümüzde bu davranışı çeşitli şirket veya kurumlar gibi organizasyonlarda görmek mümkündür. Her bireyin motivasyonu çeşitli durumlara ve kültürel mirasa bağlı olarak değişir. Ayrıca, bu metamorfoz, önemli ölçüde bireylerin çok çeşitli farklı ihtiyaçlarından kaynaklanmaktadır. Riske karşı tutum yüzyıllardır hem akademisyenlerin hem de uygulamacıların ilgisini çeken bir konu olmuştur. Finansal hizmet sektöründeki önemine rağmen, finansal risk algısına ilişkin cevaplanmamış birçok soru bulunmaktadır. Bu nedenle, mevcut çalışma öncelikle Ponzi şeması yatırımcısının bilişsel önyargısını anlamak için yapılmıştır. İkinci olarak, Ponzi şeması yatırımcılarının risk tercihlerini analiz etmektir. Ayrıca, çalışma Ponzi şemasında bilişsel önyargı ve risk tercihlerinin oynadığı rolü, Ponzi şemasındaki çeşitli risk tercihi kavramlarını, Ponzi şeması yatırımcılarının davranışlarının arkasındaki motivasyonları, farklı Ponzi şemaları ve yatırım dolandırıcılıklarını ve farklı Ponzi şemalarını açıklamaya çalıştı. yatırımcıları Ponzi dolandırıcılığına maruz bırakan faktörler. Ponzi şeması yatırımcısı ile ilgili diğer çeşitli faktörler, bu çalışma yürütülürken ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Bilişsel Önyargı, Risk Tercihleri, Ponzi Şeması Yatırımcıları

Cognitive network optimization via network virtualization

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Yüksek Lisans İngilizce 2019 Telekomünikasyon Mühendisliği Bilim Dalı
Bilişsel ağlar, bulundukları fiziksel ortamı algılamak, izlemek ve ortama ait değerli verileri elde etmek; karmaşık ağ uygulamalarını ve hızla değişen servis taleplerini zamanında kendini uyarlayarak desteklemek üzere tasarlanmışlardır. Yazılım tanımlı ağ (SDN) ve ağ fonksiyon sanallaştırması (NFV) gibi sanallaştırma teknolojileri, her iki teknolojinin avantajlarını sunan yeni çerçeveler oluşturmak için birleştirilebilir. Bu avantajlar NFV ile dinamik kaynak ayırma, esnek sanal ağ oluşturma işlemlerini ve SDN ile bu kaynakların programlanması ve ağ yönetiminin kolaylıkla yapılabilmesini içerir. Dolayısıyla, bu yeni çerçeveler bilişsel ağ mimarilerinin iyileştirilmesi ve yönetiminde kullanılabilirler. Bununla beraber, bilişsel ağların SDN/NFV çerçeveleri kullanılarak iyileştirilmesi, geleneksel manuel algoritmaları değiştirecek yeni ağ yönetim teknikleri ve hızlı sanal ağ sağlama algoritmalarını gerektirir. Bu çalışmada, AUTOVNET olarak adlandırılan, sanallaştırılmış yazılım tanımlı ağ sağlama ve yönetiminde otomasyonu tanıtan yeni bir sistem tasarlanmış ve gerçeklenmiştir. AUTOVNET ağ yöneticisinin manuel olarak yapması gereken yapılandırmaları basitleştirir ve sanal ağların esneklik ve uyarlanabilirliğini arttırır. Bunun yanı sıra, AUTOVNET ağdaki kaynak ve hedef terminaller arasındaki en sağlıklı yönlendirme seçeneğini belirlemek üzere sanallaştırma öncesi hata tespit ve derin paket analizini gerçekleştirir. Bu yaklaşım, ağ yöneticisinin daha büyük ve karmaşık ağ topolojilerinde hızlı ve kolay bir şekilde sanal ağ oluşturması, yapılandırması ve yönetmesini sağlar.

Coğrafi bilgi sistemleri kullanılarak Porsuk havzasında baraj planlama çalışmalarının araştırılması

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Yüksek Lisans Türkçe 2017 Diğer
Türkiye hızla gelişmekte olan ve aynı zamanda nüfusu da hızla artan bir ülkedir. Bu gelişme ile beraber, enerji ihtiyacı da hızla artmaktadır. Bu nedenle enerji Türkiye için çok önemlidir. Ancak sahip olduğu enerji kaynakları, Türkiye'nin ihtiyacını karşılamamaktadır. Türkiye eksik enerji ihtiyacını yurt dışından temin etmektedir. Bunun maliyeti ise yılda ortalama 70 milyar dolardır ve bu rakam her geçen yıl artmaktadır. Bundan dolayı Türkiye enerji kaynaklarını geliştirmek ve bu enerji açığını kapatabilmek için, sahip olduğu su potansiyelini enerjiye dönüştürmesi bir zorunluluktur. Bunun için Türkiye'nin su kaynaklarını kullanarak, hidroelektrik enerji potansiyelini geliştirmesi gerekmektedir. Bu çalışmada Porsuk havzasında hidroelektrik enerji potansiyelinin araştırılması amaçlanmıştır. Bu amaçla, Porsuk havzasının sahip olduğu hidroelektrik enerji potansiyeli incelenmiştir. Havzadaki su potansiyelinin hesabı ve hidroelektrik enerji potansiyelinin belirlenmesi için, Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) ve Simahpp yazılımları kullanılmıştır. Porsuk havzasında hidroelektrik enerji potansiyelini hesabı için, uygun bir noktada yeni bir baraj planlaması yapılmıştır. Planlanan barajın olası maliyeti ve barajdan temin edilebilecek hidroelektrik enerji miktarı da hesaplanmıştır. Sonuç olarak, Porsuk Havzasında planlanan bu yeni barajın toplam kurulu güçleri 5.417 MW ve yıllık üretebileceği elektrik enerji miktarı ise 18.983 GWh olarak hesaplanmıştır.

Coğrafi bir yaklaşımla Kumasi'nin (Gana) kentsel sürdürebilirlik ve yaşanabilirlik analizi

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Yüksek Lisans Türkçe 2018 Beşeri ve İktisadi Coğrafya Bilim Dalı
Kentsel sürdürülebilirlik göstergeleri, kent plancılarının, şehir yöneticilerinin ve politika yapıcıların mevcut kentsel tasarımların, altyapıların, politikaların, atık bertaraf sistemlerinin, kirliliğin ve vatandaşların hizmetlerine erişimlerinin sosyo-ekonomik ve çevresel etkilerini ölçmesine izin veren araçlardır. Bu bakımdan, mevcut sorun ve baskıların teşhisine, dolayısıyla iyi yönetim ve bilim temelli tepkiler yoluyla ele alınacak kararların belirlenmesine yardımcı olmaktadır. Günümüz kentlerinde bu alanda çeşitli organizasyonlar ve araştırma grupları tarafından sayısız gösterge geliştirilmiş ve test edilmiştir. Bu araçlar içeriğinde uygulanabilir ve genelde halk sağlığı ve hizmetleri, yönetişim, ulaşım, gelir, istihdam ve ulaşım gibi sürdürülebilir kalkınma prensiplerini de barındırmaktadır. Kentler hızlı ve kontrolsüz büyümelerini sürdürürken, söz konusu araçlarla ekonomik ve fiziksel yoğunlaşmadan kaynaklanan çevresel ve sosyal eşitlik problemlerini çözerek kentleri daha yaşanabilir kılmaktadır. Bu çalışma, Gana'nın önemli kentlerinden biri olan Kumasi'nin mevcut kentleşme performansının ölçülmesinde sürdürülebilir kent göstergelerinin kullanılmasını öngörmektedir. Bu nedenle, kent yönetiminin ve ilgilenen kurumların kentin ekonomik ve sosyal kalkınmaya elverişli bir şekilde sürdürülebilir ve yaşanabilir olmasını ne derecede yönetebildiği yada yönetemediğini sorgulamaktadır. Kumasi örneğinden hareketle, Gana kentlerinin bu süreçte tanık oldukları dönüşüm aşamalarını ele almakta ve bu alanda yapılan ilk çalışma olmasıyla özel bir önem arz etmektedir. Çalışmanın ilk bölümlerinde Kumasi kentinin yerleştiği alanın ayrıntılı bir coğrafi analizine yer verilmiştir. Ardından, kentin sürdürülebilirliğinin seçilmiş yaşanabilirlik göstergeleri çerçevesinde değerlendirmeleri yapılmış ve alınması gereken önlemler vurgulanmıştır. Kumasi için önlemler olarak kullanılmıştır. Son bölümde ise, kentsel yaşanabilirlik ve sürdürülebilirlik anlamında Kumasi için iyileştirme önerilerinde bulunulmuştur.

Combinatorial solutions for consensus algorithms and blockchain sharding

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Doktora İngilizce 2021 Matematik Bilim Dalı
Blokzinciri teknolojisindeki en büyük zorluklardan biri ölçeklenebilirlik sorunudur. Ölçeklenebilirlik probleminin pratik çözümü için kritik öneme sahiptir. Ölçeklenebilirliği artırmak için, blokzinciri uygulamalarına katılan uzmanlar, teknolojinin sınırlamalarını belirtebilir. Byzantine Fault Tolerance (BFT) tabanlı yöntemler en yaygın olarak genel blokzincir ağlarına dayalı olarak uygulanmıştır. Ölçeklendirme için iki olası durum çalışılır. Konsensüs komitesini oluşturmak için sıklıkla kullanılan Proof of (Work, stake,...) yöntemleri yerine, BFT tabanlı yöntemlerin kullanımına izin vererek yeni bir model değerlendirmesi önerilmiştir. Bu model, particle swarm optimizasyonunu (PSO) kullanarak lider komiteye katılmak isteyen düğümler için itibar değerini hesaplar. Bu, belirli bir kalite metriğine göre bir aday çözümü geliştirerek bir sorunu optimize etmeye yönelik bir hesaplama yöntemidir. Arama uzayını parçacık denilen olası çözümlerle doldurarak ve bu parçacıkları parçacığın konumu ve hızı üzerinde basit bir matematiksel formüle göre hareket ettirerek çözer. Güven Lideri Komitesindeki düğümlerin zararlı olma olasılığını azaltmak için, komite için yüksek itibar değerlerine sahip uzlaşma düğümleri seçilir. Bu çalışma fikir birliği komitesi oluşturmaya odaklandığından, önerilen modeli daha etkin bir şekilde test etmek için python'da simülasyon kullanılmıştır. Test sonuçları, önerilen modelin, kötü niyetli düğümün varlığında fikir birliği komitesnin yüksek güven ile düğümleri başarıyla seçtiğini göstermektedir. Güncellenmiş güvenilir bir komite seçip, komiteyi güncelleme ve ardından blokzinciri ağının güvenliğini korumak için tüm ağ kullanıcılarının herhangi bir zamandaki katılımına izin vermek hedeflerini karşılamak genel olarak yetersizdir. Şüpheli düğümlerden ne pahasına olursa olsun kaçınılmalıdır. Liderlik komitesinin odağını saldıran düğümlerden saptırmak için biyo-dinamik sistemlerden ilham alan basit bir strateji kullanıyoruz. Yıkıcı düğümleri tespit etmek için elde edilen yöntemden kötü uyarlanmış düğümleri kaldırmak, dürüst düğümlerin veya katılımcıların seçimini de artırır. Grey Wolf Optimizasyonu (GWO) tekniği uygulayarak mevcut sorunu çözmek için denetimsiz bir makine öğrenimi öneriyoruz.\\Ayrıca, blokzinciri çalışmaları son zamanlarda parçalamaya odaklanan ölçeklenebilirlik sorununu ele almak için blokzincirini bölüyor.\Sharding, blokzinciri teknolojisindeki fikir birliği, Bizans hata toleransı ve kendi kendini dengeleme gibi temel hesaplama zorluklarını araştırmak için yararlı bir tekniktir. Parçalama yöntemi, küçük, bölümlere ayrılmış bir blokzinciri ağı oluşturur. Daha kapsamlı bir ağ oluşturmak yerine, daha az düğümlü ağlar kurulur. Ek olarak, başarılı bir parçalama çeşitli alanlara uygulanabilir ve bu da önemli ölçüde daha hızlı işlemlerle sonuçlanır. Ölçeklenebilirlik çözümümüz, denetimsiz bir makine öğrenimi tekniği yardımıyla Topological Data Analysis (TDA) kullanarak sistemi analiz ederek ve parça boyutunu bu süreç için u

Commitment and satisfaction of barangay health workers in Marawi city, Philippines

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Yüksek Lisans İngilizce 2017 Diğer
Sağlık kurumları, çalışanların mesleki memnuniyetinin ve örgütsel bağlılığın çalışan motivasyonundaki hayati rolünün farkındadır. Bu çalışmanın ana amacı, Marawi Şehrindeki sağlık çalışanlarından oluşan bir örneklem üzerinden örgütsel bağlılık ve iş doyumunu araştırmaktır. Bu araştırma, yazındaki öncü araştırmalara ve ankete dayanmaktadır. Birincil veriler anket yoluyla elde edilmiştir. İş doyumu bağımsız değişken olarak alındı ve örgütsel taahhüdün üç unsuru olan efektif, normatif ve devamlılık bağımlı değişken olarak alındı. İstatistiksel analizlerin sonuçları, değişkenler arasında yüksek düzeyde bir korelasyon olduğunu göstermektedir. Taahhüdün normatif biçimi, (r = .600, n = 46, p <.01) iş doyumu ile en yüksek korelasyon derecesine sahiptir. Demografik değişkenlerden yalnızca yaş iş tatmini ile pozitif yönde, eğitim ve gelir ise iş doyumundan negatife yönde etkilenmektedir. Ayrıca, regresyon analizi, örgütsel taahhütlerin üç bileşeninin, çalışanların iş doyumlarında önemli bir değişkenlik açıkladığını göstermektedir. Bununla birlikte analiz, bu örgütsel taahhütlerin hiçbirinin çalışanların mesleki memnuniyeti, duygusal taahhüdü önemli ölçüde tahmin etmediğini göstermektedir. Çalışma, çalışanların bağlılık ve memnuniyetlerinin organizasyon ve işlerine olan genel etkisi hakkında değerli bilgiler sunmaktadır. Dahası, çalışanların örgütsel vatandaşlık davranışlarının geliştirilmesine ilişkin yöntemlerin yanı sıra verimsiz davranışları önleme veya en azından en aza indirgeme teknikleri önermektedir. Bu, sağlık politikası belirleyicilerinin önerilerinde dikkat etmeleri gereken önemli noktaları anlamalarına yardımcı olur. Anahtar Kelimeler: Duygusal katılım, normatif bağlılık, devamlılık bağlılığı ve iş tatmini

Comparative analyis of consequences of breach of contracts and the implementation in standard construction contracts

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Yüksek Lisans İngilizce 2019 Hukuk Bilim Dalı
Bu çalışma, sözleşmedeki taraflardan birinin yükümlülüklerini yerine getirmemesi durumunda ortaya çıkan çeşitli yaptırımlara ele almaktadır. Karşılaştırmalı hukukta kabul edilen yaptırımlar, hakim ana iki hukuk sisteminin temel prensiplerine göre şekillenmektedir. Anglo Sakson ve Kıta Avrupası Hukuk Sistemi, dünyada hakim başlıca yasal sistemlerdir. Ancak, birbirlerinden oldukça farklıdırlar. Ortak hedefleri, adil yasal sistem oluşturmak olsa da, bu iki sistemin her biri, hukuki sorunların çözümü konusunda kendine has bir özelliğe sahiptir. İlgili hukuk sistemleri bazı temel benzerliklere ve farklılıklara sahiptir. Bu nedenle, bu çalışma uluslararası hukuk kaynaklarının aynı ihtilafa yönelik yaptırımların karşılaştırmalı hukukta nasıl ele alındığını incelemektedir. Küreselleşmenin etkisiyle farklı hukuk düzenlerindeki insanlar sözleşme ilişkisine girmektedirler. Bu çerçevede, bu çalışma standart inşaat sözleşmelerini özellikle ele almaktadır. FIDIC sözleşmeleri, uluslararası mühendislik ve inşaat projelerinde uygulanması kabul gören sözleşmeler olarak kabul edilmektedir. Bu sebeple çalışmanın üçüncü bölümünde, standart uluslararası sözleşmelerde kullanılan FIDIC Sözleşmelerinde yer alan çeşitli yaptırımlar ele alınacaktır. Çalışmanın amacı, yargı ihtilafları ile karakterize edilen uluslararası alanda faaliyet gösteren inşaat sözleşmelerinin dayandığı yasal düzenlemeleri göstermektir. Bu yasalar, teamüllere dayanmakta ve bu tür sözleşme ilişkisine giren devletler arasında uyum, benzer uygulama sağlamaktadır. Anahtarı Kelimeler: Sözleşmenin ihlali ; Aynen ifa; Tazminat; Sözleşmenin Feshi; Bedel İndirimi; Uluslararası Sözleşme; Karşılaştırma çalışması; Standart İnşaat Sözleşmeleri

Comparative analysis of financial performance between Islamic banks and conventional banks in Turkey, Qatar, Bahrain, Saudi Arabia and Pakistan

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Yüksek Lisans İngilizce 2020 Muhasebe Finansman Bilim Dalı
İslami Bankacılık ve bu süreçleri destekleyen kurumlar, geçtiğimiz on yılda sürekli artmaktadır. Bu da, İslami bankaların geleneksel meslektaşları üzerinde sahip olduğu benzersiz özellikleri ortaya çıkarmak isteyen bankacılık sektöründeki akademisyenlerin ve uygulayıcıların dikkatini çekti. Bu nedenle mevcut çalışmalar, İslami bankacılığa dahil olan doğa ve süreçlere odaklanmıştır ve bankalarının dünyanın farklı bölgelerindeki performansının karşılaştırmalı çalışmalarına çok az önem verilmiştir. Bu çalısma, 2016-2018 yılları arasında Katar, Pakistan, Suudi Arabistan, Türkiye ve Bahreyn'deki bankaların performanslarını karşılaştırmakatadir. Çalıma vaka çalışması ülkelerinden seçilen beş İslam bankası ile beş konvansiyonel bankanın performansındaki benzerlik ve farklılıkları (her ulke icin bir konvansiyonel banka ve bir İslam Bankası). incelemek için Finansal Oran Analizi yaklaşımını icermektedir. Bu kurumların her birinin karşılaştığı likidite, karlılık, ödeme gücü ve riski ölçmek ve karşılaştırmak için yedi gösterge kullanarak, bir performans göstergesi elde edilir. Bulguların önemini test etmek için, süreçte bir T testi uygulanır. Çalışma, geleneksel ve İslami bankalardaki performansın seçilen eyaletlerde farklılık gösterdiğini ortaya koymaktadır. Özellikle, bulgular İslami bankalarda geleneksel finans kurumlarına göre daha az kar, daha fazla çözücü, daha az risk ve daha likittir. Anahtar Kelimeler: Karlılık, Ödeme Gücü, Geleneksel Bankalar, Risk, İslami Bankalar, Karşılaştırmalı Analiz, Likidite

Comparative analysis of growth in West Africa: The case of Benin, Cote d'ivoire, Ghana and Togo

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Doktora İngilizce 2019 İktisat Teorisi Bilim Dalı
Neoklasik büyüme teorisi, zengin ve fakir ülkeler arasındaki bir yakalamayı öngörürken, içsel büyüme teorisi yazarları, büyüme sürecindeki ekonomik politikaların önemli rollerini vurgulamaktadır. Bununla birlikte, gerçeklerin gelişmekte olan ülkelerindeki farklılıklar ve zayıf ekonomik performanslar ile tutarlı olduğu görünmektedir. Bu tez, Batı Afrika ülkelerinde düşük gelir seviyelerinin belirgin bir şekilde devam etmesi ve aralarındaki gelir farklılıklarının devam etmesini incelemektedir. Batı Afrika ülkelerinde ekonomik performansın karşılaştırmalı bir analizinin yapılması hedeflenmektedir. Bu çalışma, büyüme analizinin neredeyse tüm yönlerini göz önüne almaktadır: yakınsama, üretkenlik (prodüktivite) ve büyüme belirleyicileri. Benin, Fildişi Sahilleri, Gana ve Togo gibi bazı ortak özelliklere sahip dört ülkeye özel olarak odaklanan 12 Batı Afrika ülkesini kapsamaktadır. Çalışmamızın amacına ulaşmak için hem tanımlayıcı istatistikler hem de ekonometrik yaklaşım kullanılmıştır. Veri analizi için üç farklı ekonometrik model temel teşkil etmiştir. Bunlar, Yakınsama Modeli, Stokastik Sınır Modeli ve Batı Afrika'daki yakınsama sürecini, üretkenliği ve belirleyicilerini analiz etmeyi sağlayan Havuzlanmış Ortalama Grubu (PMG) tahmin edicileridir. Çalışmanın sonuçları, Batı Afrika ülkelerinin tek bir kalıcı duruma doğru yakınsama hipotezini geçersiz kılmaktadır. Bölgede iki yakınsama grubunun varlığı ve Benin, Fildişi Sahili, Gana ve Togo sabit durumlarının özellikleri belirlenmiştir. Ayrıca, üretkenliğin bir ülkeden diğerine ve zamanla değiştiği tespit edilmiştir. Sonuçlar Fildişi Sahilleri'nin Batı Afrika bölgesindeki üretim sürecinde en verimli ülkeler arasında olduğunu göstermektedir. Son olarak, sonuçlar, uzun vadede, doğrudan yabancı yatırım, iç yatırım, devlet harcamaları ve dışa açıklık gibi faktörlerin Batı Afrika ülkelerindeki büyümeyi etkilediğini göstermektedir. Bununla birlikte, kısa vadeli analizler, büyüme belirleyicilerinin bir ülkeden diğerine önemli ölçüde değiştiğini göstermektedir. Bu çalışma, Batı Afrika ülkelerinin ekonomilerine ilişkin heterojenliğe ışık tutmaktadır.

Comparative analysis of improving news trustworthiness in Kenya and Turkey in the wake of fake news in digital era

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Yüksek Lisans İngilizce 2021 Medya ve İletişim Çalışmaları Bilim Dalı
Medyanın gelişimi, dijital medyanın ortaya çıktığı dönemde, haberlerin toplanması, kullanılması ve yayılmasını etkilemiştir. 21.yüzyılda dijital medya içeriği, gazeteciler ve kamuoyu için bilgiye erişime katkı sağlayan sosyal medya platformlarının içerisinde büyük bir yer kaplamaktadır. Bu çalışma, haber güvenilirliğinin artırılmasının önemli bir ayağı olarak doğruluk denetleyicilerini inceleyerek dijital çağda sahte haberlerin sonucunda Türkiye ve Kenya'da haber güvenilirliğini artırmanın karşılaştırmalı analizini ele almaktadır. Ayrıca çalışma, Teyit ve Africacheck gibi doğruluk denetleyicileri tarafından dijital çağda yanlış bilgilerin ardından haberlerin şeffaflığını belirlemek için Türkiye ve Kenya'da medyayı araştırmaktadır. Bu çalışma, örneklem büyüklüğü olarak iki editörü hedefleyen Türkiye ve Kenya'daki iki haber doğrulama kuruluşu üzerinden durum çalışması araştırma tasarımını benimseyecektir. Çalışma içerik analizi ve görüşmeler yoluyla toplanan uygun örneklem tekniğini kullanmaktadır. Veriler, tanımlayıcı istatistikler kullanılarak analiz edilecektir ve tablolar, pasta grafikleri, veri istatistikleri ve sütunlu diyagramlar halinde sunulacaktır. Sonuçlar politikayı etkileyecek ve uygulamada akademi üzerinde de etki yaratacaktır.

Comparative analysis of online newspapers in Turkey and in Benin in the context of media economy

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Yüksek Lisans İngilizce 2021 Gazetecilik Bilim Dalı
Son yirmi yıldır medya endüstrisinin sürekli gelişme ve değişim gösterdiği görülmüştür. Yeni teknolojilerin ve internetin yaygınlaşmasıyla birlikte gazetecilik bu yeniliklere ayak uydurmak zorunda kalmış; yeni alışkanlıklar, yeni yöntemler ve yeni ekonomik dinamikler ortaya çıkmıştır. Çevrimiçi mecra, üretim ve dağıtım süreçlerini değiştirerek yeni bir ekonomi de yaratmıştır. Medya sektöründe meydana gelen değişiklikler küresel olsa bile, gazetelerin çevrimiçi yolculuğu, bulundukları sosyal, ekonomik ve teknik ortama bağlı olarak ülkeden ülkeye farklılık gösterebilmektedir. Bu çalışmanın amacı, Türkiye ve Benin'deki çevrimiçi gazetelerin medya sektöründe teknolojinin getirdiği değişimleri nasıl yaşadıklarını araştırmak, bu süreçteki benzerlik ve farklılıkları tespit etmektir. Çalışmada, nitel araştırma yöntemine dayalı olarak, değişen teknolojilerin medya endüstrilerinin işleyişini ve ekonomik dinamikleri nasıl etkilediği araştırılmaktadır. Çevrimiçi gazetecilik gelişimi açısından bakıldığında Türkiye'de çevrimiçi gazetelerin geçirdiği değişimler benzer olsa da, Benin'in bir adım önündedir. Türkiye'de çevrimiçi gazetelerde içerik üretimi, sunumu ve dağıtımı yeni pozisyonlar ve yeni beceri talepleri yaratmıştır. Ancak Benin'de bu pozisyonlar henüz fark edilmemektedir. Ayrıca, Türkiye'de olduğu gibi Benin'de de reklam, çevrimiçi gazetelerin ana gelir kaynağı olmaya devam ederken, personel ve teknik altyapı en büyük gider kaynağıdır.

Comparative evaluation of ramp control methods: A case study on D-100 freeway, Istanbul

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Yüksek Lisans İngilizce 2017 Ulaştırma Mühendisliği Bilim Dalı
Trafik taleplerinin doğru olarak tahmin edilmesi, herhangi bir otoyolun kapasitesinin belirlenmesinde belirleyici faktördür. Genellikle trafik talepleri otoyolun tasarım dönemi temel alınarak belirlenir. Ancak teknolojik gelişmeler, taşıt fiyatlarının düşmesi, arazi kullanımının artması, yeni cazibe merkezlerinin oluşması gibi durumlar taşıt sahipliğini arttırır ve tasarım döneminde elde edilen değer ile gerçek talebin uyuşmazlığını ortaya çıkarır. Özellikle sabah ve akşam zirve saatlerinde talebin kapasiteye yaklaşması ve ulaşması, tıkanıklık adı verilen bir fenomene sebep olur. Tıkanıklık, trafik akımı içerisinde bulunan taşıtların, taşıt yoğunluğundan hareket edememeleri olarak adlandırılabilir. Tıkanıklık, gün boyunca zirve saatlerde yinelenen tipte veya yoldaki anlık olaylara bağlı olarak gerçekleşen ve yinelenmeyen tipte olabilir. Tıkanıklık ile otoyol ağ performansı arasında zıt bir ilişki vardır. Tıkanıklık olduğu durumda taşıt hızları azalır, yolculuk süresi artar. Bununla birlikte azalan taşıt hızları daha fazla yakıt tüketimine ve daha fazla emisyon ortaya çıkmasına neden olur. Tıkanıklık süresince ortaya çıkan dikkat dağınıklığı da trafik kazası gerçekleşme olasılığını da arttırmaktadır. Tıkanıklığın önüne geçmek için yeni yollar ve ek şeritleri yapılması gibi yapısal çözümlemelerin faydasız ve pahalı olduğu 1960'lı yıllardan beri bilinmektedir. Yeni yollar yapmak yerine kapasitenin etkin kullanımı talep yönetimi kavramının ortaya çıkmasına sebep olmuş ve 1960'lı yıllardan günümüze talep yönetimini destekleyici çalışmaların yapılmasına da ön ayak olmuştur. Bu çalışma kapsamında, İstanbul D100 otoyolunun Zincirlikuyu- Okmeydanı arasında yer alan 3,96 km'lik bir kesimi ele alınmış, ilgili kesimde farklı otoyol katılım denetim yöntemleri uygulanarak toplam yolculuk süresinin azaltılması, taşıt hızlarının arttırılması, emisyonların azaltılması amaçlanmış ve uygulanan denetim yöntemleri karşılaştırılmıştır. Tez kapsamında birinci bölümde tezin amacından ve tezin katkılarından bahsedilmiştir. İkinci bölümde trafik akımının temel ve türetilmiş değişkenleri ile bu değişkenlerin birbirleriyle olan ilişkileri tanımlanmıştır. Trafik verisi toplama yöntemleri, trafik akımı modelleme yaklaşımları, ince–boyut, orta-boyut ve kaba-boyut trafik akım modelleri, benzetim modellerinin kısıtları ve otoyol trafik yönetim stratejilerinden de yine ikinci bölüm içerisinde bahsedilmiştir. Üçüncü bölümde denetim sistemlerinden, açık- çevrimli ileri beslemeli ve kapalı-çevrim geri beslemeli denetim sistemleri tanıtılmıştır. Ek olarak, otoyol katılım denetimi yöntemi ayrıntılı olarak ele alınmış ve bu kapsamda geliştirilen algoritmalar tanıtılmıştır. Katılım denetimi yersel ve eşgüdümlü katılım denetimi olarak sınıflandırılmış ve yersel katılım denetimi algoritmaları altında ALINEA, PI-ALINEA, MALINEA, FL-ALINEA, UP- ALINEA, UF- ALINEA, X-ALINEA/Q hakkında bilgiler verilmiştir. Eşgüdümlü katılım denetimi alt başlığında ise en uygun (optimal) de

Comparative performance analysis of variable speed limit systems control methods using microsimulation: A case study on D100 freeway, Istanbul

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Yüksek Lisans İngilizce 2017 Ulaştırma Mühendisliği Bilim Dalı
Otoyollarda artan trafik, altyapıda herhangi bir değişiklik yapmadan, yeni yollar veya ek şeritler yapmak zorunda kalmadan kapasiteyi verimli bir şekilde yönetebilen trafik kontrol sistemleri için bir talep yaratmıştır. Otoyol katılım denetimleri, güzergah yönlendirme ve değişken hız kısıtlamaları gibi akıllı ulaştırma sistemleri yöntemleri, otoyollarda tıkanıklığın azaltılmasında yardımcı olabilir. Otoyol katılım denetimi ve güzergah yönlendirmesi sistemleri kısıtlı uygulama alanına sahipken, değişken hız kısıt sistemlerinin uygulama alanı daha geniştir. Değişken hız kısıt sistemleri, akım kritik yoğunluk veya kritik akım değerine ulaşmadan önce hız kısıtı getirerek tıkanıklığın yerini değiştirebilir. İşgal temel alınarak oluşturulan sabit denetim yaklaşımı I-4 Orlando, Florida'da uygulanmış, akım temel alınarak oluşturulan sabit denetim yaklaşımı ise M-25, İngiltere'de uygulanmıştır. Bununla birlikte birçok çalışmada, farklı denetim stratejileriyle daha iyi sonuçlar alınabileceği ortaya konulmasına rağmen, bahsi geçen denetim stratejileri sahada uygulanamamışlardır. Yukarıda bahsi geçen ve uygulanan, işgal ve hızı temel alan denetim yaklaşımlarının her ikisinde de basit ve kolay algoritmalar kullanılmıştır. Bu çalışma, iki farklı değişken hız kısıt denetim yönteminin biribirleriyle karşılaştırılmasını ele almaktadır. İlk yöntemde denetim yöntemi hız, işgal ve hacmi temel alırken ikinci yöntem değişken hız kısıtının belirlenmesinde işgal temelli geri beslemeli denetim sistemi uygulamaktadır. Çalışma alanı olarak seçilen D100 Otoyolu, günün sadece zirve saatlerinde değil birçok zaman dilimi içerisinde tıkanıklığa maruz kalmaktadır. D100 otoyolu üzerinde bulunan otoyol katılım bölgelerindeki yoğun trafik, çalışma alanının seçiminde cezbedici bir unsur olarak göz önünde bulundurulmuştur. Bununla birlikte çalışma bölgesi içerisinde herhangi bir değişken hız kısıt sistemi uygulaması yoktur. Tez kapsamında birinci bölümde tezin amacından ve tezin katkılarından bahsedilmiştir. İkinci bölümde trafik akımının temel ve türetilmiş değişkenleri tanımlanmış, birbirleriyle olan ilişkileri irdelenmiştir. Trafik verisi toplamada noktasal ölçümlerden, kesimlerde ve kesitlerde yapılan ölçümlerden bahsedilmiş, akıllı ulaşım sistemlerinin geniş bölgelere yayılan ölçüm yöntemlerinden bahsedilmiştir. Ek olarak otoyollarda trafik akımının belirteci olan hizmet düzeyi kavramı tanımlanmış, trafik akım modelleri detaylandırılmıştır. Yine ikinci bölüm içerisinde otoyol denetim stratejileri tanımlanmıştır. Üçüncü bölümde değişken hız kısıt yöntemlerinden ve bu yöntemlerin oluşmasına katkı sağlayan araştırmalara değinilmiştir. Dördüncü bölümde hacim, işgal ve ortalama hızı temel alarak oluşturulan denetim algoritması detaylı bir şekilde anlatılmış, ince- boyut benzetim yazılımında kısıt olacak veriler tanıtılmıştır. Buna ek olarak ikinci denetim algoritması olan, geri beslemeli- işgal temelli ana akım trafik denetim algoritmasına ilişkin bilgiler verilmiştir. B

Comparative study of solar optical fibre and artificial light for daylighting and energy management in tunnel threshold zone

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Yüksek Lisans İngilizce 2022 Diğer
Bu çalışmanın amacı, tünelin eşik bölgesindeki parlaklık seviyesini artırmak için bir çözüm önermek ve bunu solar optik fiber kullanan mevcut bir çalışma ile karşılaştırmaktır. Eşik bölgesinde kullanılacak aydınlatma sistemi Biyodinamik Işık Yayan Diyot armatürlerin kullanıldığı yapay aydınlatma sistemidir. Mevcut çalışmada kullanılan sistem sadece günışığı ile sınırlıdır. Yani sistem gece kullanılamaz. Ek olarak, sistem yalnızca güneş ışığı varlığında çalışır, aksi takdirde tüneldeki armatürlere güç sağlamak için şebekeden güç gerekir. Bu nedenle, sistem bağımsız olamaz. Hibrit sistem gereklidir. Ayrıca sistem, iletim ortamı olarak fiber optik kullanır. Ancak teorik ve pratik olarak fiber optik kablodaki zayıflama kaybının daha uzun mesafe ile oldukça yüksek olduğu gösterilmiştir. Bu nedenle, iletim verimsizdir. Yukarıda belirtilen nedenlere dayanarak, mükemmel optik ve fotometrik parametrelere sahip Biyodinamik LED armatürlerin kullanıldığı bir aydınlatma sistemi önerdik. Ek olarak, bu aydınlatma sistemi iyi elektriksel özelliklere sahiptir. Armatürler çevre dostudur ve enerji tasarrufludur. Ayrıca armatürler hem gündüz hem de gece için ve şebekeli veya sistemsiz olan her yerde kullanılabilir. G109 Karayolu Huashuyan Tüneli, mevcut çalışma aynı tünele dayandığından daha iyi karşılaştırma için bir örnek olarak alınmıştır. Çalışma, simülasyon yazılımında tünel tasarımı için gerekli parametrelerin hesaplanmasından oluşmaktadır. Parametreler Internationale Commission de l'Eclairage (CIE 88:1990 ve CIE 88:2004) esas alınarak hesaplandıktan sonra, bilgisayar destekli LITESTAR 4D-tunnel aydınlatma yazılımına sunulur ve optimizasyon hesaplaması yapılır. Simülasyon sonuçları yorumlanmış ve solar optik fiber aydınlatma tasarım sisteminde elde edilen sonuçlarla karşılaştırılmıştır. Ekonomik ve enerji analizleri eşit olarak değerlendirilmiştir. Eşik tutuşunun gerekli parlaklık seviyesi 83.47 cd/m2 idi. Solar optik fiber kullanılarak aydınlatma için elde edilen sonuç 181.31 cd/m2 idi; aksine elde ettiğimiz sonuç ortalama 91.15 cd/m2'dir. Overall Uniformity 0.47 ve Eşik Artışı %1.7 idi. Elde ettiğimiz sonuç, solar optik fiber aydınlatma sistemi sonucundan daha az olsa da, eşik bölgesinin parlaklık gereksinimini karşılamaya yeterlidir. Ancak sistemimizin avantajı, günün her saatinde kullanabilmemiz ve enerji tasarruflu olmasıdır. Anahtar Kelimeler: Biyodinamik LED, Eşik Bölgesi, LISTAR 4D, Parlaklık, Solar Optik fiber

Comparative study of the role of trans-boundary rivers in relations of countries: The case of nile and euphrates

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Yüksek Lisans İngilizce 2014 Diğer

Comparing biclustering algorithms using data envelopment analysis to choose the best parameters

Thesis Number level Language Year Bilim Dalı
Doktora İngilizce 2019 Diğer
İkili kümeleme yöntemi, veri madenciliğinde en önemli yöntemlerden biridir. İkili kümeleme, veri kümelerinde, özellikle gen ifade veri kümelerinde veya matrisler olarak sunulabilecek herhangi bir veri kümesinde benzer kalıpları keşfetmek için kullanılabilir. 1972'de Blok Kümeleme Algoritması ile başlayarak bugüne kadar çok sayıda algoritma tanıtılmıştır. Bu algoritmaların her biri verideki belli yapıları keşfetmek üzere önerilmiştir. Buna ilaveten, tanıtılan algoritmaların özellikleri birbirlerinden farklıdır. Şimdiye kadar, en iyi algoritmayı seçmek için yardımcı olacak bir kılavuzun olmadığı söylenebilir. Diğer bir problem, her algoritma için en uygun parametrelerin seçilmesidir. Bazı değerlendirme ölçütlerine göre çok aşamalı algoritmaların karşılaştırılmasını amaçlayan birçok çalışma yapılmıştır. Ancak, belirli koşullar altında, algoritmaların en iyi parametrelerinin nasıl seçileceğini belirlemek için çalışma yapılmamıştır. Bu çalışmada, ikili kümeleme algoritmalarının karşılaştırılması için iki aşamalı bir yaklaşım önerilmiştir. Birinci aşama, her bir algoritma için en iyi parametreleri seçmek amacıyla Veri Zarflama Analizinin (DEA) kullanılmasıdır. İkinci aşama, ilk aşamadan elde edilen en iyi parametrelere sahip algoritmaların boyut ve homojenlik ölçümlerine göre karşılaştırılmasıdır.